Göztepe Parkı’ndan: “Burası Barok Bir Park!”

Park kalabalık: Çoluk çocuk, kedi köpek, delikanlılar ve ihtiyar delikanlılar, gençkızlar ve her zaman genç kızlar… Başka toplanacak geniş alan yok madem, havuz çevresine toplanılmış mecburen, bereket ki su yok. “Şimdi fıskiyeyi açarlarsa mantara bastık” diyor bir adam, gülüşüyor herkes.

Yaşamını kaybedenler isimleriyle orada, anılarına onlarca mum yakılmış. Serbest kürsü olacak, konuşmaya çıkan derdini 2 dakikada anlatacak. İfade özgür, saygı esas.

Yönlendirici: Herkese iyi akşamlar! Ben gür sesimle açılışı yapıyorum! (Alkışlar) Yarına megafon bulsak? Evinden megafon getirebilecek olan var mı arkadaşlar?

(Gülüşmeler)

Kalabalıktan biri: Tabi canım bizim evde 10 tane var!

(Gülüşmeler)

Kalabalıktan bir başkası: Var bizde, ben getiririm.

(Alkışlar)

….

30’larında bir Kadın: Senelerdir burada oturuyorum, ilk defa kendimi bu kadar güvende hissediyorum. Artık uyandık! Direnişi devam ettirelim. Temel ihtiyaçlar dışında birşey satın almayalım. Komşularımızla tanışalım, onlarla takas yapalım. Doğru haber veren gazetelerden üçer beşer alalım, toplu taşıma araçlarına bırakalım.

….

30’larında bir Adam: Ben hem Kürt’üm, hem Alevi’yim. Alanda hepimiz yan yana, bir arada mücadele ettik. Bundan sonra da mücadele edeceksek, biraz dişimizi sıkacağız. Ben dış ticaretle uğraşıyorum, bu olaylardan en çok etkilenen sektörlerden biri, kimseye teklif veremiyorum. Ama ne yapalım, vazgeçmek yok! Bende boykotlu bütün firmaların listesi var, size de yollarım, onlardan alışveriş yapmıyoruz!

Kalabalıktan biri: Starbucks’tan kahve içmezsek ölmeyiz ya!

Bir kadın: Evet, yaşasın tam bağımsız Kuru Kahveci Mehmet Efendi!

(Gülüşmeler)

Genç bir kız: Geçen gün bazı arkadaşlarımız Starbucks’ta oturanları kollarından tutup zorla kaldırmaya çalışmış, böyle şeyleri kesinlikle yapmayalım lütfen, kesinlikle!

Yaşlı bir teyze: Zorlama yok. Ne farkımız kalır o zaman Tayyip’ten?

(Alkışlar)

….

Öğrenci delikanlı: Ben 21 yaşındayım. Başbakan bana soruyor: “28 Şubat’ta nerdeydin?” diye. Ben yine parktaydım. Ama çocuk parkındaydım, oynuyordum işte şuralarda… (Gülüşmeler) O zaman yetişkin olsaydım, haksızlığa yine karşı çıkardım. Dindarların yanında olurdum. Dindar dinine bağlı kişi demek, dinci başka birşey. Nasıl simit satan kişiye simitçi diyorsak, dini satan kişiye de dinci deriz. (Kahkahalar) Ben dinden pek anlamam, ama bildiğim kadarıyla yalan söylemek büyük günahtır. İnsanlara yalan söylüyorlar. Önümüze gelene işin doğrusunu anlatalım. Anneler, babalar, facebook’u, twitter’ı kullanın, ama evlatlarınızı eklemeyin. (Kahkaha kıyamet)

Başörtülü bir kadın cep telefonuyla kayıt alıyor.

Kalabalıktan genç bir adam: “Niçin kayıt alıyorsunuz? Lütfen kapatın, fişleniyor muyuz?”

Kalabalıktan birileri: “Alırsa alsın, korkumuz yok!”

“Evet korkmuyoruz!”

“Hepimizi götürsünler!”

(Alkışlar, kadın cep telefonunu kapatıp uzaklaşıyor, kadının hakkındaki tevatür muhtelif…)

Yönlendirici: “Genel eğilim kayıt alınabileceği yönünde, yüzleri deşifre etmeyecek şekilde biz de kayıt alıyoruz, tedirgin olan varsa ayrılıp toplantı kayıtlarını internetten izleyebilir, fikrini beyan edebilir.”

Kalabalıktan genç bir kadın: “Bence tedirgin olan V for Vendetta maskesi taksın!”

(Kahkahalar, alkışlar)

40’larında bir Kadın: Ben 1987’de öğrenciydim. Başörtülü arkadaşlarım ya okulu bıraktı o zaman ya da perukla okula gelmek zorunda kaldı. Bense onları yok saydım, görmezden geldim. Yanlarında olmadım. Şimdi çok pişmanım. Çünkü o zaman olanlar, bugünleri hazırladı.

Emekli Amca: Ben de sosyal medyayı kullanıyorum. Bugün okudum, cadı avı başladı diyorlar. Eylemlerde önde giden kırmızı bayraklıları – kim oldukları mühim değil – aldılar. Özgür Radyo’yu aldılar. Akıllarınca marjinalleri ayıklıyorlar. Sesimizi çıkarmamız lazım, sırada hepimiz varız! (Alkışlar)

30’larında başka bir Kadın: Şimdi ben şeytanın avukatlığını yapacağım. AKP çok güzel hizmetler getirdi. Ben küçükken hasta olduğumda SSK hastanesine giderdik, 9 saat beklerdik, daha beter hasta olur çıkardım. Şimdi 10 dakikada işimi hallediyorum. Ben fakirim.

Kalabalıktan biri: Yahu senin neren fakir?

Şeytanın Avukatı Kadın: Mesela fakirim demek istiyorum, mesela fakirsem, ben aldığım hizmete bakarım. Fakirim ben, bana maaş bağlanıyor, ben cebime giren paraya bakarım.

Kalabalıktan 50’lerinde bir kadın: Benim kardeşim engelli, maaş bağlansın diye aylardır uğraşıyorum!

Şeytanın Avukatı Kadın: Olabilir, büyük çoğunluk hizmetini alıyor ama.

(Kalabalıktan müdahaleler)

Yönlendirici: Lütfen kesmeyelim, görüşlerini söylesin, burada düşünce ve ifade özgürlüğü var, birbirimizin görüşüne saygı duymak zorundayız, meydanlara bunun için çıkmadık mı?

Şeytanın Avukatı Kadın: Ben AKP’li değilim!

Kalabalıktan biri: Allah Allah, biz onu mu dedik güzel kardeşim?

Şeytanın Avukatı Kadın: Neyle karşı karşıya olduğumuzu bilelim demeye çalışıyorum…

Ateşli Adam: Kusura bakmayın ama Menderes’ten beri bu ülkenin ağzına sıçılıyor! Bunlarda para bok gibi, bunların dini imanı para, satanistler bile bunlar kadar zarar vermemiştir dine! Biz hâlâ daha oy kullanmıyoruz! O oylar verilecek arkadaş! Başka yolu yok! Herkes oyunu verecek! Tatildeydim denizdeydim yok! O sandıkların başı boş bırakılmayacak! Gidip bütün sandıkların başında duracağız! Başka semtlerle haberleşeceğiz, orada az insan varsa oraya gideceğiz! Korku duvarı aşıldı artık!

Başka bir Öğrenci Delikanlı: Başlarda çok öfkeliydik. Küfürler ettik. Ama bize yakışmadı. Artık cinsiyetçi küfürler etmeyelim bence. Orada fahişeler, eşcinseller, translar bizimle beraber direndi. Şimdi niye onları kıralım? Bir de bazı sermayedarları çok takdir ediyoruz ya, eylemcilere yardım ettiler diye. Onlar da bazen işçilerine zulüm ediyor, bunu unutmayalım. Çok özdeşleşmeyelim yani, onu demek istiyorum, biz halkız.

Şehir Planlamacı Genç Kadın: Açıklıyorum: Burası barok bir park! (Kahkahalar) Neden mi? Bakın, toplanma alanı yok. Çünkü devletler, halkın toplanmasını İS-TE-MEZ! (alkış kıyamet) Ama artık bütün parklar bizim!

(Alkışlar)

Deniz Aydın (19.06.2013)

Yorum


işlemi tamamlayınız: