İslam ve Popüler Kültür İlişkisi

İslami diziler bir süredir kamuoyunun gündeminde ve farklı tartışmalar yaratıyor. Kimileri bu  tür dizilerin seyri, teşhiri hedeflediği için kabul edilemez olaak görürken kimileri İslam inancını yaydığı düşüncesiyle sahipleniyor. Radikal Gazatesi yazarı Tayfun Atay 20 Aralık tarihli yazısında İslami kültür ile popüler kültür ilişkisini değerlendiriyor. Tayfun Atay görüşlerini şu şekilde ifade etmiş:

“Evet, oyunculuk konusunu popüler kültürle ilişkide İslâmî kesimin ‘yumuşak karnı’ olarak değerlendiriyorum. Bu aslında sadece kadını değil erkeği de kapsıyor. Yıllardır ‘Çağrı’yı izler dururuz. ‘Hazreti Hamza’yı oynayacak Anthony Quinn muadili bir aktör çıkmadı İslâm dünyasından! Bu da hazin değil mi? ‘Allah’ın Aslanı’na ilişkin kafalardaki ‘imaj’, bir gayrımüslime ait!..

Dinî kanallardaki dizileri seyri, teşhiri, ticareti hedeflediği için reddedebilirsiniz. Ama onu da ‘İslâm’a hizmet’ sayan muazzam bir kitle var. Onlarla tartışsanıza, beni niye ‘günah keçisi’ yapıyorsunuz?!

Bir başkası tweet atmış: “Tesettürlü bir kadın örtüyü erkeklerden sakınmak için takar” diye; “hem başını örtüp hem de milyonların karşısına çıkmak, uygulamaya çalıştığı inancına ters düşer”i ekleyerek..

Tesettürlü doktor, mühendis, modacı, kuaför, gazeteci, televizyoncu, romancı olacak, ama oyuncu olamayacak öyle mi? Çünkü (size göre) “tesettürlü kadının tiyatro eğitimi alması inancı gereği imkânsız” öyle mi? Demek tiyatro, sinema, dizi izlemek mübah, icra etmek günah öyle mi?!

Türkiye’de ‘İslâmcı zihin’in 1980’lerin siyasal İslâm günlerinden daha geriye düştüğünü düşünür oldum.

İslâm Cumhuriyeti’ İran da bile formel tiyatro-sinema eğitimi almış tesettürlü kadın oyuncu var! Bilgiyi İran sineması üzerine uzman, bu konuda kitabı da bulunan (‘İran Sinemasında Kadın’) dostum Fatin Kanat’tan aldım. Fatin, İslâmî yaşam biçimini sürdürme ötesinde, filmleriyle bu yaşam biçimini kitlelere benimsetmeyi hedefleyen hem oyuncu hem yönetmen bir kadınla söyleşi yaptığını da ekledi.

Tabii ki kimse tesettürlü aktrisin arzu etmediği rolü oynamasını isteyemez. Bu, diğer oyuncular için de geçerli zaten (‘Şoray Kanunları’nı kim unutabilir!). Ama Râbiatü’l-Adeviye’yi oynamak istemez misiniz? Hazreti Ayşe’yi oynamak istemez misiniz? Gonca Kuriş’i oynamak istemez misiniz? 28 Şubat sürecinde başına gelenler sinemaya aktarılsa Merve Kavakçı’yı oynamak istemez misiniz? ‘İkna odaları’ zulmünde canı yanmış kızları oynamak istemez misiniz?”

Radikal