Dansın Evrensel Günü: 29 Nisan

Dünyanın dört bir tarafındaki milyonlar, 29 Nisan Dünya Dans Günü’nde dansın coşkusunda buluşacak

“Zil, şal ve gül, bu bahçede raksın bütün hızı/Zevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı/Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir/İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir”

Yahya Kemal Beyatlı’nın ölümsüz dizelerinde dile gelen dans, dünyanın dört bir yanında yüzlerce yıla uzanan bir tarihçeye sahip. İlk çağlardaki insanların yaptığı düzensiz hareketlerle ilk anlamını bulan dans, yüzyıllar geçtikçe türlü formlarda, farklı türlerde tüm dünyada bilinip sevilmeye başlandı.

Dünyanın dört bir tarafındaki milyonlar, dansa adanan özel bir gün olan 29 Nisan Dünya Dans Günü’nde buluşuyor. Tarihçesi dans kadar eski olmayan Dünya Dans Günü, 1982 yılından bu yana tüm dünyada ve Türkiye’de yaygın olarak kutlanıyor.

Her yıl, dans dünyasının ufuklarını genişleterek, büyük katkıda bulunan Fransız dansçı ve koreograf Jean Georges Noverre’in doğum gününde kutlanan Dünya Dans Günü için Devlet Opera ve Balesi tarafından 1 haftayı kapsayan özel bir program hazırlandı.

Bu kapsamda Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından “V. Murad” adlı balenin dünya prömiyeri 3 Mayıs’ta gerçekleştirilecek. Eser için V. Murad’ın kendisine ait olan bestelerinin düzenlemesini müzikolog Emre Aracı ve orkestra şefi Bujor Hoinic yaptı. Balenin librettosu (eser metni) Aracı’ya, koreografisi Armağan Davran ve Volkan Ersoy’a ait.

İstanbul Devlet Opera ve Balesince, Dans Haftası dolayısıyla 3 gün süren etkinlikler düzenlenirken, İzmir Devlet Opera ve Balesi de “Pamuk Prenses” adlı çocuk balesi ile Dünya Dans Günü kutlamalarına katılacak.

Mersin Devlet Opera ve Balesi ise 4 Mayıs’ta “Zorba” balesinin prömiyerini yapacak. Aynı eser, Samsun Devlet Opera ve Balesi tarafından da sanatseverlerle buluşturulacak. Antalya Devlet Opera ve Balesi ise kutlamalar kapsamında 2 Mayıs’ta “Bir Yaz Gecesi Rüyası” isimli baleyi sahneleyecek.

-Satırlarda dans

Dünya Dans Günü Bildirisini bu yıl Mehmet Balkan kaleme aldı. Balkan tarafından yazılan bildiri şöyle:

“Dansın ufuklarını genişleten, tüm ömrünü baleye adamış olan Fransız dansçı, koreograf, yönetmen ve “balenin Shakespeare’i” olarak anılan Jean Georges Noverre’in doğum günü olan 29 Nisan, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü Dans Komitesi ile UNESCO tarafından Dünya Dans Günü olarak ilan edilmiştir ve bütün ülkelerde her sene coşkuyla kutlanmaktadır.

İnsanlık tarihi kadar eski bir edim dans… Önce bir araçtı, insanın kendini anlatma, duygularını açığa vurma yolu… İnsanın evrimiyle birlikte gelişti. Dünyanın dört köşesinden gelen yerel devinimler birbirine karıştı. Kolbastıdan tangoya, yaşama renk katıyor. Ama eğlencenin ötesinde, topluluklara seyir zevki veren, insan vücudunun sınırlarının zorlandığı, soyut ve somut anlatımların iç içe geçtiği bir estetik değer, bir sanat dalı…

İster bale deyin, ister çağdaş dans, insanlar yaşadıkça her türüyle varlığını sürdürecektir dans. Dansa gönül vermiş herkese… Hayatın ifadesi, tangodan baleye, rock’n roll’dan folklora, folklordan modern dansa. Yaşı ve ırkı ne olursa olsun Dünya Dans Gününüz kutlu olsun.”

-Tarih boyunca dans-

İlk çağlarda kabilelerin yaptığı dans, kısa zamanda belirli kural ve düzene bağlanarak, ayin, büyü ve din işlerinde kullanıldı. Ritmi ve hareketleri destekleyen ilk araçlar, el çırpma, şarkı, vurma çalgıları, kaval ve flüt oldu.

Çok eskiden bir savaşın kazanılması, ilkbaharın gelişi, bayram coşkusu, başarıyla sonuçlanan zorlu av partileri, sağanak yağmur, insanların dans etmesi için yeterli nedenlerdi. Yüzyıllar geçtikçe dans nedenleri de değişerek, yeni nitelikler kazanmaya başladı. Mısırlı, İbrani, Romalı, Bizanslı ve Yunanlılar, adımlarını ve beden hareketlerini belirli kurallara bağladılar. Hindistan ve Japonya’da ise dans, sanatların en yücesi sayıldı.

Orta çağ boyunca gelişmesini sürdüren dans, sonuçta dinsel nitelikten sıyrılarak, başlıca sahne gösterisi haline geldi. 16. yüzyılda Fransa ve İtalya’da besteciler, yalnız dans için yapıtlar bestelemeye başladı. Tüm dünyada yaygınlaşan dans, sınırlarını öylesine genişletti ki, cüretkar havaya kaldırma figürlerini içeren volta dansını çok seven İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth, bu tavrıyla çevresindeki din adamlarını dehşete düşürüyordu.

Eski dans tarzlarından 19. yüzyılda uzaklaşıldı ve repertuvarlar baştan başa yenilendi. Etnografiye merak sarılması ve aristokratların ülkeden ülkeye geziler yapması sonucunda başka milletlerin danslarına büyük yer verildi.

-Bale doğuyor-

Parmak ucunda dans, yani bale 1818 yılına doğru ortaya çıktı. Bu dönemde Carlo Blasis, dans öğretim ve tekniğinin günümüzde de yürürlükte olan kurallarını belirledi.

Rusya’ya çağrılan büyük ustanın Ceccehetti ile birlikte verdiği derslerle, dünyanın en büyük bale yıldızları doğdu. Dansın gelişmesini daha sonraki yıllarda Fokin, Diaghilev, Massine, Robbins ve Balanchine gibi üstatlar sürdürdü.

Akademik dansın katı ilkelerinden sıyrılan modern dans, 20. yüzyılın başında ortaya çıkmaya başladı. Isadora Duncan, eski Yunan’dan esinlenerek yeni bir anlatım tarzına yöneldi ve bu biçim, Mihail Fokin’in dans anlayışını etkiledi. Zengin bir dil kullanarak her türlü hareket biçimine yer veren modern dans, çağın en önemli anlatım araçlarından biri olarak yaşıyor.