Camide Tiyatro Olur Mu?

Pinterest LinkedIn Tumblr +

faruk-Tumb2010-12-31_155059[Faruk Çakır’ın Yeni Asya’da yayınlanan köşe yazısını paylaşıyoruz.] Camilerin ibadet yerleri olduğu, buralara girip çıkmanın da belli bazı şartları bulunduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Bir gazetede, “Camide tiyatro” başlıklı haberi görünce garip karşıladığımı ve “İşte, kıyamet alâmetlerinden biri daha” dediğimi ifade etmek isterim.

Tabiî ki camilerimizin hayatımızda önemli bir yeri var. Aynı zamanda buralara nasıl ve ne zaman gidilebileceği, ziyaretçilerin kılık ve kıyafetinin nasıl olması gerektiği gibi meseleler, öncelikle ilahiyatçıların bildiği, tartıştığı ve ortaya koyduğu konulardır.

İsterseniz, önce garip karşıladığımız ‘haber’i kısaca özetleyelim: “Almanya’da ilk kez bir cami, tiyatro eserine sahne oldu. Münih merkezli bir tiyatro aynı kentteki bir camide dinlerarası diyalog ve hoşgörü temalı bir oyun sergiledi. Münih Şehir Oda Tiyatrosu sanatçıları, ‘Urban Prayers’ (Kentsel Dualar) adlı eseri, cemaatinin büyük kısmı Türk olan Mehmet Âkif Camii’nde sergiledi. Caminin toplantı salonunda başlayan oyun, daha sonra mescidinde devam etti.

Yaklaşık 400 Alman seyirci oyunun bu bölümünü yerde halı üstüne oturarak izledi. ‘Urban Players’ dinler arası diyalog, hoşgörü, önyargılar, göçmenlik olgusu ve şehir yaşamı gibi konuları ele alan bir eser. Yedi günde yedi farklı inanca ait ibadethanelerde gerçekleştirilmesi planlanan oyun daha önce bir sinagog ve bir protestan kilisesinde sahnelendi. (…) Ana ibadethanede geçen ikinci bölümünde tenor (…) bir koro eşliğinde dört eser seslendiriyor. Gösteri öncesi ve sonrası caminin imamı Kur’ân’dan âyetler okudu.” (Hürriyet, 25 Haziran 2013)

Gazetede, haberi destekleyen iki adet de fotoğraf yer almış. Asıl itiraz edilmesi gereken, fotoğraflardaki kıyafetler. Fotoğrafa göre caminin kıble tarafına kurulan ‘sahne’de ikisi kadın 5 kişi yerde oturan ‘seyirciler’e resmen konser veriyor. Katılan ‘sanatçı’ların başları ve kolları açık, etekleri de diz üstünde… Yüksekçe, bar sandalyesi gibi bir sandalyede oturmuşlar ve önlerindeki ‘defter’den okuyup ‘sanat’larını icra ediyorlar. Yine fotoğrafta görülebildiği kadarıyla ‘seyirci’lerin de ekseriyetin başları açık ve kıyafetleri pek de cami adabına uygun değil…

Müslüman olmayanların camilere girmesi, ziyaret etmesi elbette mümkündür. Ama bunun da şartları vardır.

“Turistik maksat”la camiyi görmeye, bilgi edinmeye engel bir durum yok. Meraklarını tatmin için camiye giren ‘yabancılar’ın orada Müslümanların ibâdetlerini görerek etkilenmeleri ve hidâyete ermeleri de mümkün olabilir. Ama camiye gelenlere ‘kötü örnek’ olacak şekilde orada tiyatro sergilemek, uygun olmayan kıyafetlerle bir nevi konser verdirmek, Allah muhafaza etsin, İslâmı doğru değil, yanlış tanıtmak olur.

Ziyaret adabıyla ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sitesinde “Bir özürü yoksa câmide ayaklarını uzatarak oturmamalı, bağırıp çağırmak, gürültü etmek ve dünyaya ait şeyleri konuşmak gibi saygısız davranışlardan sakınmalıdır” denilmiş. (http://www.diyanet.gov.tr)

Camide tiyatro sahnelemek, dünyevîliğin en uç noktalarından biri değil mi? Bu şekilde mi İslâmı doğru ve güzel şekilde anlatmış olacağız? Tahmin ediyoruz ki, camiye gelen ‘yabancılar’a cami ziyaret adabı anlatılmış olsa belki de kılık ve kıyafetlerini düzeltirlerdi. “İyi ama bu kıyafetlerle başka ibadethanelerde konser verdiler. Biz farklı bir uygulama yapsak ayıp olurdu” denilemez. Çünkü İslâm dini başka dinlere benzemediği gibi, camiler de başka ibadethanelere benzemez. Böyle yaparak fayda değil, aksine zarar verme ihtimali bile vardır.

İslâmı tanıtmaya, çeşitli faaliyetler yapmaya evet; ama bunu yaparken çizgiden çıkmaya, kaideleri bozmaya, dejenere etmeye hayır. Biz, fiillerimizde ‘doğru İslâmiyet’i ortaya koyalım; yabancılar bunu anlayışla karşılar. Müslümanların vazifesi ‘güzel örnek’ olmaktır. Diyaloğ ve İslâmı tanıtma adı altında bindiğimiz dalı kesip, ayaklarımıza kurşun

Yeniasya

Paylaş.

Yorumlar kapatıldı.