Bale Vücuda Estetik Sağlar

Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale Bölümünü bitiren Önem Özden, ”Neden çocuklarımızı sahnelerde bale yaparken görmeyelim” dedi.

Mersin Devlet Opera ve Balesinde görev yapan Önem Özden, 18 yıldır Yurt içinde ve Yurt dışında oynanan tüm eserlerde görevler aldığını ve işini çok sevdiğini söyledi.

Özden Bale ile ilgili sorulan bir soru üzerine balenin ne olduğunu ve nasıl ülkemize geldiği sorusuna bir açıklama getiren sanatçı sözlerine şöyle devam etti.

Kadın ve erkek dansçıların bir tiyatro sahnesinde yorumladıkları figürlü danstır dedi.

Özden; ”Bale, belli figürlere, adım atışlara dayalı dans ve müzikli gösteri türü. Bale, çoğunlukla müzikli yapılır. Bale terminolojisinde ayakların tam parmak ucunda durmasını sağlayan bir çeşit ayakkabıya point denir . Bale yapılmadan önce esneme hareketleri mutlaka yapılmalıdır; yoksa ısınılmadan hareketler yapıldığı için sakatlanılabilir. Bale dans, mimik, müzik, duygu ve dekor sanatlarının ileri standartta birleştirilerek kullanan bir tiyatro gösterisi olarak tanımlanabilir. Asıl eleman olarak kullanılan dans aslında italyanca dans anlamına gelen “ballo” ya da “balletto” sözcüğünden türetilmiştir. Bale ilk olarak İtalya’da rönesans döneminden görülmektedir. Mim sanatçılarının ortaçağ ve rönesans tiyatro gösterilerinde ve geleneksel halk gösterilerindeki dans adımları bugünkü balenin temellerini oluşturur. O zamanlarda koreografik bir düzeni olmayan bale Dominic de Piacenza ve Antonio Cornazzo’nun ilk koreografik kompozisyon denemeleri ve adımlara isim vermeleriyle gelişmiş bu noktada Fransızlar çok etkilenmiş ve bunun sonucunda bugünkü balenin ilk tohumları 1581’de Catherine de Medici’nin “Beaujoyeux” adlı Le Ballet Comique de la Reine tarafından sahnelenen gösterisiyle atılmıştır. Fransa’da Henry IV tarafından desteklenen bale tüm Avrupa’ya, oradan da 16. ve 17.yüzyılın sonlarında da Danimarka ve Isveç’e kadar yayılmıştır. Balenin altın çağı kendisi de iyi bir dansçı olan Louis XIX döneminde başlamıştır. Bu döneme kadar halk tarafından dans edilirken bir kez profesyonel dansçılar kostüm maske ve peruklar kullanarak dans etmeye başlamışlardır. 18.yüzyılda bale tamamen kendini opera sanatından soyutlayarak özgür bir sanat formuna kavuşmuştur. Bunun da tohumları George Noverre trafından atılmış ve bugün sahnede gördüğümüz bale sanatı onun koyduğu kurallar üzerine kurulmuştur. 18.yüzyılın ikinci yarısında Rusya’ya ulaşan bale St.Petersburg da Petipa ve Saint-Leon la hayat bularak gelişmiş ve bugün hala sahnelenen Uyuyan Güzel, Fındıkkıran ve Kuğu Gölü gibi tanınmış eserler buradan tüm dünyaya yayılmıştır.

Balet Önem Özden Ülkemize ise balenin gelişi şöyle açıkladı; “Cumhuriyetin ilanından sonra, Devlet Konservatuvarı’nın kuruluş yıllarında, Biryan Güzel, Giselle, Kuğu Gölü, Sylvia, Fındıkkıran gibi klasik baleler izledi. Gene o dönemde sergilenen çağdaş bale yapıtları arasında The Rake’s Progress, Şah-Mat, Pagodalar Prensi, vb. sayılabilir. Ayrıca Türk bestecierinin müziği üstüne yabancı koreografların düzenlediği baleler de sahneye konmuştur: Çeşmebaşı (müzik: Ferit Tüzün); Hançerli Hanım (müzik: Bülent Tarcan): Sinfonietta (müzik: Nevit Kodallı). 1968 yılında koreograf Sait Sökmen, Ravelin yaylı çalgılar dörtlüsü üstüne Cari adlı bir bale yapmış, 1969 yılında da Çetin Işıközlü Alfred Rodriguez’in isteğiyle Judith adlı özgün Türk balesinin müziğini bestelemiş ve bu yapıt 1970 yılında sergilenmiştir. Hem bestecisi, hem de koreografı Türk olan balelerin 1973 yılından başlayarak ortaya çıktığı görülür. Gerçekten 1973’te Oytun Turfanda, Necil Kâzım Akses’in Baz/ade’mdan yararlanarak Pembe Kadın’ı, Duygu Aykal da Cengiz Tanç’ın Divertimen-fo’sundan yararlanarak Çoğul’u düzenlemiş, bir yıl sonra gene Duygu Aykal, İlhan Usmanbaş’m bir müziğinden yararlanarak Oluşum’u yaratmış, 1975 yılında Oytun Turfanda ikiyapıt daha oluşturmuştur: Cengiz Tanç’ın bazı orkestralamaları üstüne Yoz Döngü; Nevit Kodalh’nın süitle-rinden oluşan Güzelleme.Daha sonraki yıllarda sahnelenen Türk baleleri arasında özellikle müziğini Nevit Kodalh’nın bestelediği,koreograüsini Oytun Turfanda’nın yaptığı Hurrem Sultan, müziğini Necdet Levent’in bestelediği, koreografisini Suna Şenel’in yaptığı Ço-ban Yıldızı (1983), koreografismi Altan Tekin’in yaptığı Milli EgemenlikDestanı (1989) sayılabilir.” dedi.

Önem Özden; “Bende diyorum ki gelin çocuklarımızı nasıl aileler spora yönlendiriyorsalar baleye de yönlendirsinler. Çünkü, Çocuklarımız küçük yaşta baleye yönlendirilirse ve gerçektende yetenekleri varsa. İşte bende diyorum ki çocuklarımızı küçük yaşta hassas,nitelikli ve estetik güzelliği olan balede neden görmeyelim. Biz sanatçılar bu konularda elimizden ne geliyorsa yardımcı olmaya çalışacağız. Veliler Buyursunlar gelsinler bizleri bulsunlar bizde onlara elimizden ne geliyorsa gösterelim ve tüm bildiklerimizi öğretelim” dedi. Özden çekinmeden söylediklerimin arkasındayım diyerek telefon numaramı da bırakıyorum dedi. 0535 935 55 89

Bülent Ölçer

Mynet