Gül Taşlı Cenal Vakası: Sahtecilik mi Mağduriyet mi?

Ömer F. Kurhan

Direniş hareketi tiyatro adına da zengin veriler sunmaya devam ediyor. Duran Adam, Duran Adamlara Karşı Duran Adamlar, Soyunan Kadın, Kucakla Beni, Gusül Abdesti, Karanfil Bırakma vs. medya takibi sonucu herkesin dikkatini çekebilecek gösteriler.Bu yazıda benim özel olarak üzerinde durmak istediğim, kayda alınmış amatör ve mütevazı bir tiyatro gösterisinin kaydedilip sanal âlemde dolaşıma sokulduğunda, ülke çapında bir  medya skandalının meydan gelmiş olması.

Sonradan CHP üyesi olduğu öğrenilen Gül Taşlı Cenal’ın, müftü eşi başörtülü kadın rolünde “Erdoğan İstifa!” dediği video kaydı, sosyal medyada ve ulusalcı Türk medyasında propaganda amaçlı kullanıldı. Anlaşıldı ki bir gösteri gerçekliğin yerine ikame edilmişti. Daha sonra, oyuncunun gerçek kimliği teşhis edilince, Başbakan’ın sıkça dillendirdiği Gezi provokasyonu iddialarının bir kanıtı olarak kullanıldı. Propaganda savaşlarında AKP hükümeti ve Başbakan önemli bir artı kazanmış oldu.

Bundan sonra Gül Taşlı için bir kâbusun başladığı söylenebilir. Başbakanlık tarafından kendisine dava açıldı ve savcılıkta ifadesi alındı. Sadece AKP taraftarlarının değil, direnişe gölge düşürdüğü için seküler çevrelerin de büyük tepkisini çekti. CHP hakkında parti içi soruşturma açtı, fakat CHP’den istifa etmesiyle partisini güç bir durumdan kurtarmış oldu.

Son olarak, A Haber kanalının “Deşifre” adlı programına katılarak, sosyal medya mağduru olduğunu iddia etti ve Başbakan’ın hakkında açtırdığı davadan vazgeçmesini rica etti. Program sunucusu Mehmet Ali Önel, affedilmek istiyorsa pişmanlık getirmesini Başbakan ve istismar ettiği dindar kesimlerden açıkça özür dilemesi gerektiğini söyledi. Fakat Gül Taşlı olayın kendi iradesi dışında meydana geldiğini tekrar vurguladı.  Daha yapıcı bir yaklaşımla karşılaşırım umuduyla programa katıldığını belirtti. Sonrasında çaresizliğini gösteren duygusal tavırlar sergiledi.

Kendi adıma, bu defa da A Haber’in bir gösterisiyle mi karşı karşıyayız, yoksa Gül Taşlı iddia ettiği gibi bir medya mağduru mu tam karar veremedim. Fakat son derece acemi bir sanal provokatör değilse, söylediklerinin doğru olabileceğini düşünmekten kendimi alamadım. Bunun temel nedeni, program yapımcılarının, haberci etiğinden uzak bir şekilde, Gül Taşlı’nın suçlamalara karşı öne sürdüğü deliller gerçekten var mı, hiç ilgilenmemiş olmaları.

Gül Taşlı, söz konusu gösterinin aile arası ve eğlence amaçlı bir tiyatro olduğunu ve gençler tarafından kaydedildiğini, bu kaydın kendisinden habersiz bir şekilde internet ortamında dolaşıma sokulduğunu, videonun bir gösteri değil de gerçekmiş gibi algılandığını öğrenince yayından kaldırdığını, ama başkaları tarafından indirildiği anlaşılan videonun kendi iradesi dışında dolaşımda kalmaya devam ettiğini, Halk TV’nin de videoyu kullandığını öğrenince kanalı telefonla arayarak bu yanlışın düzeltilmesini istediğini ama söylendiği gibi kendisine dönülmediğini iddia etti.

Bu iddiaların doğru olup olmadığını bir haberci kolaylıkla kontrol edebilir. A Haber dışında başka medya organları bu konuda harekete geçti mi, geçtiyse ne oldu bilmiyorum. Şu ana kadar mesele hakkında habercilik etiğine uygun bir çıkış yapıldı mı, gerçekte vuku bulmuş olan nedir ne değildir, belli değil.

A Haber’de “Deşifre” programının yapımcıları, habercilik etiğine aykırı bir şekilde, bir şaibe yaratmanın ötesine geçmedi. Ayrıca sunucu Mehmet Ali Önel “özür dileme” dayatmasıyla seküler direniş hareketinin kalesine bir gol atma hedefini açıkça belli etti. Oysa ortada medya mağduru olduğunu ilen eden bir kadın vardı. Mehmet Ali Önel’in Gül Taşlı lehine tek ifadesi, kısa bir dönem yanında asistan olarak çalıştığını ve tanıdığı kadarıyla dürüst bir insan olduğunu teyit etmesi oldu. Bir de, Gül Taşlı aleyhine gönderilen mesajların ekrandan kaldırılmasını istedi.

Videoyu seyreden birisi olarak, mizahi tonda tek kişilik bir gösteri izlenimi edinmenin çok kolay olduğunu söyleyebilirim. Oyuncu kendisini kolayca ele verecek şekilde yüzünü tamamen açıkta bırakmıştı. Gerçek kimliğinin açığa çıkmaması için herhangi bir çaba içine girmemişti. En önemlisi: Geçmiş mesleki yaşamının medya ile iç içe olduğu düşünüldüğünde, “deşifre” olması çok kolaydı. Bütün bunlar, Gül Taşlı’nın ortalığı karıştırmak üzere planlı bir sahtecilikle hareket etmiş olduğu ihtimalini azaltmaktadır.

Kesin olan tek nokta, sosyal medya ve kurumsal medya arasındaki ilişkinin oldukça sorunlu olduğunu gösteren bir vakanın yaşanmış olduğudur. Videoya haber değeri biçen ulusalcı Türk medyası haberciliğin temel kurallarını açıkça çiğnemiştir. Muhalif alanda egemenlerin kullandığı aldatıcı ve entelektüel sorumluluktan uzak propaganda teknikleri devreye girebilmektedir. Direniş süreci bu bakımdan da öğreticidir. Skandal gerçekte bir muhalif medya skandalıdır. Fakat Gül Taşlı günah keçisi haline getirilerek kamuoyu aldatılmak istenmekte, direniş ahlâkının altı oyulmaktadır.

Gül Taşlı sorumsuz bir şekilde sahte bir sanal âlem operasyonu yürütmüş bir insan mı, yoksa bir medya mağduru mu?

Bu sorunun yanıtlanması gerekir. Tiyatro camiasının, kadın örgütlerinin ve insan hakları örgütlerinin bu vaka ile ilgilenmesi ve acilen bir netleşmeye gitmesi gerekir. Gül Taşlı iddia ettiği gibi bir medya mağduru ise, kendisine destek verilmesi ve yalnız bırakılmaması gerekir.

Bu vakada aydınlığa kavuşturulması gereken nokta belli: Gül Taşlı, aile arası ve eğlence amaçlı olduğunu söylediği bir tiyatro gösterisi sanal âleme düştüğünde, gösterinin gerçeğin yerine ikame edilmesine itiraz etti mi etmedi mi? Ortada bir sahtecilik yok ise, bu vaka muhalif bir medya skandalı olmanın ötesine geçmeye adaydır.

Yazı Arşivi



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: