Bu Dönemde Tiyatro Yapmak Büyük Delilik

[İlker Gezici’nin oyuncu Ruhi Sarı ile yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz.] Bir oyun, bir film ve bir dizide rol alan Ruhi Sarı, “Tiyatroların art arda kapandığı bir dönemde tiyatro yapmak büyük delilik. Tiyatro Akla Kara’nın kurucuları bu cesareti gösterince, ben de üzerime düşeni yaptım; ‘Komiser Trotter’ rolünü kabul ettim” diyor.

‘Sümela’nın Şifresi Temel’ adlı filmde Laz, TRT 1’de yayınlanan ‘Mavi Kelebekler’ adlı dizide Sırp katili oynayan Ruhi Sarı, dünyaca ünlü yazar Agatha Christie’nin 60 yıldır sahnelendiği için Guiness Rekorlar Kitabı’na giren oyunu ‘Fare Kapanı’nda da bir İngiliz komiseri canlandırıyor. Sarı’yla geçtiğimiz hafta 50’nci kez sahnelenen ‘Fare Kapanı’nı ve oyunculuğu konuştuk…

Tiyatro Akla Kara’yla nasıl kesişti yolunuz?
Tiyatronun kurucuları Savaş (Özdural) ve Kerem (Kobanbay) benim liseden arkadaşlarım. Lise yıllarında ilk kez Savaş’ın yönettiği bir oyunda rol almıştım. Hayat bizi farklı yerlere götürdü. Sonra bir gün Savaş beni aradı ve “Tiyatro yapacağız” dedi. Ben de “Seve seve” dedim. Tiyatroların bir bir kapandığı, özel tiyatroların önüne engellerin konulduğu bir devirde tiyatro yapmak büyük delilik… Onlar bu cesareti göstermişler, ben de üzerime düşeni yaptım.

ZEKİCE YAZILMIŞ
Fare Kapanı’, Agatha Christie’nin romanından uyarlanan bir oyun… Okumuş muydunuz romanı?
Okumamıştım; oyunu duyunca okudum. Roman müthiş ama bu kez de kaygılanmaya başladım. Çünkü gerek sinemada, gerek tiyatroda yazılmış bir romanın uyarlanmasında sıkıntılar oluyor. Fakat oyunu Agatha Christie’nin tiyatroya uyarladığını öğrenince şüphelerim ortadan kalktı.

Tüketim çağındayız ama bu oyun tükenmiyor. ‘Fare Kapanı’ 60 yıldır oynanıyor. Siz, bunu neye bağlıyorsunuz?
İlginç bir durum. Türkiye’de de uzun yıllar oynanan ‘Lüküs Hayat’ var. ‘Fare Kapanı’ da Guinnes Rekorlar Kitabı’na girmiş, eskimeyen bir oyun. Bu bile, başlı başına merak uyandırıyor. Oyun 60 yıldır oynuyorsa ve kitabı da hâlâ çok satan bir romansa, demek ki her dönem takipçisiyle buluşmuş bir eser… Misafirhaneye gelen konukların birbirleriyle ilişkileri anlatıldığı için eskiyecek bir durum yok. Bence çok zekice yazılmış ve 100 yıl daha merak uyandıracak bir oyun…

POLİ SİYE DE HATA OLMAZ
Sizin tiyatrodaki ilk polisiyeniz. Komedi ve dram oynamış biri olarak polisiye nasıl bir deneyimdi sizin için?
Polisiye çok enteresan, ne yazılmışsa onun oynanması gereken bir tür. Doğaçlamaya hiç imkan tanımıyor. Sahnede yapabileceğiniz en küçük hata, her şeyi çökertebiliyor. O açıdan algı sürekli açık olmak zorunda. Burada canlandırdığım ‘Komiser Trotter’ bambaşka bir adam. Oyuncunun en büyük hazinesi cebinde taşıdığı kimlikler… Bu da benim için farklı bir kimlik. Çok keyif alıyorum.

BAŞA RI GİŞE DEĞİL DİR!
‘Sümela’nın Şifresi Temel’ filminde de rol aldınız. Film, 2 milyon izleyiciye ulaştı. Bu başarıyı bekliyor muydunuz yoksa sizi şaşırttı mı?
Çok enteresan bir şey oldu. Sümela’nın tepesinde intihar sahnesini çekerken, kuş yanıma pisledi. “Aha 2 milyon seyirci” dedim. Ağzımdan öyle çıktı. Oysa, biz 500 bin civarında seyirci gelse bile başardık diyecektik.

Başarı ölçütünüz nedir?
Kimisi için gişe, kimisi için bir işin bitmesi başarıdır. Herkes yaptığı işin çok izlenmesini ister ama benim için yaptığım işin yerine ulaşması daha önemli. Yaptığım işin seyirciyle buluşması, tuttuğum takımın gol atması gibi bir şey… Maddi getirisini bir kenara bırak, manevi hazzını anlatabileceğim bir cümle yok! Benim için başarı kıstası budur; gişe değil.

Dizi, sinema ve tiyatro yaptınız ve hepsi izlenen işler oldu. Kazandığınız başarı sizi şımarttı mı?
Çok keyifli bir şey tabii ki ama aynı zamanda tehlikeli de. Ben hep aynı şekilde devam etmek istiyorum. Tür ayırt etmeden oynamaktan keyif alıyorum. Sinemada Laz, televizyonda Sırp katili, tiyatroda İngiliz komiseri oynuyorum. Bundan daha keyifli bir şey olabilir mi? Şımarma meselesine gelince; hiçbir zaman “Ben neymişim!” demedim. Oynadığım filmlerin galalarına hep utanarak gittim. Seyirci tepki verene kadar da kendimi rahatsız hissettim. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, yer aldığım hiçbir proje yüzünden ağzımın tadı kaçmadı.

TEPKİDEN RAHATSIZ OLAN BİRİ DEĞİLİM
TRT’de yayınlanan ‘Mavi Kelebekler’de bir Sırp katili oynuyorsunuz. Sahnede ise komisersiniz. Hem katili, hem de polisi oynamak çelişki değil mi?

Sanatın toplumun aynası olduğunu çok genç yaşta öğrendim. İşim seyirciye ayna tutmak ki, kendi yüzlerini görsünler. Canlandırdığım karaktere kızıyorlar ama ben oynadığım karakterlerle yaşayan biri değilim. O yüzden tepkilerden rahatsız olmuyorum.

BENİM KAYGILARIM VAR
‘Fare Kapanı’ isimli oyunun izleyicide şüphe uyandırdığını ve çocukları yetiştirirken dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan oyuncu Ruhi Sarı, şöyle dedi: “Eskiden çocuklar, sokakta oynayabilirdi. Şimdi 1.5 yaşında bir oğlum var ve ben onun için kaygılanıyorum.”

Sabah