Tiyatroya Yeni Model Gerek

Tiyatro camiasından eleştirmen yazar ve oyuncular ESKADER’in düzenlediği toplantıda bir araya geldi. Konuşmalarda kültürel bir gereklilik olan tiyatronun yeni bir modele duyduğu ihtiyaca vurgu yapıldı.

Şehir Tiyatroları (ŞT) ve Devlet Tiyatroları ile ilgili değişimler önceki gün gerçekleştirilen “Tiyatro Konusunda Beyin Fırtınası” başlıklı panelde ele alındı. Panel, Kültür Konseyi ve Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından Sepetçiler Kasrı’nda gerçekleştirildi. Alpay Ekler, Atsız Karaduman, Hami Çağdaş, Hilmi Zafer Şahin,  Rauf Altıntak, Savaş Aykılıç, Üstün İnanç ve Yalçın Akçay konuşmacılar arasında yer aldı. Tiyatroda yerlilik konusunda yetersiz olduğumuza dikkat çeken oyun yazarı Savaş Aykılıç “Yerli yazar olmadan Türkiye tiyatrosundan söz etmek mümkün değil. Devlet, özgür sanat bilim adamları yaratmakla mükellef. Özgür tiyatro ortamı yeterince oluşmadığından bugünlere geldik”diye konuştu.

M. Ertuğrul’a Tutuculuk Suçlaması

Uzun yıllar Şehir Tiyatroları’nda oyuncu olarak görev yapan Rauf Altıntak ise  “Türk tiyatrosunun 5 bin yıl öncesinden yazılı eserleri var. Selçuklular’da devlet tiyatroya sahip çıkmış. Osman Bey’in huzurunda hayal oyunu Karagöz- Hacivat oynanmış. Fetihten sonra Temaşa loncası kurulmuş. Bizim tiyatromuzun adı Temaşa tiyatrosu. Yalnızca, Karagöz ortaoyuncu değil, Haldun Taner tipi tiyatro. Bugün Türk tiyatrosu yok. Geleneksel tiyatro mutlaka olmalı” diye konuştu. ŞT’nin ustalarını karşısına alarak gelenekten uzak bir yapı haline geldiğinin altını çizen Altıntak, “Bizim tiyatromuz meydanda oynanır. Oysa biz dört köşe kutu sahnelere sıkıştık. Bugün dünya meydanlara dönüyor. Şehir Tiyatroları her daim geleneksel tiyatroya uzak oldu. Bu olumsuzlukların beraberinde Tarihi Türk Temaşası’nı Muhsin Bey’in verdiği görevle kurduk. Ardından Muhsin Bey tutuculukla suçlandı. Muhsin Bey’in ve Vasfi Rıza’nın ölümüyle tiyatroda büyük bir sarsıntı ve özden uzaklaşma yaşandı” dedi.

Devleti Sanatın İçinde İstemiyoruz

Tiyatro eleştirmeni Hamdi Çağdaş ise ‘Tiyatroları hangi şartlarda özelleştireceğiz? Özelleştireceksek temaşa sanatını kim yapacak? Özelleştirme ile nereye varabiliriz, konuşmak lazım. Tamamen muğlak bir çerçevede konuşuyoruz. Devlet tiyatroyu tasfiye ederse nasıl bir kurum yaratacak? Şehir tiyatrolarında bir modele ihtiyaç var. Yerine daha iyisini yapmak üzere yıkalım.Yıkmadan evvel ciddi bir tasarı oluşturup bunların üzerine tartışmak oradan bir yere varmak lazım” dedi. Tiyatro yönetmeni Alpay Ekler devlet sanat ilişkisinin ne ölçüde olması gerektiğinden sözetti. Ekler, “Devletle sanatın bir araya gelmesi bir nevi özgürlüğün sonudur. Devlete bağlı sanatçılar da sanatı istediği gibi yapamaz, devlet yönlendirmek ister. Birbirimizi kötüleyerek değil, çalışarak tiyatroyu bir noktaya getiririz. Biz yanlış bir devlet vizyonuna sahibiz. Bir çok alanda tiyatro topluluğu kuran devlet, bir tek geleneksel alanda kurmadı. Sanatı tabiî ki devlet sübvanse edecek.  Batıda sanatçıyı özgür bırakan bir müdahale sistemi oluşturuyorlar. Devleti sanatın içinde istemiyoruz” dedi. Gösteri Sanatları Merkezi’nin kurucularından Üstün İnanç ise ŞT’nin hem Shakespeare hem de Necip Fazıl oynaması gerektiğini belirtti. İnanç, “1960 yılında Muhsin Ertuğrul Bir Adam Yaratmak gibi bir oyun istiyor Necip Fazıl’dan. Ancak Muhsin Ertuğrul’un öğrencileri, ‘Buraya o adamın eseri giremez’ diye isyan ettiler! Muhsin Ertuğrul bu olaydan sonra ağladı. Reis Bey’i repertuar kuruluna ancak 1994’ten sonra getirebildik” dedi.

Star Gazete