Bir Kadın Beyinsiz ve Kalpsiz Yaşayabilir mi?

[Melike Birgölge’nin Hürriyet gazetesinde yayınlanan köşe yazısından alıntıyı paylaşıyoruz.]

Sevgili, eş, anne, kadın olma hallerinin anlatıldığı ‘Mutfak Söyleşileri’ oyununda, adına uygun mutfak sohbetleri yok!

Annelerin kafatasını kesip beyinlerini çıkaran çocuklarla başlıyor sahne!

Ve devamında da paydası kadın olan, farklı, çarpıcı, yaşam ve kadın hikayeleri…

Ama bu hikayeler sırayla değil, iç içe geçirilerek aktarılıyor seyirciye.

Tezgah –masa – yatak – sedye işlevli sahne tasarımı da oyun kadar dikkat çekiyor haliyle.

İzlandalı feminist yazar Svava Jakobsdottir’in beş kısa öyküsünden yola çıkarak

Vala Thorsdottir’in kaleme aldığı oyunu, birkaç yıl önce Kenter Tiyatrosu’nda Anna Karenina’da izlediğim Yeşim Koçak hem yönetiyor hem oyunculuk yapıyor.

Bir saat süren, bu bir saatte dolu dolu çok şey anlatan, Şehir Tiyatroları’nın önemli oyunlarından biri olan ‘Mutfak Söyleşileri’nde; Yeşim Koçak, Aslı Aybars, Buket Yanmaz Kubilay, Aslı Aybars ve Mert Tanık rol alıyor.

‘İzlenmeli, izlenmeli – izlenmeli’ diye düşündüğüm ‘Mutfak Söyleşileri’ oyununda; aşkla başlayan, çok mutlu olduğumuzu sandığımız süreçte, önce mutluluktan ayaklarımızın altında kalan bulutlardan indirilip, erkeklerin bizi alışkanlıkların esiri ettikleri paydada, rahat bir ortamda yaşattıklarını sanıp, aslında nasıl da tekdüze bir hayatta sığ, hareketsiz, duygusuz, düşüncesiz bıraktığı hallerimizi öyle başarılı anlatıyor ki…

Beynimizi ve kalbimizi alıp yok ederek!

Hürriyet