Türkiye Yazarlar Birliği’nden Yeni Yönetmelikle İlgili Açıklama

[Türkiye Yazarlar Birliği’nin Şehir Tiyatroları’nın tartışma yaratan yeni yönetmeliği ile ilgili yaptığı açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz.]

Yazarlar Birliği olarak Şehir Tiyatroları’nın özellikle İstanbul’daki kültür ve sanatla ilgilenen dernek, vakıf ve üniversitelerden üyelerin katılımı ile geniş bir yelpazede repertuar oluşturma hedefini memnuniyetle karşılıyoruz. Şehir Tiyatroları hepimizindir.

Yeni yapılan düzenlemeler halkımızı tiyatroya katacak ve tiyatroyu da kendi halkının değerlerine uzak/küskün/tepeden bakan bir sanat anlayışından kurtaracaktır. Bizler yıllardan beri beklediğimiz böyle bir yapılanmanın insanımızın değerlerini tiyatroya taşımada önemli bir adım oluşturacağının ümidi içindeyiz.

İstanbul Şehir Tiyatroları’nda uzun süredir toplumu uzağında tutan bir sanat anlayışının ortaya konmaya çalışıldığı acı ama bir gerçektir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Şehir Tiyatroları’nda adeta belediyenin hiçbir tasarrufu olmayacak şekilde yönetim şekli geliştirilmiş, yerel yöneticilerin ‘baskıcılığı’na vurgu yapılarak tiyatro belli kesimin emrine verilmiştir. Halkla temas etmeyen, çoğunluğu görmezden gelen yapının ortaya koymaya çalıştığı sadece inançlı insanları aşağılamak, kendilerine yöneltilen eleştirileri küçümsemekten ibarettir.

Şehir Tiyatroları’yla ilgili yeni yönetmelik tiyatroda sulta oluşturmak isteyenlere karşı nihayet adım atıldığını gösteriyor.

Bir kısım sanat çevrelerini ayağa kaldıran gelişmede neler var?

“İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisince Şehir Tiyatroları Müdürlüğü”nün Görev ve Çalışma Yönetmeliği kabul edildi.  Kabul edilen yeni yönetmelik gelişen şartlara ve yeni ihtiyaçlara cevap verecek şekilde düzenlendi. Son yıllarda kendini yenileyemeyen ve yeniliklere açılma konusunda zorluk çeken Şehir Tiyatroları, bu nedenle önemli ölçüde seyirci kaybına uğramış; hantal yapısı sebebiyle çağın gerektirdiği sanatsal vizyonun gerisinde kalmıştı.

2007 yılında yapılan teftişte müfettiş raporlarına “yönetmeliğin tadilatı gerektiği” önerisi yapılmıştı. Yeni yönetmelik İstanbul’da yaşayan sanat severlerin taleplerine doğru ürünler sunabilecek teşkilat yapısını sunmayı hedefliyor. Eski yönetmelikte neredeyse tek başına Genel Sanat Yönetmeni’nin iradesine bırakılan repertuar oluşturma görevi, Edebi Kurul’a devredildi. Kurulda tiyatro ve İstanbul Belediyesi yöneticilerinin yanı sıra, İstanbul’daki kültür ve sanatla ilgilenen derne, vakıf ve üniversitelerden üyelerin katılımı ile geniş bir yelpazede repertuar oluşturmak hedefleniyor. Yönetim kurulu, sanatsal alanı temsil etmek üzere Genel Sanat Yönetmeni ile birlikte üç sanatçının görev yapacağı kurulda Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen Genel Sekreter Yardımcısı ile Daire Başkanı ilave edilmiş; bu şekilde karar mekanizmalarının sağlıklı işleyebilmesi hedefleniyor. Belediye geçmişte de kurul’da temsil edilmekteydi. Bu bakımdan kurul kompozisyonunda bir değişikliğe gidilememiştir.

Disiplin Kurulu’nda herhangi bir değişikliğe gidilmeyerek, yürürlükteki yasalardan kaynaklanan yenilikler yansıtıldı. İdari iş ve işlemler ile sanatsal alanda takip edilmesi gerekli iş ve işlemler ayrıntılı olarak tanımlandı.

Netice itibariyle 1980 yılından bu yana yasalarda meydana gelen değişiklikleri de içeren, İstanbul halkının beklentilerine cevap vermeyi hedeflenerek, çağdaş yönetim normlarını dikkate alan yeni bir yönetmelik düzenlendi.”

Şehir Tiyatroları artık bir bürokrat tarafından yönetilecek diye ortalığı ayağa kaldıranların hepimizden saklamaya çalıştıkları gerçek şu:

Eski yönetmelikte neredeyse tek başına Genel Sanat Yönetmeni’nin iradesine bırakılan repertuar oluşturma görevi, Edebi Kurul’a devredildi. Kurulda tiyatro ve İstanbul Belediyesi yöneticilerinin yanı sıra, İstanbul’daki kültür ve sanatla ilgilenen derne, vakıf ve üniversitelerden üyelerin katılımı ile geniş bir yelpazede repertuar oluşturmak hedefleniyor.

Şehir Tiyatroları üzerinde baskı oluşturup yıllarca tiyatroyu geniş kesimlerden uzak tutmak için olmadık ‘istişan’lık yapanlar, tek kişilik seçicilik yerine geniş bir yelpazenin gelmesinden rahatsızlar.

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de antidemokratik yasaların ortadan kaldırılması için önemli adımlar atılmıştır.

Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye darbeci anlayışlarla artık hesaplaşmaya başlamıştır.

Hepimiz biliyoruz ki, sanatı kendilerine ait gören tekçi anlayışlar artık sona ermektedir.

Şehir Tiyatroları uzun bir süredir adeta ‘mış gibi’ yönetilmiştir. Ve, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de bugüne kadar, Şehir Tiyatroları başka bir kuruma bağlı imiş gibi hareket etmiştir. Bu yanlıştır. Bir başka yanlış da bürokratların tiyatroyu yönetme ihtimalidir. Gelinen nokta, bu konuda birilerinin haksızlık yaptığını ortaya koymaktadır. Belediyenin kültür yönetimi sanata, tiyatroya uzak insanlarca yönetilmiyor. Sorun aslında, belediye yönetiminin eleştirileri bugüne kadar göz ardı etmesinden kaynaklanıyor. Şehir Tiyatroları’nda her şeyi kendilerine hakmış gibi görerek hem siyasal iktidarı hem de inançlı insanları adeta aşağılayarak yapılan açıklamalar, tek tipçi anlayışların ‘sanat’ın ardına saklanarak baskıcılığını ortaya koymaya devam ettiğini gösteriyor. Bir yazarın müstehcen oyun eleştirisi karşısında ‘üzerimizde baskı var’ diye feryat edenler hiç de inandırıcı olamamışlardır. Hatta savunma yaparken Necip Fazıl Kısakürek’in oyunlarını bile oynadıklarını iddia edenler sadece gerçekleri perdelemekten öteye gidememişlerdir. Adeta Nazım Hikmet- Necip Fazıl kıyaslamaları yapıp Necip Fazıl’ı sahnede görünmez hale getirenler bilsinler ki, Nazım Hikmet de Necip Fazıl da Şehir Tiyatroları sahnelerinde özgürce oynanmalıdır. Sükut suikasti yapılan nice yazarın oyunları tozlu raflarda bekletilmemelidir. Sahneye konan oyunlarda ‘sansür’ mekanizmasını harekete geçirip inanç budaması yapanlar utançlarını bağırarak gizleyemezler.

Şehir Tiyatroları kadın ağırlıklı oyunlar oynadığı için hedefe kondu diyenler var. Buna ancak gülünür. Türkiye demokratik gelişme içinde bir sürü badireler atlatırken, genç kızlar ‘ikna odaları’nda özgürlükleri elinden alınarak okumalarına müsaade edilmezken sesleri çıkmayanların kadınları savunuyor gibi yapmaları asla inandırıcı değildir. Kendi toplumunun değerlerine bırakın saygı duymayı; hakaret etmeyi marifet bilenlerin yapmaya çalıştığı şey, bu ülkenin insanlarına ‘siz tiyatrodan anlamazsınız, ancak biz biliriz’ baskıcılığını kurmaktır.

Türkiye artık eski Türkiye değildir. Olmamalıdır.

Türkiye, demokratik teamüllerinin farkında, tek tipleştirici anlayışlara yakın durmadan yoluna devam etmelidir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi nihayet kangren haline getirilen bir meselede mesafe almış, yönetmelikte değişikliğe gitmiştir. Üzerlerinde büyük bir baskı olduğunu biliyoruz. Dün, siyaset yapabilmek için halkla buluşmaya gidenlere manşetlerle saldırılmıştı. Oysa Türkiye tüm antidemokratik kirlerinden arındırılarak daha özgür bir Türkiye noktasına o manşetlerle saldırılanlar tarafından getirilmiştir.

Şimdi de Şehir Tiyatroları’nı koruma bahanesiyle manşetlere ve saldırgan kalemlere tutunuyorlar. Bilsinler ki Türkiye değişmiştir. Dün Muhsin Ertuğrul Sahnesi yıkılacak diye ortalığı ayağa kaldıranlar bugün de Şehir Tiyatroları’nda söz hakkı bürokratlarda olacak diye adeta yalan söylemektedirler.

Onların özgürlükten, çoğulculuktan korktuklarını biliyoruz. Onların bu milletin değerlerinden korktuklarını biliyoruz. Korkmasınlar. Türkiye çağdaş değerlerden asla geriye adım atacak değildir. Kendileri gibi baskıcı bir anlayışın karşılarına çıkacağını düşünmesinler; aynaya baksınlar. Tiyatro hayata tutulan bir aynadır. Bugünlerde hayatın aynasının da sanatçılara tutulması gerekiyor. Toplumunu dışlayan, dünyayı görmezden gelen sanatçılara…

Şehir Tiyatroları geniş açılımlar yaparak geri bıraktırıldığı yerden kurtarılmalıdır. Şehir Tiyatroları dünya çapında oyunlar ortaya koyabilecek güçtedir. Şehir Tiyatroları genç yazarlara kapılarını açmalı, repertuarını ‘klik’lerin etkisinden kurtarmalıdır.

Şehir Tiyatroları kendi öz kültüründen oluşturduğu oyunlarla dünya sahnelerine çıkmalıdır.

Şehir Tiyatroları ‘yerliymiş gibi’ yapmamalı, gerçekten yerli olmalıdır. Dünya Tiyatrolarından oyunlar konusunda asla ödün vermemeli, kendi kültürel zenginliğiyle oluşturduğu tiyatrosunu da asla unutmamalıdır.

Şehir Tiyatroları geleneklerden kopmamalı, geleceğe yürürken ‘kök’lerinden beslenmelidir.

Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını neden söylüyoruz? Çünkü Doğu’dan Batı’ya neredeyse her ülkenin dikkatini Türkiye’nin kendi kimliğiyle barışması ve kendi kültür havzasından beslenerek ortaya çıkması dikkat çekiyor. Türkiye, kendisine dayatılan dar ufuklardan kurtulmak için çaba harcamaktadır. Şehir Tiyatroları da artık büyük düşünmelidir.

Dünyanın en önemli şehirlerinden olan İstanbul’a ‘dar ufuklu’, ‘gölgesinden korkan’ yöneticilerin seyirciden gizlediği “Şehir Tiyatroları” yakışmıyor. Kendinden emin, geleceğe umutla bakan, geçmişinden utanmayan bir “Şehir Tiyatroları” hepimizin arzusudur.

Şehir Tiyatroları baskıcı, dar düşünen, kendi toplumuna muhalif, siyasi iktidardan hırsını alamadığı için “Şehir Tiyatroları” üzerinden intikam almaya hazırlanan kinci tiplerin oyun alanı olmaktan kurtarılmalıdır.

Evet, Şehir Tiyatroları imdat çığlığı atıyor, ama bu imdat çığlığı yoz, geçmişe saplanıp kalmış, klikçi, kendi benimsediği yazarlar dışındakilere kapılarını kapatan anlayışlaradır.

Şehir Tiyatroları asli kimliğine kavuşturulmalıdır.

Şehir Tiyatroları yöneticilerine de İstanbul Büyükşehir Belediyesi yöneticilerine de düşen artık ‘Şehir Tiyatroları’ üzerinde gölge oluşturulmamasıdır.

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul olarak, Şehir Tiyatroları’nın özellikle İstanbul’daki sanatla ilgili dernek, vakıf ve üniversitelerden üyelerin katılımı ile geniş bir yelpazede repertuar oluşturma hedefini memnuniyetle karşılıyoruz.

Yeni yapılan düzenlemeler halkımızı tiyatroya katacak ve tiyatroyu da kendi halkının değerlerine uzak/küskün/tepeden bakan bir sanat anlayışından kurtaracaktır. Bizler yıllardan beri beklediğimiz böyle bir yapılanmanın insanımızın değerlerini tiyatroya taşımada önemli bir adım oluşturacağının ümidi içindeyiz.

Şehir Tiyatroları hepimizindir.

TYB İSTANBUL

Yönetim Kurulu

http://www.tybistanbul.org.tr/index.php/etkinlikler/81-tiyatro