Duru Tiyatro Neden Kapandı

[Sinem Baş’ın OdaTv’de yayınlanan Duru Tiyatro’nun kapanma süreci hakkındaki yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Geçen hafta, 22 Kasım günü gelen bir haberle içim burkuldu: Duru Tiyatro, kapılarını açmamıştı. Bunu sadece Flaş TV yayımlamış, diğer televizyon kanalları, çok da önemli bulmamışlardı haberi.

Tiyatro camiası ile hasbelkader bir yakınlığım var. Çok sevdiğim dostlarım var oyuncu. Dünyanın en harika insanlarını o vesile ile tanıdım. Uğur Mumcu’nun ‘Adalet ve Demokrasi Haftası’ kapsamında, 24 Ocak gecesi sahnelenen anma oyunlarının organizasyon asistanlığını yaptım. Turnelere gittik. Sonraki zamanlarda tiyatro müdürlüğü yaptım, Müjdat Gezen’in ‘İtiraf Ediyorum’ oyununda. Daha sonra yine Müjdat Gezen’in, o zaman Cihangir’de açılmış olan okulunu yönettim. O kadar mesaim oldu, daha da sahne tozu yutan hiç kimsenin iflah olduğunu görmedim. Üstelik ceplerine üç kuruş fazla girse yemez içmez tiyatrolarına harcarlar. Böyle yürekli, ruhları ince, bir parça da deliler yani… Şakayla karışık söylenir dururdum rahmetli Savaş Dinçel’e, okulun o zamanki Sanat Yönetmeni Mustafa Alabora’ya: “Ne deli adamlarsınız yahu… Ne işiniz var, bir yükseltiye çıkıp bağırıp çağırıp hoplayıp zıplıyorsunuz!”. Hakikaten de tiyatro sanatçısı olabilmek için birazdan fazla tırlatmış olmak ilk şarttı bana göre. Hala da bu fikrim değişmedi. Duru Tiyatro’nun kapanıyor olması bu anlamda bir başka üzdü beni. Dedim ya, tiyatrocular hakikaten de çocuklar gibidirler, kanlarıyla, canlarıyla, yürekleriyle başka insanlardır o sahneye çıktıklarında. Onların sahnesini elinden alırsanız, yaptıkları her şeyi ellerinden almış olursunuz. Onların sahnesini kapatırsanız bizlerin yüreklerini kapatmış olursunuz umutlara.

Ama kafamı kurcalayan başka bir yönü var bu işin: Pazaryerinde kurulmadı ya bu sahne. Koskoca Kadıköy Anadolu Lisesi’nin bahçesinde! Hani başka okul olsa bir parça anlarım da eskinin Maarif Koleji oldu mu iş değişir. Kadıköy Anadolu için tiyatro vazgeçilmezdir. Bilenler bana hak vereceklerdir. İstanbul’da pek az okulda Kadıköy Anadolu’daki tiyatro kulübü kadar yerleşik kulüp vardır. Lise tiyatrosu dendiğinde akla Galatasaray ile Kadıköy Anadolu gelir. Kendi öğrencileri bu kadar ciddiye alırken, bahçesindeki sahneyi nasıl olur da kapatır okul? Bu nasıl bir zihniyet, nasıl bir acımasızlıktır?

ÜLKENİN GELECEĞİ KARANLIKLAR İÇİNDE

Yönetimin bu kadar çelişkili bir karara imza atması için gerçekten de lisede bir çok şeyin temelden değişmiş olacağı düşüncesi geliyor insanın aklına. Ve ister istemez umutsuzluğa kapılıyor, bu korkunç olaydan da pay çıkararak ülkenin geleceğini iyice karanlıklar içinde görüyorsunuz.

Oysa durum tam olarak böyle değil. En azından Kadıköy Anadolu Lisesi’nde. Bakın Duru Tiyatro ve Kadıköy Anadolu Lisesi ile ilgili neler öğrendim: Duru Tiyatro, okula beş yıl önce gelmiş. O zamanki okul müdürü Osman Nuri Ekiz’in davetiyle salona yerleşmiş. Emre Kınay’ın gelmesinden önce salon oldukça şık ve konforlu imiş. Fakat sahne bölümü beton zeminli ve iptidai ışıklandırmaya sahipmiş. Emre Kınay bu salonun özellikle sahne bölümünü yüklü miktarda maliyetin altına girerek profesyonel bir hale getirmiş. Haberlerde ‘önceden böyleydi’ diye gösterilen fotoğraf, salonun hemen altında yer alan ve binanın yan tarafından bir merdivenle inilen bodrum ya da mahzen denilen boşluğun eski hali imiş. O bölüm de Emre Kınay tarafından bir dans salonu haline getirilmiş. Hatta o bölüm okul tarafından kullanılmayan, içi su dolup taşan ve ne çalışanların ne de öğrencilerin bilmediği bir yermiş.

İşte işin sıkıntılı tarafı böyle başlamış: O bölüm, yapılan kira anlaşmasında olmadığı için, kiraya dahil edilmediği halde Duru Tiyatro tarafından kullanılmaya başlanmış. Sonraki zamanlarda, salon binasının caddeye bakan kısmında tiyatroya pimaş malzemeyle kafeterya kurma hakkı da tanınmış. Bu hak içerisinde Duru Tiyatro’nun işletmesini devretme hakkı da bulunmaktaymış. Okulun buradan da bir geliri olmayınca, yönetim “beş yıl yapıp işletmek için yeterli mi?” diye tartışmaya başlamış.

DURU TİYATROSU’NUN KAPANMASI SANATA OLAN DÜŞMANLIKTAN DEĞİL

Benim asıl merak ettiğim konu şu: Okul ile tiyatro, elektriği ve suyu ortak kullanıyor olmalılar. Burada ortaya çıkan mali tablo hayli yüksek olmalı. İlk sözleşmeyi yapan zamanın okul müdürü Osman Nuri Ekiz Bey ve sonraki dönemlerde gelen okul müdürleri ile yapılan sözleşmelerde çeşitli boşluklar olduğu ortada. Hatta sözleşme yerine ‘geleneksel esnaf usulü şifahi anlaşma’ yapıldığını düşündüren durumlar var. Ben kendi adıma, kiralanan mülkün alt katının dahil edilmediği bir sözleşmede, elektrik ve su faturalarının ortaklaşa ödeneceği maddesinin olduğunu sanmıyorum. (Daha sonradan öğrendiğim kadarıyla olay bu faturalar yüzünden patlamış. Yeni gelen okul yönetimi, bu yüksek meblağlı faturaları müfettiş raporları ile birlikte Duru Tiyatro’dan talep edince ipler kopmuş).

Medyanın bir şekilde yüklendiği Anadolu Lisesi’nin idaresi ile ilgili olarak edindiğim bilgiler şu yönde: Yönetimin belli bir ideolojiyle işi yok. Herkes işini yapmaya çalışıyor. Duru Tiyatro’nun kapanma hikayesi ideolojik ya da sanata olan düşmanlıktan değil, ne yazık ki ekonomik.

Bir lisenin bahçesinde bir tiyatronun olması, sadece o lisenin değil, o semtin ve hatta şehrin o yakasının duruşunu değiştirir, halini güzelleştirir. Sanat ve eğitim iç içe ve bir kol mesafesi kadar yakın ise orada karanlıktan, cehaletten, yobazlıktan korkulmaz. Üstelik, öğrenciler için de bulunmaz bir nimettir. Mesela, Mayıs ayında düzenlenen liseler arası tiyatro festivalinde eminim ki Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencileri, Duru Tiyatro’nun sahnesinden faydalanmışlardır. Yalnız, aklıma takılan bir şey var, zamanını hatırlamıyorum ama yine bu festivallerden birisiydi sanırım; bahçede sahne olduğu halde öğrenciler oyunu okulun bahçesinde sergilemek durumunda kalmıştı.

Her neyse, bunlar üstesinden gelinmeyecek problemler değil. Kendi adıma, yine de bir okulun bahçesinde bir tiyatro salonunun olması büyük bir lütuftur. Hele ki günümüzde okul içine mescitler yapılırken. İşte bu nedenledir ki lütfen asgari müşterek bir yol bulunsun ve basının karalama kampanyasına bir son verilsin. Bu durumdan hem tiyatro, hem de okul yaralanıyor çünkü.

OdaTv