Yaşam Biçimimi Tiyatro Belirledi

[Gülbahar Karakuş’un Sumru Yavrucuk yaptığı ve Hürriyet gazetesinde yayınlanan söyleşisini aktarıyoruz]

Sumru Yavrucuk, “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisinde Meryem karakterine hayat veriyor. İki yıldır beyazcamda olan usta oyuncunun aklı fikri ise tiyatroda. Yavrucuk, yaşam biçimini tiyatronun belirlediğini söylüyor.

Yaklaşık iki yıldır “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisiyle ekrandasınız. Peki, bu dizide yer almak istemenizin sebebi neydi?

– Bir sinema filmi için rahatlıkla risk alırım. Ancak televizyon deyince bu sektörde kendini ispatlamış yapım şirketleri, doğru proje ve onu hayata geçirecek yetkinlikte kalemlerle çalışmayı önemsiyorum. Bence önem sırasına göre proje, oyuncudan önce geliyor. Çok iyi oyuncu oldukları ve iyi oynadıkları halde birkaç bölümde işleri sonlanan arkadaşlarımız var.

Sizce dizi, Fatmagül karakterinin yaşadıklarıyla gerçek hayatta karşılaşan kadınlara örnek oluyor mudur?

– Şiddetin herhangi bir türüne maruz kalan kadınların, düştüğü durumu kabullenip örtbas etmesi yerine paylaşması ve paylaşırken kendini iyileştirmesi açısından dizinin yapıcı olduğunu düşünüyorum.

MERYEM’DEN DAHA HEYECANLI VE SABIRSIZIM

Dizide Meryem adlı çok mantıklı bir karakteri oynuyorsunuz. Siz de onun kadar mantıklı ve soğukkanlı mısınızdır?

– Meryem’den daha heyecanlı ve sabırsız olduğum kesin.

Bir de Meryem’in ‘koca karı’ ilaçları var. Sizin böyle hünerleriniz var mı? Alternatif tıbba inanır mısınız?

– Uzun süreden beri boyun ve bel fıtığı problemim var. Alternatif tıbbı denedim, kalıcı bir sonuç elde edemedim. Fakat bitki çaylarının faydasını gördüğümü düşünüyorum.

TİYATRO SEYİRCİSİ AYRICALIKLI

Tiyatroya olan tutkunuz yaşam biçiminizi nasıl etkiliyor?

– Yaşam biçimimi tiyatro belirledi diyebilirim. Genelde onun isteklerini yapmak zorunda kalıyorum. Çocuğumun arzularını yerine getirmeye çalışır gibi. “Seninle hep beraber yaşayalım” diyen bir çocuk. Spor yap, nefesini aç! Sigara mı? Aklından bile geçirme! Set ortamında biraz bu kurallar kırılıyor ister istemez.

Dizi çekiminin yoğun temposu nedeniyle tiyatro sahnelerinden uzakta kaldınız. Bu durum size neler hissettiriyor?

– Hissettiklerimi bağımlıların yaşadığı “yoksunluk” gibi tanımlayabilirim. Neyse ki tiyatro yapmamak tiyatroyu düşünmemek anlamına gelmiyor. Oyunlar okumak, etkilendiğiniz bir teksin peşine takılmak, oyun üstüne kafa yormak… Kısaca hayal kurmak için bol bol vaktim oluyor setlerde.

Dizilerde oynamak, bir oyuncunun seyircisini artırıyor mu?

– Tiyatro seyircisi ayrıcalıklıdır, seçicidir. Popüler olmanın avantajları vardır elbet ama tiyatro seyircisi oyuna meşhur görmeye gitmez. Beklentileri yüksek olduğu için kötü işlerin de kalması zordur.

Peki yeni bir tiyatro oyunu projeniz var mı?

– Bu sezon provalarına başlayacağımız Martin Sherman’ın yazdığı Mesih adlı oyunda rol alacağım. Oyunun yönetmeni ise çok güzel oyunlarda imzası olan Şakir Gürzumar.

GENÇ OYUNCULARI KEYİFLE İZLİYORUM

Engin Akyürek’le “Yabancı Damat” dizisinde de birlikte rol aldınız. Nasıl buluyorsunuz Engin Bey?

– Evet, “Yabancı Damat” Engin’in ilk işiydi. Engin o zamandan bu yana kendini çok geliştirdi. Bunu görmek de çok güzel.

Yeni nesil oyuncuları nasıl buluyorsunuz?

– Genç oyuncuları keyifle izliyorum. İçlerinde akılda kalan, hemen sivrilenler var. Çalışmadığım günlerde oyunları takip etmeye çalışıyorum. Bazen bir dizide karşıma çıkıyorlar bazen bir sinema filminde ya da sahnede. Hele bir de emeğim geçtiyse keyiften ölüyorum.

Hürriyet