Bach ve Dans Ayrı Düşünülemez

Son 40 yılın en önemli koreograflarından biri olarak gösterilen İsviçreli sanatçı Heinz Spoerli, İstanbul Müzik Festivali’ne iki gösteriyle birden konuk oluyor. ‘… ve Rüzgardan Sakındı’ ve ‘Boşlukta Rüzgarlar’ adlı eserlerin koreografisinde Bach’ın meşhur altı çello süitini kullanan Spoerli, “Müzik, dansın temelidir. Ve Bach da müzik dehasıdır. İkisini ayrı ayrı düşünemiyorum” diyor.

Var mıydı siz çocukken ailenizde ya da çevrenizde dansla ilgilenenler?

– Açıkçası ailemizde dansa karşı pek ilgi yoktu. Hatta, dansçı olacağımı söylediğimde ailem durumdan pek de hoşnut kalmamıştı. Anlayacağınız dansa ilgili tek kişi bendim.

Sanırım sanat maceranız tiyatroyla başladı. Dansa geçiş nasıl oldu? Yeteneğinizi nasıl keşfettiniz?

– Çocukken hayatım tiyatrolarda geçti. Açıktan da pek çok opera gösterisine katılıyordum. İşte o dönemde tiyatroya olan tutkumu keşfettim. Ardından dans dersleri almaya başladım ve sonunda tek aşkım dans oldu.

17 yaş, bale dersleri almak için biraz geç ve zorlayıcı değil mi?

– O yıllarda çok geç olarak görülmüyordu. Zaten öncesinde artistik jimnastikte çok iyiydim. Bu da bana büyük avantaj sağladı.

KOREOGRAF DEĞİL DANS DÜZENLEYİCİSİ

Peki, nedir sizin için bale ve dans arasındaki fark?

– Bale, bir diplomaya ulaşana kadar bir eğitim, bir okul. Dans ise modern dans ya da hip hop gibi farklı stillerin genel adı benim için.

Koreograflık nasıl başladı?

– İlk koreografim 70’lerin başında Cenevre’de sahnelenen ‘Le Chemin’ idi. Koreograf olmak, dansçı olmaktan çok daha fazla heyecan vericiydi. Bu yüzden de hayatım çok daha ilginç bir hale geldi.

Titrinizi söylerken ‘koreograf’ yerine ‘dans düzenleyicisi’ demeyi tercih ediyormuşsunuz. Neden?

– Çünkü kendimi sadece koreograf olarak görmüyorum. Profesyonel olduğum alan, bana çok daha fazla şey ifade ediyor. Yıllardır dünyanın pek çok ülkesinden, pek çok karakterde insanla çalıştım. Tüm bu deneyimler işimde geniş bir yelpaze ve farklılık oluşturuyor.

İKİ GÖSTERİYİ DE İZLEMEK ŞART DEĞİL

Festivalde iki gösterinizi birden izleyeceğiz. İkisinde de Bach’ın altı Çello Suitleri çalınacak. Neden bunları seçtiniz? Nedir hikâyesi?

– Müzik, dansın temelidir. Ve Bach da müzik dehasıdır. Müziği hiçbir zaman vadesi dolmamış ve zamansızdır. İşte bu yüzden Bach ve dansın birlikteliği çok doğaldır. İzleyicinin konuya hakim olabilmesi için iki gösteriyi de izlemesi gerekir mi?

– Tabii ki bu şart değil. Her iki akşamki gösteri de kendi soyut hikâyesini anlatacak. Her ikisi de tek başına izlendiğinde anlaşılabilir olacak. Ama tabii ki ben, her ikisini de izlemelerini tercih ederim.

DİNLENMEK İÇİN MODERN SANAT

Unutamadığınız bir performans var mı?

– Bunun cevabı kesinlikle, ekibimle birlikte Bolşoy’daykendir. Bu tiyatro, insanın dans etmek isteyeceği en iyi şartlara sahip.

Dans ya da bale dışında sizi ne etkiler hayatta?

– Tarzı önemli değil, iyi müzikten her zaman etkilenirim.

Dinlenmek için ne yaparsınız?

– Modern sanat sergilerine gider ya da mimarisi güzel yerlerde dolaşırım.

“Keşke daha önce öğrenseydim ya da yapsaydım” dediğiniz bir şey var mı?

– Keşke, daha çok dil öğrenseydim.

KİMDİR

* 1940 doğumlu İsviçreli balet ve koreograf Heinz Spoerli, son 40 yılın en önemli koreografları arasında gösteriliyor.
* Kariyerine küçükken tiyatroyla başlamış olsa da ileriki dönemde dansa tutkuyla bağlanıp, 17 yaşında bale dersleri almaya başladı. Geç başlamış da olsa hemen camianın ilgisini çeken baletlerden biri oldu.
* Her ne kadar başlarda klasik eserlere yer vermiş olsa da 90’ların ortalarında modern tarza geçiş yaptı.
* Halen Stuttgart Balesi, Viyana Opera Balesi, Paris Operası, Helsinki Ulusal Balesi, İsveç Kraliyet Balesi, Çin Ulusal Balesi ve La Scala Balesi ile de işbirliğini sürdüren Spoerli, bugüne kadar 200’e yakın koreografiye imza attı.

* Şimdiye kadar, Fransa, Almanya ya da İsviçre’de dokuz kez ödül kazandı.

İKİ GÖSTERİ BİRDEN

Koreograf Heinz Spoerli, festivalde hem bale hem de Bach severlere iki gösteri birden sunuyor: ‘… ve Rüzgardan Sakındı’ ile ‘Boşlukta Rüzgarlar’. İnsan davranışının iyi bir gözlemcisi olan sanatçı, koreografilerinde gelip geçici olana değil, varlığın ‘boşluğuna’ odaklanıyor. Bu boşluğu, sahnede yüzen ve hareketli formlarla betimleyen sanatçının, estetik açıdan seyirciyi derinden cezbeden yaratıcılığının altında kuşkusuz son derece temkinli ve ihtiyatlı bir biçimde gizlediği duygularımızın derinliğini var. Danslarında, müzikle de işbirliğine girerek, insan ilişkilerinin özünü ele alan ünlü koreograf, 2003’te Bach’ın 2, 3 ve 6 numaralı çello süitleriyle gerçekleştirdiği ‘In den Winden im Nichts’ ile dünya sahnelerinde büyük bir hayranlıkla karşılanmıştı. Rüzgârın, Bach’ın meşhur altı çello süitinde ses bulduğu iki gösteride de Zürih Balesi’nin sanatsal yetkinliği ve dinamizminin doruk noktasına şahit olacaksınız. Dramatik bale prodüksiyonlarıyla ünlenen, klasikten çağdaşa, çok geniş bir repertuvara sahip olan Zürih Balesi’nin deneyimli ve teknik açıdan kusursuz dansçıları, Bach’ın Çello Süitleri eşliğinde dans edecekler.

Zürih Balesi’nin ilk gösterisi ‘… ve Rüzgardan Sakındı’, 4 Haziran Pazartesi saat 20.00’de Aya İrini Müzesi’nde. İkinci gösteri ‘Boşlukta Rüzgarlar’, 5 Haziran Salı saat 20.00’de yine Aya İrini Müzesi’nde. Biletler 34-275 lira, Biletix’te.

Hürriyet