Keloğlan

[Mustafa Kemal Erdemol Sol Haber Portali’nde yer bulan yazısında, Sivas’ta vali ve emniyet müdürünün öğrenciler için düzenlenen bir oyunda rol almaları üzerine kaleme aldığı köşe yazısını yayınlıyoruz.] Daha şu son Nevruz ateşi üzerinden topluca atlayan tıknefes devletlunun fotoğrafı gitmemişken gözümün önünden bu kez de Sivas’ta tiyatro sahnesinde boy gösteren kent bürokratları haberiyle karşılaştım. Bu memleketin eğlencesi bitecek gibi değil.

Sivas Valisi Ali Kolat ile Emniyet Müdürü Kemal Seyhan Sivas Kongre Lisesi öğretmenleriyle öğrencileri tarafından kimsesiz çocuklar için hazırlanan “Pamuk kız” isimli oyunda rol almışlar. Emniyet müdürünün oyundaki rolü, Keloğlan ile Pamuk Kız’ın düğünü sırasında sahneye çıkıp, “Valisiz düğün mü olur a Keloğlan” demek. Valinin rolü ise emniyet müdürünün bu sözü üzerine Pamuk Kız’a cumhuriyet altını hediye eden valiyi oynamak. Vali çıkmışken halay da çekmiş oyunda.

Niyet temiz belli ki. Sonuçta kimsesiz çocuklar için düzenlenmiş bir etkinlik bu. Ama bu dahiyane fikri ortaya atan aklıevvelin Anadolu gerçeğinden haberdar olmadığı da ortada. İnsan biraz bu gerçeğin kenarından kıyısından geçmeye dikkat eder. Örneğin ben, “Valisiz düğün mü olur a Keloğlan?” sorusu yerine, “Kamber’siz düğün mü olur a Keloğlan?” sorusunun burada daha iyi gideceği kanısındayım. Çünkü Anadolu’da yoksul düğünleri valisiz, kaymakamsız, jandarmasız olur ama Kamber’siz asla olmaz. Kamber bu düğünlerin vazgeçilmezidir. Dolayısıyla madem vali sanata soyunmuş, oyunda bile vali rolünü üstleneceğine Kamber oluverseydi keşke. Böylelikle, cumhuriyet değil, bir Osmanlı dönemi kahramanı olan Keloğlan’ın, yine Osmanlı gelini olan müstakbel eşine Cumhuriyet altını verme garabetinden de kurtulmuş olurdu.

Söz konusu olan Keloğlan olunca, bu güzide Anadolu kahramanının, özellikle yöresel güç sahiplerine, yani kır egemenlerine karşı kendince direnişler sergilediği hatırlanmış olmalıydı. Onlarca yıl sonra, bir oyunda da olsa, bu halk kahramanına, yıllarca mücadele verdiği egemenlerden ödül aldırmak pek bir tuhaf. Kurdun, koyuna plaket vermesi gibi bir tuhaflık bu.

Görüldüğü gibi devlet, tiyatroda da olsa devlettir. Oyunda rol almayı kabul eden vali bey, oyunda da bir valiyi canlandırıyor. Yani onun için değişen bir şey yok. Sorun şu: Vali bey nerede vali? Tiyatroda mı vali konağında mı? Yani hangisi rolü gereği yaptığı iş? Vali bey Anadolu öykü geleneğine saygı gereği, Keloğlan’ın zekası karşısında yenik düşmüş bir figür rolünü üstlenseydi fena mı olurdu?

Devlet görevi, şakaya da oyuna da gelmez. Bunu milletçe öğreneli çok oldu. O nedenle vali, makamında da validir, lütfedip katılmayı kabul ettiği oyunda da. İyi de oyunda da vali olacaksa, vali bey neden tiyatro sahnesine çıkıyor sorusu var aklımda. Meslekleri dışında bir oyunu canlandırmış olsalardı, sayın vali ile sayın emniyet müdürünün rol yeteneklerinin olup olmadığını anlama şansına kavuşurduk en azından. İnsan kendi mesleğini oynar gibi yapar mı? Ya gerçek yaşamda da bu mesleği yapmıyor da yapar gibi yapıyorlarsa, yani “oynuyorlarsa”. O zaman toplumsal kategorilendirmede kendilerine düşen görevi “sahici” olarak icra etmedikleri sonucu çıkar. Ne olacak o zaman?

Oysa sayın vali, oyunda Kamber olsaydı, hem daha gerçekçi bir rol üstlenmiş olacak hem de amaca daha uygun bir tavır sergileyecekti. Olmamış işte.

Roma İmparatoru Neron, hem pandomim, hem tiyatro sanatçısıydı. Hatta, döneminin ünlü oyunlarından birinde geçen bir repliği mırıldanarak, yani “ne büyük bir sanatçı ölüyor” diyerek, elindeki kılıcın üzerine atlayarak öldürmüştür kendini. Öyle derler. O da bir devlet adamı ama, bakın sanata nasıl bir saygısı var. Yani, Neron sanatın hakkını veren biri. Bir imparator olarak değil, bir sanatçı olarak ölmeyi seçmiş. Oysa bizim vali bey, valiliği rol icabı bile bırakmamış. Çünkü vali bey orada devlet. Devlet olduğu için de rol yapan değil, rol dağıtan durumunda. Oyunda bile.

Hakkını yemeyeyim. Bu da bir aşama tabii. Memleket AKP’nin “ileri demokrasisi” sayesinde çok ilerleme kaydetti. Osman Ebioğlu adlı birini hatırlarım. Haldun Taner’in ünlü oyunu “Gözlerimi Kaparım, Vazifemi Yaparım”ı kaymakamlık yaptığı Kozan’da yasaklamıştı. Şimdi gelinen nokta çok çok önemli. Vali, rol seçiminde isabeti tutturamasa da en azından oyun yasaklatmıyor, tersine oyunda rol alıyor. Bir süre sonra doğru rol seçimini de becerir eminim.

Devlet, şımarık bir çocuk gibi. Onu da ben yaparım, bunu da diyor ha bire. “Lazımsa sosyalizmi de ben getiririm”, “siz kutlamayın nevrozu ben kutlarım” diyen de o. Devletin bir paşası “Picasso da neymiş” deyip, Marmaris’te resme başlamıştı, malum.

Neyse. Vali bey bir daha tiyatroya çıkarsa, sahnede, o kadar seyircinin önünde hata yapmamaya dikkat etsin.

Kalabalıkta artistlik yapanın tenhada özrü kabul olmaz çünkü.

Aman ha!

Sol