Ayten Gökçer Falan

[Ahmet Hakan’ın Hürriyet gazetesinde yayınlanan köşe yazısının, geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında Asker yanlış bir şey yapmaz.” diyerek 12 Eylül darbesini savunan Ayten Gökçer ile ilgili kısmını paylaşıyoruz.]

– Hepsinin havaları bin beş yüz…

– Hepsi en Batılı eğitimden geçmiş.

–  Hepsi Türkiye’nin en modern yüzü…
–  Hepsi çağdaşlığın bayraktarı…-  Hepsi sanatlarında bir numara…-  Hepsi seyirci gözünde iyi bir imaja sahip…Kısacası…Hepsi nadide bir çiçek gibi…”

Ahmet Hakan bu nadide çiçeklerin konu Cumhuriyet’e, Atatürk’e, orduya, darbeye, başörtüsüne, demokrasiye geldiğinde solan bir güle döndüğünü söylüyor.

“İsimlerinin altında en havalı harflerle “sanatçı” yazıyor.Fakat konuşmaya başladıklarında, yaldızları dökülüyor.-  Başörtüsü konusunda orta halli bir İzmirli laik teyzeyi bile aratacak cinsten laflar ediyorlar.-  Cumhuriyet konusundaki duyarlılıkları, “ay ben askerlerimizin öyle rap rap yürüyüşlerini görünce dayanamaz ağlarım” noktasında…-  Atatürk konusunda “O olmasaydı, biz olmazdık”ın bir tık ötesine bile geçemiyorlar.-  Demokrasiyi sadece kendi yaşam tarzlarının korunması olarak algılıyorlar.-  Çağdaşlığı sadece görüntüde Batılı olmak gibi algılıyorlar.-  “Dersim’de akıtılan kan”dan söz edildiğinde “Atatürk’ümüzü mü yargılayacaksınız, hadi sıkıysa yargılayın”ın dışında bir tek cümle bile kuramıyorlar.-  “12 Eylül” dendiğinde “Herkes birbirini kırıyordu, Kenan Paşa geldi de rahat bir soluk aldık” diyen anneannemden farksızlar.-  Darbeci generallerden asla rahatsız olmuyorlar. Ne rahatsız olması? Onlara resmen âşıklar.-  Başörtüsü konusunda “Benim dedem de müftüydü” cümlesini bile aşabilmiş değiller.-  Kürt sorunu konusunda “Eskiden biz bilmezdik Kürt Türk falan… Ayrılık gayrılık hep sonradan ortaya çıktı” diyorlar, başka da bir şey demiyorlar.”

Ahmet Hakan, bahsettiği sanatçıların 12 Eylül, başörtüsü, Cumhuriyet Balosu nostaljisi, dindar edebiyat, Atatürk ve padişahların putlaştırılması konularındaki bilgi eksikliğinden bahsediyor.

“Keşke sadece sanatlarıyla, tiyatrolarıyla, piyanolarıyla, müzikleriyle, sinemalarıyla, sahneleriyle, oyunlarıyla birer efsane olarak kalsalar…Keşke hiç girmeseler bu konulara…Çünkü: Solgun bir gül oluyorlar dokununca.Ya da şöyle söyleyeyim:30 yılda toparladıkları itibarı iki dakikada dağıtıyorlar dokununca…” sözleriyle devam ediyor.

Hürriyet