Amatör Ruh, Profesyonel Başarı

[İskender Pala’nın Zaman gazetesinde yayınlanan köşe yazısından alıntıları paylaşıyoruz.]

Türkiye’nin hemen her üniversitesinde bir tiyatro topluluğu vardır. Bu uygulama, aydınlanma sürecine giren bir insan için tiyatronun, sahne performanslarının, modern sanatın önemli görüldüğünün de delilidir.

Sanata tutunmak isteyen gençlerin ilk tercih edecekleri alandır çünkü tiyatro. Bir tür kendini özgürce ifade edebilme gücü kazanmak gibi. Bu ruhu korumak hem bir erdemdir, hem de alışkanlık yapar. Üniversiteyi bitirdikten sonra amatör tiyatro yapan, geçimini bu yolla temin eden insanlar bu tiryakiliğin izini sürenlerdir. Hayatı sanat penceresinden bakarak sürdürmek, düşüncelerini ve fikirlerini samimi, duyarlı, sorumlu, gerçekçi ve dinamik bir zeminde paylaşmak için önemli bir imkândır bu ve elbette takdire şayandır. Her dem taze tutulan bir amatör ruh da zaten bunu gerektirir.

Amatör kelimesi bizim toplumda “acemi, uzman olmayan” gibi bir anlamı çağrıştırır. Amatör tiyatro deyince de hâlâ pek çok insanın zihninde henüz acemice üretilmiş oyunlar, belki okul müsamerelerinin canlanması bu yüzdendir. Mahallemize gelmiş amatör bir tiyatro oyununa gitmek biraz küçümsenir bu yüzden, hafife alınır. Oysa sanat söz konusu olduğunda amatör kelimesi karşıtıyla (profesyonel) birlikte okunmalı ve anlamı “Bir işi, sporu, sanatı meslek olarak ve kazanç temin etmek için değil de zevk için yapan kişi” olarak belirginleşmelidir. Hatta daha da ileri giderek tiyatro için kullanılan amatör kelimesinin bu anlamının da eskidiğini söyleyebiliriz. Çünkü amatör tiyatronun ayakta durabilmesi için ürettiği oyundan para kazanması ve ilgililerin bununla geçinip sanatlarını sürdürebilmesi, “amatör” kelimesi yerine de “profesyonel özel tiyatro” tanımıyla anılması gerekir. Gel gelelim, bugün insanların zihninde yalnızca ödenekli tiyatroları profesyonel zanneden, özel tiyatroları da (bazıları hariç) amatör kategorisinde gören bir anlayış hakimdir. Uzun yıllardır Kültür Bakanlığı’nın amatör tiyatrolara ancak küçük destekler ayırmasının altında da bu algının yattığını zannediyorum. Oysa sanat söz konusu olduğunda nice özel veya amatör tiyatro çıtasının profesyonel veya ödenekli tiyatrodan üstte durduğu oyunlar ve dönemler de vardır. Maamafih ülkemizde etkin tiyatro yapan pek çok kuruluş maalesef bu eski sıralamaya göre amatör sınıfında kategorize edilmekten kurtulmamaktadır.

Hangisinin oyununa gitseniz profesyonellik görürsünüz. Ama halk nazarındaki algıları hâlâ amatör diye anılır. Bence bu haksızlık. Çünkü amatörlük, beraberinde bilet satmayacaklar, kâr maksadıyla turneye çıkmayacaklar, oyunlarından para kazanmayacaklar gibi anlamları da beraberinde getirir ve “Amatörün kârı, hesabi değil hasbidir; yani maddi değil manevidir” görüşünü benimser. Bence bu algı çoktan eskimiştir. Çünkü onlar da profesyonel işler çıkarıyor, profesyonel oyuncular istihdam ediyor, usta eserler üretiyor, insanlara bir şeyler öğretiyor, uyarlamalar yerine özgün çalışmalara imza atıyorlar.

Zaman