Sahnede Küfreden O Adam Benim Profesörüm!

Allan Kozzin

Mimesis Çeviri / David P. Schmidt, bu kasabada yer alan Fairfield Üniversitesi’nin bünyesinde yer alan Quick Center for the Arts isimli sanat ve kültür merkezinde, sahnenin ortasında yerini aldı ve Glengarry Glen Ross oyunundan o yıkıcı, küfür dolu monoloğuna başlamadan önce gözlüklerinin arkasından seyirciye dik dik baktı. Bay Schmidt’in canlandırdığı Blake isimli karakter, başarılı bir yönetici olup, genel merkez tarafından bir takım emlak pazarlamacısına bir yarışma ile ilham vermek için görevlendirilmiştir. Bu yarışmaya göre, birinci olan bir adet Eldorado marka araba, ikinci olan biftek bıçağı takımı kazanacak ve üçüncü olan ise kovulacaktır.

NYTimes. 15 ekim 2012, Çeviri: Dilşad Sağlam

‘Glengarry Glen Ross’ zamanı: Connecticut Fairfield Universitesi David Mamet’in şeytani karakterlerini, Al Pacino’nun başrolünde olduğu yeni bir prodüksiyonsun New York’ta sergilenmesinden bir hafta önce,  iyi bir amaç uğruna kullanmaya çalışıyor.

David Mamet’in 1984 yılında yazmış olduğu bu oyunun sahnelenmesi esnasında, oyuna film uyarlamasından sonra eklenmiş olan Blake karakterinin yarıştırdığı emlakçılar Schmidt’in arkasında yer aldılar. Bay Schmidt ise, onlara bağırmak yerine doğrudan seyirciye dönerek tirat atmayı tercih etti, bunu yaparken de seyirci ile birebir göz teması kurarak seyircide oluşan rahatsızlık hissini artırdı.

Seyirciler ise Schmidt’in konuşmasını dinlemeye alışıklardı. Seyircilerin çoğunluğu Fairfield Üniversitesi’nde lisans öğrencisiydi ve bunların birçoğu da Schmidt’in verdiği İş Ahlakı ve İş Hukuku derslerini almaktaydı. Ancak öğretmenlerini hiç böyle görmemişlerdi.

Schmidt ise daha sonra bu konuda “Birkaç öğrencim bana, İş Ahlakı hocalarının bu tür bir rolde oynamasından rahatsız olduklarını dile getirdiler.” diyerek öğrencilerinin yorumlarını paylaştı ve ekledi: “Sanırım böyle bir tecrübe öğrencilerin beklentilerini ve kalıplaşmış yargılarını değiştirme konusunda onları son derece zorladı. Bu ise onlar için güzel bir öğrenme süreci olacaktır.”

Üniversitenin Fen, Edebiyat ve İktisadi- İdari Bilimler Fakülteleri arasındaki işbirliği sayesinde bu ay başında oynanan bu oyun işletme, ekonomi, felsefe, iletişim ve politika derslerinin ders programlarına dahil edildi. Bir Siyaset Bilimi sınıfı, oyunu Marksist bir bakış açısı kapsamında ele alarak onu Kapitalizmin karanlık yanının bir sembolü olarak değerlendirdi. Varoluşçuluk konusu üzerine eğilen bir felsefe sınıfı ise oyundaki karakterlerin kendi özlerini kaybediş süreçlerini inceledi. İşletme profesörleri de oyunda tasvir edilen ofis ortamını ahlak, etik ve uygulama alanında ortaya çıkan sorunlar kapsamında ele aldı.

“Glengarry” oyunu, birçoğu şimdiden günümüz ekonomik sisteminde iş bulma endişesine kapılmış olan öğrencilere sert gerçeğin kapılarını araladı: kendileriyle diğer meslektaşlarını karşı karşıya bırakmaya çalışan acımasız yöneticilerin egemen olduğu, işten atılma tehlikesi ile her an burun buruna olacakları bir dünya.

Oyunun yönetmenliğini ve aynı zamanda üniversitenin mezunlar için çıkardığı derginin editörlüğünü yapan Alistair Highet bu konuda şu özeleştiriyi yapıyor: “Öğrencilerimizi gerçek hayata atılmaları ve birer iş bulmaları için önceden hazırlama konusunda çok fazla konuşup tartışıyoruz, ancak gerçek hayata atıldıklarında onları nelerin beklediği üzerine fazla konuşmuyoruz.”

Highet oyunun birtakım önemli rollerini, öğrencilerin çok daha farklı bir içerikte tanıdıkları öğretim üyelerine vererek, öğrencilerin oyundan çıkaracağı dersleri daha çarpıcı bir şekilde sunmayı amaçlamış. Dr. Schmidt’in yanı sıra, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı olan Donald E. Gibson şirket yöneticisi konumundaki John Williamson karakterini; felsefe profesörleri olan Dennis Keenan ve Ryan Drake ise sistem mücadelesi veren iki emlakçı olan Shelly Levene ve George Aaronow karakterlerini canlandırdılar.

Diğer roller ise Bethlehem şehrinde kurulmuş olan Actor’s Nucleus isminde bir tiyatro topluluğundan oyuncular tarafından canlandırıldı. Topluluğun üyeleri de oyuna kendi değişikliklerini eklediler; emlakçılardan en saldırgan ve başarılı olanı Richard Roma ve onun müşterisi olan James Lingk karakterleri Kelly Briney ve Melora Mennesson adında kadın oyuncular tarafından canlandırıldı. (Karakterlerin isimleri ise Ricky ve Jamie olarak değiştirildi.)

Highet ise bu durumu şu şekilde açıkladı: “Roma’nın Kelly tarafından canlandırılmasına karar verdiğimizde Lingk karakterinin de bir kadın tarafından canlandırılmasının daha doğru olacağını gördük.” Bunun nedeninin ise Roma’nın Lingk karakterine gayrimenkul sattığı sahnenin cinsel etkileşimlerin yönlendirici olduğu bir sahne olarak görülmesini istemedikleri olduğunu söyledi, Roma karakterinin istediği her şeyi cinsel cazibesini kullanarak elde eden bir kadın olarak görülmesi, bu amaca hizmet etmeyecekti.

“Ancak aynı zamanda Mamet’in metnine de sadık kalmaya çalıştığımdan erkek zamirlerini mümkün olabildiğince korumaya çalıştım.” diyerek açıklamasını sürdürdü Highet: “Oyunda, Roma kendisinden erkekler dünyasına ait bir adammış gibi bahsediyor.  Levene karakteri ise bu konuda şöyle söylüyor: ‘Roma iyi bir adam, onun iyi bir kadın olduğunu biliyoruz.’[i] Bu cümlenin yarattığı etkiyi ve böyle bir seçimin gündeme getirdiği ofis ortamlarına özgü cinsiyet tartışmaları gerçekten çok hoşuma gitti. Ancak bunlar tabi ki önceden planda olmayan getirilerdi.”

Disiplinler arası bir çalışmanın temelini tek bir oyuna oturtma yolundaki ilk adım, geçtiğimiz yıl Fairfield’de İspanyol oyun yazarı Juan Mayorga’nın “Perpetual Peace” adlı oyununun sergilenmesiyle atıldı. Modern Diller ve Edebiyat Bölümünden bir profesörün çevirisiyle sergilenen oyun, teröre karşı savaşta işkenceyi konu alıyordu.

Kadronun bu gösterim için düzenlediği bir partide İşletme Bölümü Başkanı Dr. Gibson “Glengarry” oyununu sergilemeyi önerdi. (Gibson ve orada bulunanlar o akşam bu oyunun gelecek ay Al Pacino ve Bobby Cannavale’in de dahil olduğu bir kadro tarafından Broadway’de tekrar canlandırılacağını bilmediklerini söylediler.)

Uzmanlığını çalışanların öfke ve hırsları üzerinde yapmış olan Dr. Gibson, “Bu oyunu ders veren ve uyarıcı bir hikâye olarak görüyorum.” diyor ve ekliyor: “çalışma ortamları gerçekten böyle olabiliyor. Ancak böyle olmak zorunda değiller elbette.”

Geçtiğimiz Perşembe günü Bay Schmidt, İş Ahlakı dersinde öğrencilerine şu soruyu yöneltti: “Oyunda seyretmiş olduğunuz iş yeri, gelecekte çalışmak isteyeceğiniz bir çalışma ortamı mıdır?”

Sınıfta hiç el kalkmayınca Bay Schmidt aynı soruyu başka bir sınıfta sordu. Stajlarını yeni yapmış birkaç öğrenci ise, benzer şartlar altında çalıştıklarını ve bu tür çalışma ortamlarından nefret ettiklerini, ancak mevcut rekabet ortamını oldukça heyecan verici bulduklarını söyledi.

90 dakikalık dersin sonunda Bay Schmidt, öğrencilerin böyle bir tecrübeden nasıl dersler çıkarmalarını beklediğini anlattı:

“Oyunda, özellikle benim canlandırdığım karakterle birlikte, sistemi kırılma noktasına kadar zorlayan bir şirket vardı. Bu şekilde insan değerini hiçbir şekilde umursamadığınız takdirde gerçekten çok para kazanabilirsiniz. Ancak etik kurallarının temel prensibi, hiç kimseye hiç bir şekilde zarar vermemektir. Ne var ki bu ortamlarda birçok insana büyük ölçüde zarar veriliyor.”

Üniversite üçüncü sınıf öğrencisi olan Deirdre Gallagher, şirket içi dinamikler hakkında anlatımların ötesinde, ortamı canlı olarak görebilme şansını yakalayabildiğine çok memnun olduğunu söyledi ve ekledi: “Bu oyunda hayatta gerçekten olabilecek şeylere şahit olduk.”

Ancak yine bir üçüncü sınıf öğrencisi olan Jerry Bivona, oyundaki dengelerin iyi kurulamadığını düşündüğünü söyledi: “Oyundaki karakterlerin davranışları hiçbir şekilde etik değildi, içinde biraz da olsa olumlu bir unsurun olduğu bir oyun bulsalardı daha iyi olurdu.”

İkinci sınıfta okuyan Lisa Tkach, felsefe dersinde David Mamet’in karakterlerinin iş hayatlarında ilerlemek ve başarılı olmak için kendi özlerini ve manevi benliklerini nasıl kaybettikleri hakkında konuştuklarını söyledi. Ayrıca yazarın argo ve küfürlü bir dil tercih etmesinin karakterlerin ahlaki boyutta ne kadar alçaldıklarının anlatımını oldukça güçlendirdiği sonucuna da vardıklarını belirtti.

Bayan Tkach, gönderdiği bir e-postada bu durumu şöyle açıkladı: “Emlekçılardan her biri giderek daha da yozlaştıkça oyunda kullanılan dildeki küfür de aynı oranda artıyordu.” ve ekledi: “İlginç olan şu ki, sınıfın çoğunluğu oyundaki karakterlerin yozlaşmış davranışlarından çok kullanılan argo ve küfürlü dilden dolayı şaşkınlığa uğramış.”

Dr. Gibson ve Dr. Johnson, tiyatroyu ders planlarına daha geniş bir kapsamda dahil etmeye devam edeceklerini düşündüklerini söyledi. Aynı şekilde Dr. Schmidt de, ileride sahnede bu kadar aktif rol almasa da bu tür çalışmaların sürdürülmesini umduğunu belirtti.

Dr. Schmidt son olarak: “Tiyatro oyunlarına sadece zevk almak için gitmiyoruz, aynı zamanda bir şeyleri keşfetmek, en önemlisi kendimizi keşfetmek için gidiyoruz. Bu durumu ise, oyunlarla derslerimiz arasında açık ve anlaşılabilir bağlantılar kurarak avantaja dönüştürüyoruz. Bunun gerçekten muhteşem bir yenilik olduğunu düşünüyorum.” dedi.


[i] “Roma is a good man, we know she is.” Bu cümlede Roma adlı erkek bir karakterin bir kadın oyuncu tarafından canlandırılmasına ve bunun yaratmış olduğu ironiye değinilmiştir.(ç. n.)

Yorum


işlemi tamamlayınız: