Tiyatro Nasıl Kapatılır?

Emre Kınay’ın kurucusu olduğu Duru Tiyatro’nun kapatılması kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Kadıköy Anadolu Lisesi ile faturaları ödemediği ve gürültü yaptığı gerekçesiyle karşı karşıya kalarak kapıtılan sahne ile ilgili pek çok yazı yazıldı. Vatan Gazetesi yazarlarından Buket Aşçı da konuyu gündemine alanlardan. Aşçı 1 Aralık tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayınlanan yazısında görüşlerini şöyle ifade ediyor:

“Benim bildiğim bir okul tanıtımını yaparken “bireysel çıkarlar kadar kamu yararına önem veren, sanatçı ve yaratıcı gençler yetiştireceğini” iddia eder. Bunun için de “İşte iftihar listemiz” diyerek; mezunları arasındaki politikacıları, bilim adamlarını, sanatçıları örnek verir. Dahası sanatı ve bilimi destekleyen faaliyetlerde bulunur. Ve asla uluorta “Ben sanatın ekonomik amaçlarıma uygun olanını severim” demez. Derse, onun eğitim anlayışına karşı büyük bir şüphe oluşur. O okulun müdürü de “Hababam Sınıfı”nın her şeyi para olarak gören ve kitabın sonunda Mahmut Hoca’dan bir güzel ders alan utanmaz okul müdürü gibi algılanır.

Çünkü söz konusu, özel bir okul olsa bile, sadece kar amaçlı kurulmuş bir şirket değil bir eğitim kuruluşudur. Yani bir sanat kurumuyla “ekonomik” açıdan bir anlaşmazlığa düşse bile “insaflı”olması beklenir, vahşi kapitalistler gibi, “madem faturalarını ödeyemiyor, o zaman Almanya’dan abim geldi, boşaltsın binayı” demez.

Bir tiyatro da tıpkı bir okul gibi kolay kurulmuyor. Bir tiyatro kurucuları da tıpkı okul kurucuları gibi o parayı, o emeği, o zekayı başka bir sektördeki işe ayırsalar, bırakın birçok sıkıntı çekmeyi belki de at üzerinden bile inmeden “Bu sahne değil, bu hiç değil” diye caka satacak kadar zengin olabilirdi. Ama hayır, onlar da tıpkı okul müdürleri, öğretmenler gibi yapmış oldukları işte paranın dışında başka amaçlar arayan insanlar. Duru Tiyatro ile Kadıköy Anadolu Lisesi’nin karşı karşıya gelmesi beni çok üzdü.

Okul, kendini savunuyor. Çok da doğal, elbette savunacak. Hatta belki söyledikleri gibi haklı bile olabilirler. Belki gerçekten Emre Kınay, gereksiz yere gürültü yapmış, elektrik-su faturalarını ödememiş falandır. Ama söyler misiniz, hangi fatura bir tiyatronun kapanmasına bedel olabilir? Bir de bizzat kendim o tiyatro binasının ilk yıllarını bilenlerdenim, o korkunç moloz yığınlarını, Emre Kınay’ın oraya harcadığı parayı ve emeği… Yazık!

Şunu düşünmekten kendimi alamıyorum. O okulda bir öğretmen olduğumu (öğrencilerin anne- babası da olabilir)… Muammer Karaca tiyatrosunun yıkılma kararı ile Türk tiyatrosunun çınarlarından Genco Erkal’ın tiyatrosuz kaldığı haberlerini eleştirdiğimi düşünüyorum. Ve bir öğrencimin parmak kaldırıp “Ama öğretmenim bizim okul yüzünden de Duru Tiyatro kapatılmadı mı?” dediğini. Ne derdim, o zaman? “Ama yavrucuğum bizim ki tamamen parasaldı. Bir de Emre Abiniz çok ses yapıyordu! Sus dedik, susmadı” mı? Böyle mi derdim? Beni ilgilendiren bir eğitim kurumunun bir tiyatronun kapanmasına sebep oluyor olması. Bir şekilde, bir tiyatro ve eğitim kurumu arasında ortak bir uzlaşma bulunabilir ve bu vandalist algı tedavüle girmeyebilirdi. Bu konuda veliler adına da çok üzgünüm. Umarım geç kalınmamıştır. Kalındıysa eğer, özgür bir toplumun için “Okulsuz ve televizyonsuz bir hayat” diyen ünlü yönetmen Passolini haklı çıkacaktır.”

Vatan