Hakan Kurtaş’la DOT ve ‘Supernova’ Üzerine

(Oyuncu Hakan Kurtaş’ın Cnn Türk muhabiri Hande Sönmez ile yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz.)

“Okuyup da oynamak istememek mümkün değil”

Hakan Kurtas’ı, bu senenin başarılı ve ‘aldım verdim ben reytingi yendim’ dizilerinden Bir Çocuk Sevdim’in başrol oyuncusu olarak tanıyoruz. Kurtas, DOT Tiyatrosu’nun son harikası ‘Supernova’da (Beautiful Burnout’ta) Cameron rolünü de çok büyük bir başarıyla ve dahası ‘tutkuyla’ oynuyor.Yıldız olmak isteyen, boksla kıssadan hisse şöhret olma derdindeki gençlerin hikayesini anlatan, ‘görsel şölen’ kelimesinin sözlükteki karşılığı olabilecek oyun Supernova’yı ve oyunculukla ilgili düşüncelerini Kurtas’a sorduk.

* Öncelikle DOT’la yolun nasıl kesişti?

Ben Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Oyunculuk mezunuyum. Son sınıf öğrencisiyken 2 sene önce DOT’ta Punk Rock’ın seçmelerine katılmıştım, oyuncularından biri oldum daha sonra. Ve şimdi Supernova’yla (Beautiful Burnout’la) yine DOT’ta devam ediyorum.

* Oyuna hazırlanırken çok zorlu bir süreçten geçtiğinizi biliyoruz bir de senden dinlemek isteriz:

Tiyatro yapan ayrı ayrı oyuncularken bu oyun için farklı bir enerji oluşturduk. 1-1.5 sene boyunca gerçekten acımasız bir boks antremanı sürecinden geçiyorsunuz. Boksun o kendi acımasızlığı dışında başka bir acımasızlığı da var. Koreografi ve dans çalışmaları dışında da psikolojik olarak böyle bir serüvene hazırlanma süreci geliyor. Bizi çok başka bir şekilde bağladı.

Boks ve oyunculuk çok da paralel şeyler aslında; boksta da oyunculukta da herkesin kendi stili var. Boksta da gözünün içine bakmak zorundasın karşındakinin, oyunculukta da aynı şekilde ve birbirimizi çok farklı bir şekilde anlamaya başladık. Bu süreç bizi çok iyi bir ekip haline getirdi. Her oynadığımızda da bunu hissetmeye başladık. O dönemki antreman sürecinden, devamlı zaman geçirmekle de ilgili bir şey. ‘Boks öğrendik, dans öğrendik’ diye değil bunun dışında da iyi bir ekip haline geldik biz, güzel bir sinerji oluştu kısacası.

* Yazar Bryony Lavery’nin Frozen oyunundan sonra yazdığı pek çok oyun var aslında.  Neden Supernova (Beautiful Burnout)’yı sahnelemeye karar verdiniz?

Tuğrul’la Pınar, Özlem Abla (Özlem Daltaban) da yurt dışında izleyince sahnelemek istiyorlar, sonra biraz daha bakınca, irdeleyince çok daha başka şeyler anlatabileceğimizi keşfettik. Bu oyun tesadüf değil ama tamamen kesin bu olacak diye önceden karar verilmiş de değil aslında.

Supernova (Beautiful Burnout) herkesi heyecanlandıran bir işti. Okuduğunuzda oynamak istememek mümkün değil. Sadece yapabilir miyim, becerebilir miyim acaba? durumu söz konusu oluyor yoksa istememek diye bir şey söz konusu değil.

* Sence Supernova (Beautiful Burnout) en çok neyin altını çiziyor?

Oyunun genelinde de benim sahnelerimde de geçen, hissettiğim şey şu: Bir yıldız olmaya çalışırken, yapılan şeyler, o süreçte yaşadığımız şeyler aslında gerçek hayat. Sahnede olan şey de o. 1.5 sene önce çok daha farklıyken o süreçle geldiğimiz bu hali de anlatıyor, sahnede de o süreci yaşıyoruz hep beraber ve hayatımız aslında o süreçler.

* Supernova (Beautiful Burnout) daha önce Edinburgh’ta sergilendi. Şimdi Avustralya’da turnede oynanıyor. Buradaki Beautiful Burnout’un orijinal oyundan ne gibi farkları var?

Mesela dövüş sahnelerinin daha farklı olduğunu biliyorum. Ama baktığınızda da sonuçta oyunun yönetmeni ayrı, oyuncuları ayrı. Dolayısıyla da mutlaka birtakım farklılıklar söz konusu. Metin, ‘mesele’ aynı tabii ki. Ama şu andaki halinden bir kişiyi çıkarıp başkasını koysanız da çok değişecektir.

* Senin metinlerini sevdiğin, metinlerini okuyunca o metinleri sahnelemek istediğin yazralar kimler peki?

Çok var aslında. Daha önce içinde yer aldığım Punk Rock’ın da yazarı Simon Stephens var. Simon Stephens’ın Pornografi oyununun da metnini beğenmiştim. Philip Ridley’i seviyorum. Bunun dışında hikayelerini okuyup çok sevdiğim Hakan Günday var, onun hikayelerinin her yöne çekilebilecek tarafları var. Sonra Berkun Oya var. Sam Shepard’ın metinleri önemlidir, onla başladık modern metinlere diyebilirim. Sadece İngiltere’den çıkan yazarları seviyorum gibi bir yaklaşımım yok ama İngiliz yazarlar favorilerim arasında.

* In your face dışındaki türdeki oyunlarda oynamaya nasıl bakıyorsun?

Ben bir ara Samuel Beckett’e epey takmıştım. Ömrünün sonuna kadar takacağın yazarlar var bit de bir ‘hiç’ten bahsediyorlar ve o hiç’lik hiç bitmediği için takılı kalman da normal aslında. Bir ara absürde takmıştım ama insanlara dert anlatmanın en çok in your face ile olduğunu düşünüyorum. 10 yıl sonra başka bir şey daha iyi anlatabilir zaten tiyatro devamlı devinen ve değişen bir şey olduğu için.

Ben bu değişimi anlatması açısından Fincher’ı bu konuda çok iyi bir örnek olarak görüyorum mesela. Önce ‘Seven’, birkaç yıl sonra ‘Fight Club’ 10 yıl sonra ‘Social Network’. İnsanların nereye gittiği, yaşanan değişim bu kadar güzel anlatılabilir.

* Tiyatro için söylenen ……………’yı klişe buluyorum dediğin şey?

‘İnsanı insana insanca anlatma sanatı’ sanırım:

* Son dönemde izlediğin ve tavsiye edeceğin oyun ve filmler?

Almodovar’ın son filminden (İçinde Yaşadığım Deri) çok etkilendim. Bir şeyler yaratmaya çalışan bir insan olarak da çok etkilendim.

Annemi Öldürdüm filminin yönetmeni Xavier Dolan’ı çok seviyorum mesela, ‘başucu yönetmeni’ diye bir şey varsa o benim başucu yönetmenim. Onun dışında Zenne’den çok etkilendim. Film olarak çok başka bir yerde Türkiye’de. Oyun olarak da Güzel Şeyler Bizim Tarafta ve yine KREK’in bir oyunu Bomba’dan çok etkilenmiştim.

* Beautiful Burnout dışındaki diğer projelerden bahsedersek?

Bir Çocuk Sevdim dizisi var. 19 bölümdür devam eden, şimdi Star’a geçen, hikaye kalitesinden bir şey kaybetmeyen içinde işini çok severek çalışan insanların çalıştığı bir dizide yer alıyorum ve bu yüzden çok şanslı hissediyorum kendimi.

* Bir twitter hesabın veya Facebook’ta bir fan page’in var mı?

Benim yönettiğim bir Twitter hesabı yok. FB fan pagede de benim değil başka arkadaşların oluşturduğu bir sayfa var.

Cnn Türk