Kuyunun Dibi

Zafer Diper

CNN’e bir bakayım dedim Emre Kongar’ı, Enver Aysever’i görünce; izlemez olaydım adı Dört Bir Taraf olan izlenceyi… Üçüncüsü Nazlı Ilıcak, dördüncüsü de yine bir bayan N. Alçı. Bu dördüncüsünü pek tanıdığım söylenemez… O, her konuda görüş sunuyor bilmiş mi bilmiş ama her konudaki uzmanlığı saçmalamalar ötesi desem de bu kez hafife almış olacağım Alçı’yı. Gediğine koymak değil yaptığı ama iyi atıyor taşı; kendi bildiği kazdığı bir kuyuya… “Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış”a inanmayıp, “El için kuyu kazan, evvela kendi düşer” gibi atasözlerine kanmayıp, az sonraki tümceleriyle uzlaşımsı uzatsa da, Alçı’nın ipiyle olamayacağına göre kapıyorum gözlerimi, kendi çabamla iniyorum dibine kuyunun; açıyorum gözlerimi karşımda savaşkan bir sanatçı; hafif yarılmış başı Fazıl Say’ın, kanıyor, militarist bir taşla…

Usuma nasıl neden düştü bilemem ama bir parti seçimi yapmaya çalışıyorum, hani bir parti arıyorum ardında bu bayanın, kimin için konuşuyor diye?! Olasılıklar diziliveriyor içimden geçtiğince: CHPli değil, BDP’li değil, Bağımsız değil? MHP’li mi? Sonunda “AKP sözcüsü olarak katılmış tartışmaya” yargısına varıyorum…

Hani kimseniz kiminlesiniz de bir sanatçıya neden dil uzatıyorsunuz?! Bu neciyse neci, konuşturtmuyor karşısındakini. Atılan taşlarla bir diğer yaralı Aysever çırpınıp duruyor yanıt verebilmek için. Alçı’ysa sürekli üste çıkmaya çalışıyor; sinirli mi sinirli, alta kalanın canı çıksın deyişini benimsemiş… Bu AK Partili konuşmacı saldırgan biçemle sürekli o şeyin önce karşıtını sonra da onun karşıtını söylemeli söz avcılığı oyunlarıyla Say’a militarist derken kendi militaristleşen, anlam üretmeyen taşlamalarıyla bağıran çağıran hep! Ne hünerli kurnaz olduğu yadsınamaz kuşkusuz; önce karşısındaki o kişiyi o neni suçluyor, ardından geri adım atarcasına sanki onu söylememişçe de karşıtımsılığını dile getiriyor gibi bir yaklaşım sunuyor ve susmuyor, dinlemiyor… Tüm bunları anlayabiliyorum; Alçı’nın bakışı, işi bu… İyi de Emre abi, seni anlayamıyorum. Bilirim boşuna dikkatsizce bir şey yapmazsın ama orada böylesi düzeyli(!) tartışmalı bir izlencenin içinde işin ne, yine de kavrayamadım… Ve değerli sanatçı yazar kardeşim Enver seni de… Nazlı Ilıcak, bir ara “kalkıp gidiyorum buradan” dedi de oturdu ya, bence o otururken hooop siz kalkıp gitmeliydiniz oradan, falan falan… Derken bilgilenmek için Alçı’yı karıştırırken, o da ne; bu bayan AKP sözcüsü filan değilmiş meğer. Neymiş? Gazeteciymiş yahu! Ağzım açık kaldı. Okumuş etmiş de orada burada, küçük dilimi yutasım geldi. Bir gazetede yazıyormuş. Başka bir kanalda da izlencesi varmış. Eh pes, ünlüymüş pek… Nasıl da partili diye yanılmışım! Bunun için özür dilemeliyim…

Bunalıma girdim gireceğim derken güzel bir karşıt duruş haberi, yüreğime su serpmese de, eh: Milletvekili Nursuna Memecan demiş ki: ”Mevcut durum iyiydi, kürtajı yasaklamak çok büyük zarar getirir…” İşte ana muhalefet buna derim… Kim bu konuşan, bir bakayım… Aa, o da ne? Bu bayan da CHP’li filan değilmiş… Neymiş? AK Parti milletvekiliymiş! Yahu, öyle konuşunca ben ne bileyim? Eyvah BirGün’den kovulacağım! “Yazma sen kardeşim!” diyecekler, “Bu bilgisizliğinle, yazma…” İlker Yaşar (Sorumlu müdür) arayacak: “Bir gazeteciyi partili, bir AK Partiliyi CHP’li, karıştırıp duruyorsun…” Ben ne söyleyeceğim? Belki de diyeceğim şu: “Şu süreçte, bu olan bitenler bende akıl mı bıraktı!”

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: