Nöroloji ve Antik Yunan Tiyatrosu Maskeleri

Hannah Krakauer

Mimesis Çeviri / Maskeyle oynanan Yunan trajedilerinin Atina sahnelerindeki altın çağı geçeli 2000 yıldan fazla oldu. Ancak bazı modern nörologların çalışmaları sayesinde, bugün sadece kağıt üzerinden okuyabildiğimiz oyunları Yunanlıların nasıl izledikleri hakkında klasik edebiyatçılar daha fazla bilgiye sahip.

Newscientist. 15 kasım 2012, Çeviri: Mesadet Sözmen

Fotoğraf: Alastair Muir/Rex Features

Peter Meineck  New York Üniversitesi’nde klasik edebiyat üzerine uzman ve bir tiyatro yönetmeni. Ayrıca  New York’ta bulunan Aquila Tiyatrosu’nun kurucusu. Tiyatro pratiğine olan ilgi ve alakası, onu Antigone ve Orestesia gibi oyunları sahnede canlı izleyen antik Yunanlıların zihinlerine ulaşmanın mümkün olup olmadığını merak etmeye itti. Zira Antik Yunanlılar oyunları kağıt üzerinde okumuyorlardı.

Bir oyunun metninin önemi şüphe götürmediğini kabul etmekle beraber, Meineck, klasisist edebiyatçıların metni tek otorite olarak ele alma eğiliminde olduklarını söylüyor. Kasım ayı başında California’daki Stanford Üniversitesi’ndeki bir konuşmada, Meineck kendisinin antik oyunları incelerken metinden uzaklaşıp, maskenin ve hareketin önemine odaklandığından bahsetti. Yaşadığı radikal kaymayı tiyatral birikimi ve bilişsel nörolojiyi birleştirerek tartıştı.

Meineck bilişsel bilim üzerine bir yıl boyunca çalıştı. Bu sürede bir tiyatro yönetmeni olarak kendi deneyimleriyle çok iyi uyuştuğu için bedensel idrak [ç.n. ing: embodied cognition] teorisi ilgisini çekti. Bedensel idrak teorisi, düşünme biçimimizin dünyayı fiziksel olarak nasıl deneyimlediğimizle, nasıl hareket ettiğimizle ilgili olduğunu savunan bir teoridir. Meineck, oyunculardan bazılarının Shakespeare’i ezberden çok iyi bir şekilde oynayabildiğini söylüyor, “ancak onu inandırıcı yapan bedenidir”. “Yapmaya çalıştığım şey birinin ağzından çıkanı vücudunun gerçekten hissetmesini  sağlamak.” diye açıklıyor.

Meineck, oyuncular maske taktığı için bedensel idrak ilkelerinin Yunan oyunlarında son derece önemli olduğunu belirtiyor. Meineck, Atina’da Akropolis’in güney yamacına bakan Dionysious Tiyatrosu’nun tasarımını inceledi. Şehrin ve gökyüzünün fevkalede bir manzarası ufuk ile beraber seyircinin görüş alanınına giriyordu ve bu dikkat dağıtıyordu. Aktörlerin dikkat çekecek bir araca ihtiyaçları vardı: Maske.

İlk bakışta, tiyatro maskesi antik tiyatro için hiçbir anlam ifade etmiyor gibi gözüküyor. Nörolojik göz-takip çalışmaları gösteriyor ki bağlamı ne olursa olsun, insanlar içgüdüsel olarak iki göz ve bir dudak arıyor. Bunu herhangi bir imajada yapıyoruz, ister insan yüzü olsun ister bir parça ekmekteki gölgeler olsun. Yüzler, duyguların iletişimi için kullandığımız en önemli araçlar ve bu açıdan bakınca “maske kullanmak bu sanat tarzında yapılabilecek en kötü şey” diyor Meineck.

Ancak, Meineck maskeleri daha yakından inceleyince onları bu kadar güçlü yapanın ne olduğunu çözmeye başladı. Sabit bir maske sadece altı duygudan birini verebilir: öfke, tiksinti, korku, neşe, üzüntü ve şaşkınlık.  Öte yandan  muğlak bir maske – ki nerdeyse bütün trajedilerde bu tarz maskeler kullanılmıştır-, inanılması zor bir şekilde bir çok anlama gelebilir ve seyirci için daha cazip olabilir.

Meineck, demek istediğini anlatmak için bir maske takıyor ve seyircilerden bir duyguyu söylemelerini istiyor. Seyirciye arkası dönük bir şekilde ne anlama geldiği belirsiz kadın maskesini taktıktan sonra, yüzünde nötr ancak belli belirsiz itici, rahatsız edici bir ifadeyle arkasını dönüyor. Seyirciler oynaması için bağırıyor: “korku!”. Meineck korku içinde geri çekiliyor, büzülüyor ve kollarını sallıyor. Neredeyse büyülü bir şekilde surat korkmuş bir ifadeye bürünüyor. “Şaşkınlık”ta  havaya zıplıyor ve kafasını sallıyor. Meineck “neşe”, “üzüntü” ve “tatmin” duyguları için de yüz ifadesindeki değişimler aynı derecede çarpıcıydı. Ancak en sonda  “pişmanlık” duygusunda bocalıyor.

Maskenin sırrı bakış açısına ve bağlama bağlı olarak ifade değiştirmesidir. İnsan yüzüne farklı açılardan bakıldığında ifade değişmez iken, maskeyi aşağı yukarı eğmek bile onu kızgın bir ifadeden mutlu bir ifadeye dönüştürebiliyor. Karakterin hissettiği duyguyu size açıkça söyleyecek bir yüz olmadığı için, beyniniz bedensel hareketleri ipucu olarak kullanıp ona uygun bir yüz ifadesi belirliyor. “Zihinsel sisteminiz maskenin hareket edip değiştiğini algılıyor ve gerekli telkinleri yapıyor”, diyor Meineck.

Maske tiyatro için hipnotik bir etkiye sahip, çünkü her seyirci sahnede gelişip yayılan haleti ruhiyenin oluşmasına yardımcı oluyor. “Bence maske, insan yüzünden çok daha fazla ifade yüklü” diyor Meineck. Aktörün yüzündeki ifadeden anlanması beklenen duyguyu görmek yerine, seyirci o duygunun yaratılmasında aktif bir rol oynuyor, suratta açıkça bir duygu görme yerine orda olması gereken duyguyu maskeye yansıtıyor. Tıpkı soyut bir sanat eserini anlamaya çalışan beynimizin işleyişi gibi.

Maskenin şeklinin antik Atinalıların dünyayı nasıl gördüklerine dair de ipuçları verebileceğini söylüyor Meineck. Aynı dönemin Yunan ve doğu Asya maskelerini kıyaslayınca, Yunan maskelerinde kocaman büyük gözler, dudaklar ile epeyce küçük burunlar varken Asya maskelerindeki burunlar inanılmaz derecede büyük. Meineck bu durumla modern göz takip deneyleri arasında bir paralellik kuruyor. Yapılan bir deneyde katılanlardan akvaryumun içindeki balıkların resmedildiği bir tabloyu incelemeleri isteniyor. Resme baktıktan sonra, batılı toplumlardan insanlar ön plandaki balıkları detaylı bir şekilde tarif edebilirken, Asyalıların genel bağlamı tarif etmekte daha başarılı oldukları görülüyor. Bu durumu maskeler bağlamında düşünen Meineck, belirgin burunları olan Asya maskelerinin bir olayın merkezine bakıp bütünü inceleyen bir kültürü, modern batı kültürüne daha yakın olan Yunan maskelerinin de geneli değil bireyi ön plana alan bir kültürü yansıttığını düşünüyor. Farklı şekillerdeki maskeler, genellikle ortak çalışmaya dayalı bir kültürel perspektifle ilişkilendirilen Asya kültüründen farklı olarak Yunanlıların daha birey merkezli bir dünya görüşlerinin olduğuna dair bir ipucu olabilir.

Antik tiyatro üzerine yapılan bu modern araştırmalarda, antik Yunan seyircisinin muğlak maskelere anlam yüklemesi ile aynı şekilde antik Yunan oyunlarına anlamlar yüklediği varsayılıyor. Bu varsayım eksik olabilir ama Meineck’in yaklaşımı yine de önemli konuları gündeme getiriyor. Sanat ve tarih üzerine uzmanlaşmış bilgiyle günümüz bilişsel araştırmalarının ortaklığı bize geçmişin psikolojisi hakkında daha neler öğretebilir?

Yorum


işlemi tamamlayınız: