İstanbul Dansa Dönüşüyor

Shaman Dans Tiyatrosu’nun yeni projesi ‘İstanbul’un galası, 18 Aralık 21.00’de Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılacak. Gala öncesinde proje hakkında bilgi almak için ekipten Patrick De Bana, Sibel Sürel, Sanem Çelik ve Murat Uygun ile konuştuk.

Uzun bir aranın ardından sahnelere dönen, Türk balesinin önde gelen isimlerinden Sibel Sürel’in İstanbul’u simgelediği ‘İstanbul’ adlı gösteride, ünlü oyuncu Sanem Çelik de 17 yıl aradan sonra tekrar dansa dönüyor. Klasik bale eğitimi almış olan Çelik, gösterinin çeşitli bölümlerinde çeşitli roller üstleniyor.

Sürprizlerle dolu gösterinin diğer önemli isimlerinden biri de Patrick De Bana. De Bana, ‘İstanbul’ gösterisindeki koreografilerini hazırlamak için 2009’dan bu yana Shaman Dans Tiyatrosu ekibiyle İstanbul ve Türk dansları üzerine araştırmalar yapmış. Çalışmaları 2010 yılında başlayan, 40 profesyonel dansçının 3 yıl boyunca prova yaptığı 90 dakikalık gösterinin üretiminde, toplamda 236 kişilik bir ekip çalışmış. Senfonik türde bestelenen ve düzenlenen müziklerin stüdyo kayıtlarında 160 müzisyen bulunmuş. Video filmleri ve sualtı çekimleri        6 kişilik bir ekip tarafından         2 ayda tamamlanmış.

Projenin galasıysa, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve Most Prodüksiyon işbirliğiyle ilköğretim çağındaki 10 bin çocuğun eğitimine harca-nacak.

Patrick de Bana

HER ŞEY KALBİMDEKİ İSTANBUL’DAN ÇIKTI

× Bu projede bizi nasıl bir İstanbul bekliyor?
Doğu ve Batı evliliğinin sonucunu göreceğiz. Artık insanlar Doğu-Batı, Kuzey-Güney ayrımını konuşmayı bırakmalı. Gazeteler Doğu- Batı, Kuzey-Güney kutuplaşmaları nedeniyle çıkan savaş haberleriyle dolu. ‘O, bu’ demeden ‘insanoğlu’ diye bakmak gerek meselelere.

× Türk halk danslarıyla da çok yakından ilgilendiğinizi biliyoruz. Bu oyunda yöresel esintiler ne kadar ağırlıkta olacak?
Türk danslarını anlamaya çalışıyorum, anladıkça da aşık oluyorum. Bu dansları öğrendikçe zaman içinde yolculuk yapan bir trenin içinde gibi hissediyorum.

× En çok hangi yörenin dansları sizi etkiledi?
Özellikle Karadeniz yöresi! Karadeniz yöresinin ritmi çok güçlü. Kemençeyi de çok sevdim.

× ‘İstanbul’ adlı oyununuzun bazı bölümlerinden ipucu verir misiniz?
Gecenin geç bir saati… İstanbul’da bir bar; içinde dans eden bir çift, bir martı ve bir şair var. Bir adam içeri girer ve barda tek başına oturan kadının yanına gidip adını sorar. Kadın da ‘Adım İstanbul’ der. Yanda oturan adama da adını sorar. O da ‘Benim bir adım yok, ben bir şairim’ diye cevaplar… O sırada dönüp dans etmekte olan çifte soruyorlar ‘Sizin adınız ne?’ Onlar da ‘Adımız martı’ diyorlar. Şair, İstanbul ve martı bu şehir için çok bilindik temalar. Bu yüzden üçlüyü herkesin düşündüğünden farklı vurgulamak istedim.

× Sizin için İstanbul ne ifade ediyor?
Sonsuzluğu ifade ediyor. Bizden önce de bir İstanbul vardı, bizden sonra da var olmaya devam edecek, bizler sadece birer ziyaretçiyiz.  Geçmişte Constantinopolis’ti adı, İstanbul oldu belki gelecekte başka bir şey olacak ama sadece adı değişiyor. Kendisi hep var olmaya devam ediyor. Şehir çok büyük bir enerjiye sahip.

× Müzikler hakkında da bilgi verebilir misiniz?
Türkler, Ermeniler, Yahudiler, Çingeneler, Araplar… Hepsi bu müziğin içinde olacak, tıpkı İstanbul gibi.

× Hayatın kötü yanları olduğu gibi oyunun içinde kötü zamanlar da olacak mı?
Evet. Haydarpaşa sahnesi bozlakların olduğu bölüm. Çok üzücü bir bölüm. Her provada kendimi daha üzgün, daha kötü hissettim. Çünkü o bölümde hüzünlü kadınların, erkeklerin yüzlerini görmeye başlıyorum. Bu bölümü memleketinde kalan çocuklarını yolcu etmiş ve her gün o fotoğraflara bakıp ağlayan annelere, babalara ithaf ediyorum.

× Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
İstanbul’u, Türkiye’yi çok seviyorum. 18 Aralık akşamı göreceğiniz her şey benim kalbimin ta derinliklerinde yaşattığım İstanbul sevgisinden çıktı. Kalbimde yaşattığım İstanbul’u dinledim ve onu dansa dönüştürdüm.

Sanem Çelik

BİZE DÜŞEN SABRETMEK VE İNANMAK
× 17 yıl aradan sonra tekrar bale yapmak fikri nasıl ortaya çıktı?
Shaman Dans Tiyatrosu’nun kurucusu ve yönetmeni Murat Uygun’u yıllardır tanırım. İki yıl önce benimle ilgili bir projesi olduğundan bahsetmişti. ABD’ye dönerken bu teklif aklımda kalmıştı. Shaman’ın ‘Buluşma’ gösterisini seyrettikten sonra kuliste her biri kalbi dans için atan üretken, çalışkan, enerjik, yetenekli dansçılara hayranlığımı ve tebriklerimi iletirken bir yandan da dans dünyasından uzak kaldığım yılların özetini yapıyorken, Murat ‘Seni hala aramızda görmek isteriz’ deyiverince ‘Olur bu iş’ dedim. 17 yıl sonra ben ve dans…

Opera ve balenin baş dansçılarından Sibel Sürel, dostum, projenin klasik bale hocası ve artistik direktörü; projenin koreograflarından Çiğdem Tezcür ise konservatuar bale yıllarımın ablalarındandı. Shaman Dans Tiyatrosu’nun ‘Yedi’ adlı gösterisindeki koreografisinin kaydını izlemiş ve çok beğenmiştim. Bir de Maurice BŽjart balesinin eski baş dansçısı ve koreograf Patrick De Bana’nın müthiş koreografilerinin içinde yer alacağım için bu bileşimlerle ‘Bu teklif kaçmaz’ dedirtti bana. Kalbimden gelen hissi dinlerim ben.

× Prova süreci nasıl geçti?
Kararı verdikten sonra tereddüt etmek yaraşmaz, artık vakit nakittir. Murat’ın önderliğinde bir hedefe baş koymuş kıymetli dansçıların bana yaklaşımı o özel dünyalarında bana yer vermeleri çok önemli benim için. Rahat olmamı sağladılar dostluklarıyla. Bu da bana sorumluluk ve yanlarına yakışmak için çalışma arzusu verdi.

× Biraz da rollerinizden bahseder misiniz?
Florence Nightingale, modern hemşireliğin kurucusu, öncü ve güçlü bir kadın. Kırım Savaşı döneminde İstanbul’da yaşamış ve askerleri tedavi etmiş. Bu sahneyi Çiğdem Tezcür’ün koreografisiyle izleyeceksiniz. Martı ve Şair sahnesindeyse, Patrick De Bana’nın heyecan verici koreografisinin içinde olmaktan mutluluk duyuyorum. Topkapı Sarayı’nda bir aşk sahnesi de var koreografisini Yıldız Çankaya yaptı.
× Oyunun adı ‘İstanbul’, bize kendi İstanbul’unuzu kısaca anlatabilir misiniz?
Benim şehrim diye demiyorum ama dünyada gezdiğim şehirler arasında en beğendiğim, estetik bulduğum şehir İstanbul. Her ne kadar kıymetini bilmesek de, bize inat, güzelliğini, karakterini yitirmeyen güzel.

× 18 Aralık’ta sizi sahnede göreceğiz. Acaba tekrar ekranda da görebilecek miyiz?
Elbette. Sadece bekliyorum. Beni ve seyirciyi ekrana zevkle bağlayacak proje geldiğinde ‘İşte buydu bize yakışan’ diyeceğiz. Sabretmek ve inanmak, bize düşen bu.

Murat Uygun

FİNALDE ŞEHRİN  AŞKI VAR
× Projenin oluşumundan bahseder misiniz?
Biz burada öncelikle İstanbul’u tek bir bakışla, tek bir teknikle, tek bir ekolle anlatamayacağımızı bildiğimiz için farklı farklı koreografların kendi İstanbul’unu anlatmaları için birbirinden bağımsız bölümler oluşturmaya çalıştık. 2009’dan bu zamana kadar bunun için uğraş verdik. Patrick’in Boğaz sahnesiyle başlıyor, ardında Ersin Aycan’ın hazırladığı Kapalıçarşı var. Daha sonra Galata’ya geçiliyor. Orada Türkler’in,  Rumlar’ın, Ermeniler’in bir arada yaşadığı bir öykü anlatılıyor. Selçuk Borak’ın koreografisiyle. İkinci perde Haydarpaşa ile başlıyor. Ardından Selimiye Kışlası’nı Çiğdem Tezcür koreografisinden izliyoruz. Daha sonra yine Çiğdem’in martıları anlatan bir kareografisi var. Onun ardından şair, martı, İstanbul üçlemesinin anlatıldığı Patrick’in Taksim koreografisi İstanbul’un Aşkı adlı bir finalle de son buluyor.

× Kostüm ve dekorasyondan da bahseder misiniz?
Kostümlerin genelini Serdar Başbuğ hazırladı. Şair martı ve İstanbul sahnesinin kostümlerini Bahar Korçan hazırladı. Aynı danslarda olduğu gibi hem geçmişi, hem günümüz, hem geleceği hissettirecek çalışma kostümde de yapıldı. Dekor olarak video çalışması hazırladık. Şafak Türker özellikle sahne geçişlerini tanımlamak için sualtından tutun da mekan çekimine kadar geniş bir yelpazede çekim yaptı.

× Peki ya müzikler…
Oğuzhan Balcı bu eser için özel olarak senfonik türde besteler yaptı. Bir bölümünü de Burçin Ural yaptı. Haydarpaşa sahnesinde bozlağın düzenlemesi ona ait. Anonim bir esere çok güzel bir düzenleme yaptı.

Akşam