Sanatçılar, Grevi Tartıştı

[Ankara’da Kültür Sanat Sen’in öncülüğünde düzenlenen söyleşi ile sanatçı, akademisyen ve yazarlar, son dönemde sürekli gündeme gelen, kültür sanat alanında yeniden yapılandırmayı ve iktidarların “sanat” ile ilişkisini tartıştılar. Evrensel gazetesinde yayınlanan haberi aşağıda paylaşıyoruz]

Söyleşide, bundan sonra yapılması gerekenlere dair öneriler içerisinde sanat kurumlarında “grev” yapılması görüşü öne çıktı. “Ödenekli sanat kurumlarının geleceği” de tartışıldı, Kalkınma Bakanlığı’nda yapılan ve sanat kurumlarının özelleştirilmesi hedefi ile oluşturulan “5 yıllık” planın karşısına, emekçilerin yeni bir plan ile çıkması da…

İçeriği dolu, ancak katılımın zayıf olduğu söyleşide mücadelenin yükseltilmesi için acil plan hazırlanması gerektiği ifade edildi.

‘90’LI YILLARDAN BERİ AYNI GELENEK…’

Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya, 90’lı yıllardan bu günlere sanat kurumlarının yeniden yapılandırılma sürecinin hep kapalı kapılar ardında, muhatapların bilgisi olmadan yapılmaya çalışıldığına dikkat çekti. Sanat kurumlarına yönelik hazırlanan yasayla istihdamın güvencesizleştirileceğini, ödenekli sanat kurumların piyasaya açılacağını, performans sisteminin getirileceğini söyleyen Demirkaya, sanat kurumlarına yönelik baskıya ve bu kurumlardaki güvencesiz çalıştırmaya karşı grevin tartışılması gerektiğine dikkat çekti.

‘DAYANIŞMA İLE KAZANILIR’

Tiyatro Oyuncusu- yönetmen Orhan Aydın ise, bütün sistemi kendi çıkarlarına göre evrilten, ülkeyi talan eden, eşitsizlikte, adaletsizlikte tarihin en uç örneklerini veren, kurum ve kuruluşlarıyla ülkeyi ele geçirme politikasının yürürlüğe sokan bir iktidar politikasının varlığını hatırlattı. Aydın, belediye tiyatro salonlarının da, üniversite salonlarının da bir bir sanata kapandığını kendi deneyimleri ile aktardı. Aydın, “İstanbul AKM sürecinde olduğu gibi dayanışma yaşanırsa mücadele sonuca ulaşabilir” dedi.

‘SANAT EMEKÇİLERİ ZORLUKLAR ALTINDA ÇALIŞIYOR’

Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Levent Çelmen de bundan sonra neler yapılması gerektiğinin tartışılması gerektiğini söyledi. Çelmen, sanat kurumlarında emekli olan, ölenlerin yerine kadrolu çalışan alınmadığını, düşük ücretle, güvencesiz ve kadrosuz çalışmanın dayatıldığını dile getirdi. Çelmen, angarya işlerle, üst üste provalar ve turnelerle sanat emekçilerinin büyük zorluklar altında çalıştığına da vurgu yaptı.

‘BU YAPI ÇÖKERSE, HEPİMİZİN ÜZERİNE ÇÖKECEK!’

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Yöneticisi ve akademisyen Metin Boran, sanata yönelik saldırılara karşı emekçilerin birlikte mücadelesine vurgu yaptı. Boran, “Bu yapı çökerse, hepimizin üzerine çöker, demiryolu işçisinin de, sanatçısının da, sendikacısının da…” dedi. Tarih boyunca iktidarların tiyatroyu sevmediğini belirten Boran, “iktidarın sadece zihniyeti değişti. Sanata karşı öfkeleri var doğru. Sanatla barışmakta zorlanan bir kitleye hitap ediyorlar. 300 yıldır sanatla küsler. Sanatın özgürlükçüsü ya da postmoderni olmaz. Sanat sokakta üretilir. Ve sokak ideolojidir” dedi. Boran da birlikte mücadelenin önemine “Bir araya gelmek sözümüzü gücümüzü ütopyamızı birleştirmek gibi neden zorlanıyoruz anlamıyorum” sözleri ile değindi. Boran, “Baskı mekanizmasından bir endişemiz varsa sokağa çıkacağız” dedi.

KONUKMAN: SANATÇIYA PERFORMANS DEHŞET BİR ŞEY

İktisatçı, akademisyen Prof. Dr. Aziz Konukman, devletin ideolojik aygıtlarını iyi okumak gerektiğine dikkat çekti. Konukman, hükümetlerin iktidarı ele geçirmeleri için sanatın önemli bir alan olduğuna işaret etti. Dönemi “kapitalizmin hiçbir döneminde görülmeyen altüst oluşların yaşandığı” bir dönem olarak tanımlayan Konukman, “sanatçıyı performansa tabi tutmanız dehşet birşey. Kurullar kuralsızlaşmanın temsilcileri. Oysa ki tiyatro devrimci mücadelenin de çıkışının olabileceği bir alandır. Diğer aygıtlarından farklıdır” dedi. Tiyatronun “denetim mekanizmasını” ortadan kaldırdığını ifade eden Konukman, “denetim şansınız sıfır. Tiyatronun içinde barındırdığı bir özgürlüğü vardır” dedi.

AKMEN’DEN ‘KUZULAR GİBİ BEKLİYORUZ’ ELEŞTİRİSİ

Tiyatro Eleştirmenler Birliği Başkanı Üstün Akmen ise sanatın “talanına” yönelik politikalara karşı sanatçıların sessizliğini eleştirdi. Akmen, “yapılacak düzenlemeleri ‘kuzular gibi sessizlik içerisinde’ bekliyoruz” yorumunu yaptı. İstihdamın güvencesizleştirileceğini, emekliliğe özendirilerek kadroların tasfiye edileceğini söyleyen Akmen, sanatın özelleştirilmek, sanatçıların taşeronlaştırılmak istendiğini ifade etti. Sanata “muhafazakar” saldırılara da değinen Akmen, “halk böyle istiyor” denilerek sanatın gericileştirmeye çalışıldığını ifade etti. Akmen, sanatı ancak sanatçıların belirleyebileceğini vurguladı.

‘AYAĞINA BASILAN BAĞIRIYOR’

İSTİŞAN Yönetim Kurulu Başkanı Ragıp Yavuz ise, devlet tiyatrolarının “yürekler acısı bir halde” olduğunu söyledi. “Ayağına basılan bağırıyor” ifadesini kullanan Yavuz, hazırlanan tasarıya rağmen devlet tiyatrolarının hala sessiz kalmasını eleştirdi. Yavuz: “devlet tiyatrosu kendi ayağına basılmadı zannediyor. O yüzden bağırmıyor. Şehir tiyatrosunda olanı görmüyor” diye konuştu. Yavuz AKP hükümetinin amaçlarına da değinerek, “kendi kadroları yapsın istiyor bu işi. Özelleştirme nedir? Neyi özelleştiriyorlar? Taşeron şirketlerle sanatçı istihdamı diye bir şey var. Devletten parayı o alıyor. Özelleştirme bu” dedi.  Yavuz, AKP hükümetinin hazırladığı tasarının “Demoklesin Kılıcı gibi” devlet tiyatrolarının üzerinde sallandığını belirtti.

Evrensel