İkinci El Oyuncu Değiliz!

Şehir Tiyatroları’nın yönetimine belediye bürokratlarının atanmasıyla başlayan ardından Başbakan Erdoğan’ın “Devlet Tiyatroları’nı özelleştireceğiz” açıklamalarıyla devam eden, AKP’nin ‘tiyatro kuşatmasına’ karşı sanatçıların tepkileri sürüyor. Tiyatrocular ve sanatçılar dün Ankara’da, sokağa çıkarak AKP’nin bu alandaki girişimlerini protesto etti.

Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Vakfı (TOBAV), Devlet Tiyatroları Meslek Birliği (TOMEB), Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER), Oyuncular Sendikası, Kültür Sanat-Sen, Sanatçılar Girişimi ve Özerk Sanat Konseyi tarafından yapılan çağrıyla düzenlenen eyleme, İstanbul’dan da çok sayıda oyuncu katıldı. Devlet Tiyatroları sezon kapanışının ardından Ankara Küçük Tiyatro’nun önünde Devlet Tiyatroları müdavimlerinin de katılımıyla gerçekleşen basın açıklaması ne yazık ki gazetemizin baskı saatine yetişmedi. Biz de İstanbul’dan yola çıkıp Ankara’ya meslektaşlarıyla dayanışmaya giden oyunculardan üçüyle konuştuk. Deniz Atam, Sevinç Erbulak ve Can Başak bize hükümetin Devlet ve Şehir Tiyatroları’yla ilgili politikalarını neden eleştirdiklerini anlattı. Umarız sanatçılarımızın eylemi başarıyla gerçekleşmiştir, diyoruz ve İstanbul’dan coşkuyla yola düşen oyuncuların, AKP’nin bu alana müdahalesinin vehametini gösteren görüşlerini dikkatinize sunuyoruz.

ERBULAK: MOZAMBİK’TE BİLE DEVLET TİYATROSU VAR

“Bu sefer Devlet Tiyatrosu için Ankara’ya gidiyoruz ama ben devlet, şehir diye ayırmıyorum artık bu özelleştirme politikalarına karşı Ankara’da olacağız” diyen Usta oyuncu Sevinç Erbulak, sözlerine şöyle devam ediyor:

MAL OLMADIĞIMIZ İÇİN SOKAKTAYIZ:
Umarım Başbakan, ‘özelleştirme’ değil ‘özerkleştirme’ demek istemiştir ve umarım bu mesele bir dil sürçmesinden ibarettir. Biz ‘özerk tiyatroya’ sahip çıkmak için Ankara’ya gidiyoruz. Tiyatrolar hükümet tiyatrosu olmasın diyoruz. Çok güzel bir sloganımız var: “Devlet ve şehir tiyatrosuna evet, hükümet tiyatrosuna hayır!” İkinci el oyuncu, sahibinden satılık oyuncu olmadığımız için, mal olmadığımız için, Devlet ve Şehir tiyatrolarının özelleştirilmesi olasılığına karşı çıkmak için gidiyoruz Ankara’ya.

DÜNYADA DEVLET TİYATROSU OLMAYAN ÜLKE YOK: Bu girişimler akıldışı olduğu için bunu tersine çevireceğimize, tiyatroların özelleştirilmesinin değil, özerkleşmesinin gündeme geleceğine dair umudumuz var. Hükümetin bu konudaki tutumunun bilmemekten kaynaklandığını düşünüyorum ben. Sanıyorum danışmanlar da derslerine iyi çalışmıyorlar. “Dünyanda devlet tiyatrosu olmadığına” dair açıklamalar yapıyorlar biz bunlara çeşitli yazılarla cevap veriyoruz. Alfabetik sıralamayla bir liste yaptık. Başlıyor Arjantin’den, Mozambik’e, Zimbabve’ye kadar uzanıyor. Dünyada galiba, devlet tiyatrosu modeli olmayan ülke yok. Bunu başarırlarsa dünyada devlet tiyatrosu olmayan tek ülke olarak tarihe geçeriz herhalde. Aslında onları bu şekilde tarihe geçmekten korumak için yollardayız.

CAN BAŞAK: SANATÇILAR SANATTAN KOVULDU

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın bir başka deneyimli ismi, Can Başak da ‘Korkuya Karşı Özgür Tiyatro’ girişimiyle yollara düşenlerden… “Şehir Tiyatroları’nın şu anki yönetmeliği sanatın içinden sanatçıyı kovan bir yönetmeliktir bu kabul edilemez” diyen Başak’ın vurguladığı diğer konular şunlar:

ÖTEKİLEŞTİRME İKLİMİNİN DEVAMI:
Yeni yönetmelik Şehir Tiyatroları kurumunu tamamen bürokrasiye tabi kılıyor. Burada iktidarın kim olduğu o kadar da önemli değil. İktidarlar gelip geçicidir. Bu yaranın Şehir Tiyatrosu’na açılmış olması kesinlikle kabul edilemez. Ayrıca ülkede oluşmakta olan genel sertleşme, tahammülsüzlük, ötekileştirme ikliminin bir yansıması olarak da görüyorum olan bitenleri…

OYUNLARA YARDIMDA İDEOLOJİK YAKLAŞIM: Başbakan’ın aklındakinin ne olduğunu bilmiyoruz ama bu açıkladığı haliyle özelleştirmeye elbette karşıyız. Ben istediğime destek veririm, istediğime destek vermem tavrı kabul edilemez. Kimsenin burada kişisel olarak sokağa atılmak diye bir kaygısı yok. Ancak bu yaklaşım sanata müdahaledir. Şimdiden başladı bu durum. Türkiye’de özel tiyatrolarının tamamına yapılan yardım 3 milyon 200 bin lira. İstanbul Belediyesi ihale açarak, üç tane oyun üretti, o üç oyuna harcadığı para, 2 milyon 700 bin lira. Şimdi bu ideolojik bir duruş değil de nedir? Bunun açıklanabilir bir işletmecilik ya da devlet yönetimi anlayışıyla ilgisi yoktur.

TİYATROYA ZATEN PARA HARCANMIYOR: Bu oyunlara bu kadar para yatırılırken birdenbire Devlet Tiyatroları’na 40 milyon lira harcandığından falan bahsetmeye başladılar. Kaldı ki, tiyatroya harcanan para, Kültür Bakanlığı bütçesinin bile on binde 4’ü düzeyinde.

BAŞBAKAN GÜNDEM YARATMAKTA USTA:
Tiyatro meselesini belki de şimdi gündeme getirerek belki de, başka gündem maddelerinin daha az konuşulmasını istemişlerdir. Gündem yaratmakta çok usta bir Başbakanımız var. Bu sırada nelerin gözde kaçtığına bir bakmak gerekir.

DENİZ ATAM: BU SON OYUN OLMASIN DİYE
Gazetemizin de yazarlarından olan genç oyuncu Deniz Atam, “Devlet Tiyatroları bugün sezonun son oyununu oynayacak, bugün oynanacak oyunun son olmaması seneye de devam edebilmek için alanlarda olacağız” diyor.  Atam’ın görüşleri şöyle:

YÜZDE YÜZ ÖZERKLİK İSTİYORUZ: Devlet Tiyatrosu ve Şehir Tiyatrosu’nun bugün içinde bulunduğu durumdan kurtulması için bu protestoyu gerçekleştiriyoruz. Biz sanat kurumlarının yüzde yüz özerk olmasını, kurumları sanatçıların yönetmesini istiyoruz. Devlet sanata sadece destek olmalı ama yönetimine karışmamalı. Devlet Tiyatrosu’nun şu anki haliyle değil ama özerleşmiş haliyle var olmasını istiyoruz. Çünkü burada Van’da da, Erzurum’da da,Trabzon’da da hizmet veren bir kurumdan bahsediyoruz.

HÜKÜMETİN TİYATROSU OLMAZ: Yalnız mesele şu; devletin ve şehrin tiyatrosu olmalıdır ama hükümetin tiyatrosu olamaz. Başbakan’ın ‘tiyatroları özelleştireceğiz’ sözlerinin nasıl gerçeğe dönüşeceğini de çok merak ediyorum kişisel olarak. Ortada bir mal yok, binaları satabilir ama içindeki sanatçıları satamaz. Kurumu satışa çıkaramaz orada 300 sanatçı var ve onlar satılık değil bu halkın özgür sanatçıları. Sanıyorum binaları satacaklardır ve yeni gelen yönetmelikle dışarıdan oyun satın alacaklardır.