Kelepçeli İlişki İstemem

(Sabah gazetesinde yer bulan Doğa Rutkay söyleşisini yayınlıyoruz.) “Kadın-erkek ilişkilerini irdeleyen oyunda rol alan Doğa Rutkay “Kırmızı noktalı ilişki olmaz. İlişki açık ve paylaşarak yaşanmalı” dedi ve ekledi: Karşımdakinin özgürlük alanına müdahale etmeyi hiç sevmem. Kelepçesiz yaşanan ilişkilerin taraftarıyım”

Ünlü oyuncu Doğa Rutkay; şu günlerde ‘3. Türden Yakın İlişkiler-Başlangıç’ adlı oyundaki performansıyla adından söz ettiriyor. Tiyatro E.S.E.K.’in sahneye koyduğu oyunda; Rutkay’a, Uğur Uludağ, Yosi Mizrahi ve Yağmur Kaşifoğlu eşlik ediyor. Rutkay; kadın-erkek ilişkilerine farklı bir bakış açısıyla yaklaşan oyununu, ikili ilişkilerle ilgili düşüncelerini ve tiyatro aşkını Şamdan Plus’tan Gülru İncu’ya anlattı.

EĞLENEREK ÇÖZELİM!
Oyun sizce kadın-erkek ilişkileri konusunda gerçek hayatı yansıtıyor mu?
Çok hoşuma giden bir söz okumuştum bir yerlerde: “Kadın ile erkek arasındaki savaş bitmez, çünkü düşmanla işbirliği vardır.” Uzadıkça uzayan, hiç bitmeyecek bir hikaye bu! Zaten bu nedenle değil mi; şarkılara, filmlere konu olması… Bu oyun; ‘Üçüncü Türden Yakın İlişkiler’in üçüncü versiyonu… İlk iki oyun da sadece kadın ve erkek üstüne kuruluydu. Bu oyunda da tartışmaya, ilişkileri kovalamaya devam ediyoruz. Özellikle ikili ilişkilerle ilgili sahneler oldukça ilgi çekiyor. Kadında mı, erkekte mi daha çok sorun var? Neden yürümüyor bu ilişkiler? Bunu arayıp duruyoruz. Peki bir sonuca varabiliyor muyuz? Hayır. Öyleyse gelin; bu çözümsüzlüğü eğlenerek atlatalım.

Sizin bir ilişkide kırmızı noktalarınız, asla tahammül edemeyeceğiniz şeyler neler peki?
“Kırmızı noktalı ilişki olmaz” demekle başlamak isterim söze. Niçin kırmızı nokta olmalı ki? Apaçık ve paylaşarak yaşanması gereken bir bağ olmalı bu! O zaman sağlam durabiliyorsunuz çünkü, ayrılıp kopsanız bile… Bu ilişki denilen hadisede tek bildiğim; özgün, çeşitli, heyecanlı, dost ve özverili olmak… Karşımdakinin özgürlük alanlarına müdahale etmek hoşlanmadığım bir şey. Kimse kimseye ait değil, kelepçesiz yaşanan ilişkilerin taraftarıyım.

Size gelen tüm projelere gönül rahatlığıyla “Hayır” diyebiliyor musunuz, yoksa içinize sinen ama zamansızlık yüzünden kabul edemediğiniz işler de oluyor mu?
Bayıla bayıla “Hayır” diyorum. Kendime zaman ayırmak, tiyatromu her şeyden ayrı tutmak gibi zorunluluklarım var. Bugüne kadar içime sinmeyen hiçbir işte çalışmak zorunda kalmadım.

İNSAN OLMAYI ÖĞRETTİ
14 senedir tiyatro sahnelerindesiniz. Oyunculuk hayatınızın en unutulmaz anısı nedir?
Seyircinin bağırarak ayakta alkışladığı her an unutulmaz!

Tiyatro adına babanız Rutkay Aziz’den aldığınız en önemli tavsiye nedir?
“Teknik ekibine sahip çıkacaksın, hürmet edeceksin.”

Babanız sizi ilk hangi oyunda izlemişti?
Babam tüm oyunlarımı izledi, hayran kaldı tüm ekibe. Doğru işi yaptığımı düşünüyor ve benden memnun!

Yeni bir oyun geldiğinde hangi kriterler sizin için önemli oluyor?
Bizde yeni bir oyun gelmiyor ki; Uğur Uludağ açıklıyor: “Arkadaşlar bir ay sonra yeni oyunun provasına başlıyoruz! Konusunu sonra anlatırım…” Hiç bilmeden başlarız rolümüze ve sonra da oyuna aşık oluruz.

Oyunculuk size ne öğretti?
İnsan olmayı… Kimseyi ayırmadan, etiketlendirmeden sevmeyi…

HİÇBİR SANİYEYİ ISKALAMIYORUM!
Bu yoğun tempoda kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?
Hem de öyle ayırıyorum ki! Bir saniyeyi bile ıskalamıyorum. Çok mu çalıştım, kapatıyorum cebimi ve yokum!

Hayatınızı tamamen değiştirme şansı verilse, neyi değiştirirdiniz?
Hiçbir şeyi değiştirmezdim. Ailem, mesleğim, arkadaşlarım, yeteneklerim; her şey aynı kalsın lütfen…

TİYATRO OLMASAYDI HAYAT ÇEKİLMEZDİ
Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde ‘Sahne Tatbikatı’ dışında da dersler veriyor musunuz?
Hayır, dersimin adı bu. Sadece bu dersi veriyorum diye biliniyor ama buyurun, sınıfa gelin bir gün; dünyayı konuşuyoruz… Aşk, meşk, dert, tasa, mutluluk… O gün çocuklarda gündem neyse, hemen dersi o yöne çeviriyorum.

BENİ BÜYÜTTÜ!
MGSM’deki dördüncü senenizdesiniz. Bildiklerinizi genç nesle aktarmak nasıl bir deneyim kazandırdı size?
Beni büyüttü resmen. Unuttuğum, okuyup hatırlamadığım ne varsa tekrar çalışırken buldum kendimi. Çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Şu genç yaşımda böyle bir deneyim yaşamamı sağlayan Müjdat Hoca’ma bir kez daha teşekkür ederim.

Tiyatroda her şey hayattan daha mı kolay, yoksa daha mı zor?
Ne güzel bir soru, bayıldım… Bilmem hiç düşünmemiştim. İkisi de o kadar iç içe ki. Zaten Shakespeare “Tiyatro hayata, insana ayna tutmaktır” der. Aynen öyle; hayatın ta kendisidir tiyatro. Ancak hayattan daha zor bir şey olduğunu düşünemiyorum. Hatta öylesine zor ki bazen, tiyatro olmasa hayat çekilmezdi.

Sabah