Şehir Tiyatroları’ndan İlk Onun Maaşı Kesilmişti!

[Gürkan Hacır’ın 6 Mayıs tarihinde Gerçek Gündem sitesinde yayınlanan Afife Jale’nin yaşantısı üzerinden son dönem yaşanan tiyatro tartışmalarına göndermeler yaptığı yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Afife Jale’nin maaşı Darülbedayi’den (Şehir Tiyatroları) Müslüman olduğu için kesilmişti. Şimdiki oyuncuların maaşı ise fazla Müslüman (muhafazakar) olmadıkları için kesiliyor.

Gündem üretme konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, son hediyemizi de kucağımıza verdi. Muhafazakar sanat tartışmalarıyla başlayan didişme tiyatroların özelleştirilmesiyle devam etti. Hedefteki yer, başta İstanbul olmak üzere şehir tiyatrolarıydı. ‘Devletten maaş alarak sanat yapılır mı?’ tezi bir yana ‘muhafazakar sanat olmalı’ tartışmaları öte yandan, başımız döndü!

Dilerseniz İstanbul Şehir Tiyatroları’nın geçmişine gidelim. Ve bir Müslüman kadın tiyatrocunun serüvenine uzanalım. Bugüne dair belki bir ışık bulabiliriz.

***

Adı Afife’ydi. 1902’de İstanbul’da doğdu.

Kız Sanayi Mektebi’nde okudu. Tiyatroya ilgisi okul yıllarında başladı. İstanbul şehir tiyatrolarına kaydolmak için başvurdu. Yaşı daha 16’ydı. 1918’de onunla beraber stajyer olarak başvuran genç kızlar da vardı. Behire, Beyza, Memduha ve Refika…

Ama şans Afife’ye güldü. 22 Nisan gecesi Hüseyin Suat’ın ‘Yamalar’ adlı oyunu sahnelenecekti. Yer Kadıköy’deki Apollon Tiyatrosu’ydu. ‘Emel’ rolünü oynayacak olan Ermeni oyuncu Eliza Hanım (Binemeciyan) tiyatroya gelmemişti. İzleyiciler salondaki yerini almışlar ama rol boşlukta kalmıştı. Defalarca izlediği Eliza Hanım’ın rolünü oynayıp oynayamayacağını sordular. Kabul etti. Bu tesadüfle gelişen rol değişikliği Türk Tiyatroları için bir ilkti. İlk kez Müslüman bir Türk Kızı sahneye çıkmış oluyordu.

Sanat Fedaisi

Daha sonra, o ilk sahne gecesi için Afife Hanım ‘Hayatımda en mutlu olduğum gece’ diyecekti. Gazeteci Hüseyin Suat Bey kuliste onu alnından öpmüş ve ‘Bizim sahnelerimize bir sanat fedaisi lazımdı. İşte sen o fedaisin’ demişti. Gerçekten de Afife Jale’nin sanat yaşamı tam bir fedai gibi sürdü.

Başarılı oyunculuğu herkesin dikkatini çekmişti. Artık tiyatro sahnesinde Afife rüzgarı esiyordu. Bu arada bir de maaş bağlanmıştı. Çok genç yaşta hem mesleğini edinmiş hem de kendini geçindirebilecek bir maaşa kavuşmuştu. Bu arada atlamadan söyleyeyim Afife’nin sahne ismi Jale’ydi. Tiyatroyla bu kadar bütünleşmiş çok az sanatçımız vardır. Afife Jale kısa oyunculuk yaşamında kendini sahneye vakfetti. Darülbedayi (Şehir Tiyatroları) onun doğduğu ocağı ekmek teknesi ve sanatının yuvasıydı. Daha sonra Odalık ve Tatlı Sır oyunlarında rol aldı. Ancak bulutların üzerindeki günler uzun sürmedi. Müslüman bir kadının sahne almasını ahlaka aykırı bulanlar ihbar yağdırmaya başladılar. Önce Darülbedayi basıldı. Afife’yi bulamayan polis bu kez evine yöneldi. Oysa Afife tiyatrodaydı. Ama polis baskınını gören arkadaşları onu arka kapıdan kaçırmışlardı. (Bu arada İçişleri Bakanlığı bir genelge yayınlayarak Müslüman kadınların sahneye çıkmasını yasakladı)

Polis evde ve tiyatroda bulamadığı Afife’yi o zamanların küçücük İstanbul’unda sokakta buldu. Hemen karakola götürdüler. Sordukları soru bugünlerdeki muhafazakar sanat tartışmalarını çağrıştıran cinstendi.

‘Dinini unutan sen misin?’

Babası Hidayet Bey polis baskınından sonra kızını evlatlıktan reddetti. Hidayet Bey’e göre o artık bir fahişeydi. Afife evsiz kalmıştı. Sonra ne oldu dersiniz? Afife’nin Şehir Tiyatrolarındaki maaşı Müslüman olduğu için kesildi. Evet Müslüman bir kadın olarak sahneye çıkamazdı. Ona maaş ödenemezdi.

Ondan sonra Afife Jale için zor günler başladı. Hem beş parasız hem evsiz hem de çok sevdiği tiyatrosundan ayrı kalmıştı. Ama ona ağır gelen tiyatrodan ayrı kalmaktı. Sürekli kullandığı alkolün yanı sıra morfine de başladı.

Huysuz Ve Tatlı

Bestekar Selahattin Pınar işte tam bu günlerde karşısına çıktı. Fırtınalı bir aşk yaşadılar. Yokluklar ve alkolün gölgesinde bir aşktı bu. ‘Nereden sevdim bu zalim kadını’ ve ‘Huysuz ve tatlı kadın’ şarkıları Afife Hanım’a bestelediği eserlerdir.

Fuat Edip Baksı’nın sözlerini yazdığı ‘Bir bahar akşamı rastladım size’ sevgilisine ‘siz’ diye hitap eden incelikte bir şarkıydı. Bu da Afife Hanım’a ithafen bestelenmişti.

Afife Jale ile Selahattin Pınar’ın fırtınalı aşkı evlilikle sonuçlandı. Ama evlilik çok uzun sürmedi. Afife morfin bağımlısı olmuştu. Selahattin Pınar’da ona eşlik etmeye başladı. Ancak o kendini tam kaptırmadı. Uzak durmaya çalışıyordu.

Evliliklerindeki kırılma anı Afife Hanım’ın morfin bulmak için eczacı Cemil Bey’le ilişkiye girdiğini Selahattin Bey’in gözleriyle görmesiyle oldu. Selahattin Bey yine de karısına sahip çıkmaya, düştüğü bu çukurdan kurtarmaya çalıştı. Ama Afife Hanım ‘beni bırak’ diye yalvarıyordu. Nihayetinde Pınar karısından ayrıldı.

Afife Hanım için parasız ve işsiz sefalet günleri işte tam o zaman başladı.

Artık parklarda yatıp kalkıyordu.

Cenazesine 4 Kişi Katıldı

Balıklı Rum hastanesine kaldırıldı. Artık tanınmaz haldeydi. Bir deri bir kemik kalmıştı. 1941 yılında henüz daha 39 yaşındayken bu acılı hayatı son buldu. Cenazesine sadece 4 kişi katıldı. Onlardan ikisi de hastane morgunun görevlileriydi. Hadi… Yazıyı esprili bir ironiyle bitireyim. Şehir Tiyatrolarındaki (Darülbedayi) maaş polemiği hep sürmüştür. İlk günden bu yana ama bir farkla… Afife Jale’nin maaşı Müslüman olduğu için kesilmişti. Şimdiki oyuncuların maaşı ise fazla Müslüman (Muhafazakar) olmadıkları için kesiliyor.

(…)

Gerçek Gündem