Türkiye’nin İlk Stand-Up Sanatçısıydı

Türk şov ve sanat dünyasına unutulmaz eserler kazandıran Orhan Boran; radyo, televizyon ve sahnede sergilediği performanslarla Türk seyircisinin yıllarca en beğendiği isimler arasında oldu. Fransa’da izlediği şovlardan aldığı ilham ise ona ilk stand-up sanatçısı unvanını kazandırdı .
Kulüplerde kendi deyimiyle “Ayaküstü gırgır”, bugünün stand-up sanatının Türkiye’de ilk adımı oldu.

4 yıl kaldığı İngiltere’den, yakın dostu Şakir Eczacıbaşı’nın kendisini çağırması sonucu Türkiye’ye döndü. Firmaların ve bankaların bilgi yarışması programlarına yeniden başladı. Bu arada “Yuki” fikrini buldu. “Yuki” halk tarafından o kadar tutuldu ki, bir program olmaktan çıkıp bir fenomen oldu.

2002 yılında yakalandığı kolon kanseri sebebiyle iki defa ameliyat geçirdi. “Hayatımın son yıllarını saçlarım dökülmüş olarak geçirmek istemiyorum. Öleceksem insan gibi bu halimle öleyim. Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum. Hayranlarım beni hep bu halimle hatırlayacak, saçları dökülmüş olarak değil!” diyerek kemoterapi tedavisini reddetti.

Türkiye’nin televizyonla tanışmadığı radyolu günlerde, örnek Türkçesiyle esprileri, etkileyici sesi ile ülkenin en sevilen ünlülerinden biri oldu.

Sesi ve hitabet yeteneğini Sivas Kongresi’nde Mustafa Kemal’e hitaben yaptığı konuşmasıyla tanınan babası Hikmet Boran’dan alan Orhan Boran, Edremit’teki ilköğretiminin ardından Galatasaray Lisesi’nde okudu.

Galatasaray’da iken ilk sahne deneyimini yaşayan Boran, daha sonra Türkoloji Fakültesi’ne devam etti. Ancak tiyatro ile yolları yeniden kesişti ve Muhsin Ertuğrul ile tanıştıktan sonra hayatı değişti.

İstanbul Şehir Tiyatroları’nda başladığı serüveni Paris, “Théâtre des Mathurins” Tiyatrosu’nda devam etti. Ancak Fransa’da tiyatrodan ziyade sahne şovlarından etkilendi.

Türkiye’ye döndükten sonra üniversiteyi bırakarak İstanbul Radyoevi’nde çalışmaya başladı. Radyoda daha önce denenmemiş birçok formatı hayata geçirerek öne çıkmayı başardı. Bunların arasında Türk radyoculuğunda devrim olarak nitelendirilebileceklerden biri de Taksim’de halkla yapılan röportajlar da vardı.

1950’li yıllar ise Orhan Boran’ın gece kulüplerindeki kariyeri başladı. Ancak bu yönelim radyo yönetimi tarafından desteklenmedi ve İstanbul Radyosu’ndan ayrılmak zorunda kaldı.

İLK STAND-UP

Ancak radyoculuk sevdası hiç bitmedi bu kez de İngiltere’nin yolunu tuttu. 1956 yılında BBC’nin açtığı sınavı, 220 kişi arasından birincilikle kazanarak Londra’ya gitti. Bu sırada Dünya Gazetesi’nin Londra muhabirliğini de yaptı. BBC Türkçe Servisi’nde pek çok program yaptı, haber okudu. 17 Şubat 1959’da, içinde Adnan Menderes’in de bulunduğu uçağın, Londra’nın 40 kilometre güneyindeki Gatwick Havaalanı civarında, iniş sırasında düştüğünü dünyaya ilk duyuran Orhan Boran oldu.

Muhabirlikteki başarısı onu, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde önemli bir yere getirdi ve 25 yıllık yazarlık hayatının başlangıcına vesile oldu.

VE TÜRKİYE YUKİ İLE TANIŞTI

Sahne hayatını 1980 yılına kadar sürdüren Orhan Boran, televizyonlu günlerde de, elinde meşhur kocaman beyaz mendiliyle ekranlardaydı. TRT’de çalışmasının yanı sıra televizyonun da yıldızlarından oldu, reklam filmlerinde oynadı. Şan Tiyatrosu’nda sahnelenen “Müzikal Kahkaha” adını verdiği oyunla şovlarına veda etti. Gazeteciliğe ağırlık verdi ve ülkenin önde gelen gazetelerinde yazarlık, kendi deyimiyle “Kalem işçiliği” yaparak hayatını sürdürdü. 1994’te Show TV’de yayınlanan Şansını Dene yarışmasında yarışmacı olarak görev aldı.

‘HAYRANLARIM BENİ BU HALİMLE HATIRLAMASIN’

10 Haziran 2005’de, Beşiktaş Kültür Merkezi’nin (BKM), “Orhan Boran Show” adıyla Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu ‘nda organize ettiği jübilede, 59 yıl emek verdiği meslek hayatına ve 25 yıl uzak kaldığı sahneye veda etmek üzere son kez sahne aldı.

Pressturk