İstanbul Kalabalık Ama Entelektüeli Az

Erdal Beşikçioğlu, bu yıl üçüncüsü düzenlenen Antalya Televizyon Ödülleri’nde en iyi erkek drama oyuncusu ödülünü aldı. Beşikçioğlu’nu bugünlerde bu ödül kadar, genel sanat yönetmenliğini yaptığı Cermodern de heyecanlandırıyor

Rakipleri Halit Ergenç, Nejat İşler, Erkan Petekkaya ve Fikret Kuşkan gibi iddialı isimlerdi. Ama ödülü aldığı anda, başta Halit Ergenç ve Nejat İşler olmak üzere salondaki herkes onu ayakta alkışladı. Diğer kategorilerde böyle bir durum yaşanmayınca “Nedir bu ilginin sırrı?” diye sormak için Erdal Beşikçioğlu’nun kapısını çaldım. Behzat Ç. dizisiyle özellikle gençlerin fenomeni haline gelen Beşikçioğlu, Ankara’da 300. kez sahnelenen Bir Delinin Hatıra Defteri oyunundaki performansıyla da adından söz ettiriyor. Sanatçıyla bugünlerde neredeyse enerjisinin büyük bölümünü harcadığı yeni sanat merkezi Cermodern’de buluştuk. Bize büyük bir heyecanla Ankara’ya farklı bir soluk getiren sanat merkezini gezdirdi. Beşikçioğlu, bu sanat merkezi bünyesindeki Cerstüdyo’da, genç oyunculara yönelik tiyatro çalışması yapacak. Haliyle biz de bol bol tiyatrodan, Ankara’dan, Ankara’da tiyatrocu olmaktan ve Behzat Ç.‘den konuştuk.

– Bir sanat merkezi olarak Cermodern’i nasıl tanımlıyorsunuz?
– İstanbul’un en büyük sıkıntısı, her köşebaşında bir şey olması. Nitelikle ilgili sorunlar ortaya çıkıyor. Ankara’da devlet tiyatrolarının halk üzerinde çok ciddi bir egemenliği var. Yıllardır devlet tiyatroları Ankara’daki insanları eğitiyor. Ankara çok ciddi bir entelektüel seyirciye sahip. Ona göre iş yapmanız gerekiyor. Bu bağlamda ilk olması adına Cermodern, Ankaralılara devlet tiyatroları haricinde başka bir kapı açıyor. Devletin parasıyla deneyemezsiniz. Bir fikriniz varsa ve bir kaynak bulabiliyorsanız, bu fikri yapmak durumundasınız. Cermodern bu fikre çok açık bir mekan.

– İstanbul ve Ankara seyircisi birbirinden farklı mı?
– İstanbul seyircisi bana çok kızacak ama İstanbul, nüfus olarak kalabalık olabilir, ama entelektüel kitlesi, bilen insan sayısı Ankara’dan daha azdır. Zaten İstanbul’un alt yapısını oluşturanların çoğu Ankara kökenlidir.

– İyi sanat yapmanın yolu Ankara’dan mı geçer o halde?
– Sanat, tiyatro konsantrasyon ister. Sanatın her dalı böyle. Tabii bir oyuncu çok çeşitlilik içinde beslenmek zorundadır. Ama beslendikten sonra yalnız kalıp, bunu üretime de çevirmelidir. İstanbul’da bu çok zor. Sabah provaya giderken bile insanın anasından emdiği süt burnundan geliyor İstanbul’da. Nasıl konsantre olacak adam? Ankara’da yaşam daha kolay olduğu için işe konsantrasyon daha yoğundur. Üretimi Ankara’da yapalım, pazarlamayı İstanbul’da.

– Niye o zaman herkes İstanbul’a geliyor?

– Yarattığı estetiği daha fazla kitleyle buluşturmak istediği için olabilir. Belki şehir güzeldir. İstanbul’da gerçek tiyatrocuların olduğu ortamların bulunması gerekir. Ankara’nın İstanbul’u bu anlamda desteklemesi lazım.

– Niye bugüne kadar İstanbul’daki gibi özel tiyatrolar, Ankara’da yoktu?

– İstanbul’da da üç yıl öncesine kadar, devlet tiyatrolarına ait olan üç sahne vardı. Kültür Bakanlığı’nın desteğiyle bu sayı çoğaldı. Ankara’da çok sahnemiz var. Ankara zaten memur kenti, izleyici yedi-sekiz liraya beni seyretme şansına sahip. Özel tiyatrolar bu durumla yarışamaz ki…

– Özel tiyatrolarda kimlerin işini beğeniyorsunuz?

-Mesela DOT’un ilk oyunlarından birinde oynadım. KREK, çok doğru arayışları olan bir tiyatro. Onlarla Cerstüdyo olarak bilgi alışverişinde bulunacağız. Çünkü Ankara Avrupa’ya açılma konusunda çok şanslı. Tüm bakanlıklar burada. Ama İstanbul’da çok fazla çadır tiyatrosu da var. Bunların bir şekilde denetlenmesi gerekir.

– Cermodern’le yollarınız nasıl kesişti?

– Cerstüdyo’yu kurduğumuz ortaklara ulaştım, ‘Niye beni aramıyorsunuz?’ dedim. Konservatuvar ve dengi okullardan mezun ya da okuyan arkadaşların staj yapma şansı yok. Biz de buradan yola çıkarak, staj programı uygulayıp, onları sahneyle tanıştıracağız. Halk Bankası sponsor oldu. Bir nevi enstitü burası. 22 öğrenci seçtik. Hayvan Çiftliği isimli oyunu sahneye koyacağız. Bu çocuklardan iki-üç tanesi istediğimiz kıvamda oyuncu olursa, amacımıza ulaşacağız.

BEHZAT Ç. FİLMLERLE DEVAM EDECEK

– Ödül almayı önemsiyor musunuz? Bu ödülü bekliyor muydunuz?

– Tabii ki önemsiyorum, ama ödülü kimin verdiği, jürinin kimyası, kimlerin takdirinden geçtiğim çok önemli. Ama elbette ne diziyi, ne sinemayı, ne de tiyatroyu ödül almak için yapıyorum.

– Tören sırasında rakipleri tarafından ayakta alkışlanan ve rakiplerini öperek ödülünü kutlayan tek sizdiniz. Neden?

– Alkışları görmedim. Ama Nejat İşler de Fikret Kuşkan da çok eski arkadaşlarım. Rakiplerimden herhangi biri bu ödülü almış olsa, onlar da emimin ayakta alkışlanırdı. Çünkü hepsi işine önem veren, severek yapan insanlar. Fikret (Kuşkan) ya da Nejat (işler) bu ödülü almış olsalardı, ben de onları ayakta alkışlardım.

– Dizide Behzat Ç. artık evli. Evlilik yarar mı Behzat Ç.‘ye?

– Evlilik bünyeye nasıl yansıyacak, ben de bilmiyorum. Radikal kararların Behzat üzerindeki etkisini ben de merak ediyorum.

– Behzat Ç.‘de neler bekliyor bizi?

– İlk sezon yani giriş bölümü her zaman sıkıcıdır. İkinci sezon gelişme bölümüydü. Üçüncü sezon da sonuç bölümü ve müthiş. Onun akabinde bir film daha yapacağız. Belki ondan sonra da filmlerle devam eder Behzat Ç., yapımı zor bir proje.

Sabah