Bilgisayarlar Koreografların Yerini Alabilir Mi?

Sarah Kaufman

Mimesis Çeviri / Canlı performansta teknolojinin rolü genelde, büyülü bir çubuk ile sahneyi donatacak muhteşem özel efektler yaratmak olur. Ama teknoloji Tanrı rolüne bürününce iş daha da ilginçleşiyor.

Washington Post. 15 Mart 2013, Çeviri: Mustafa Yıldız

Video: Washington Post’un dans eleştirmeni Sarah Kaufman dans ve teknolojinin iletişiminin gelişimine bu konunun iki öncüsü üzerinden balkıyor: Mark Coniglio ve Dawn Stoppiello; elektronik medya ve dansı birleştiren bir performans grubu olan Troika Ranch’ın kurucuları . Coniglio üretim sürecindeki “Swarm” a kaynaklık eden 2009’daki “Loopdiver” isimli gösterileri hakkında konuşuyor.

Teknoloji ortamı şenlendirmek için değil de sanatı “yaratmak” için kullanıldığında, işte asıl yaratıcılık o zaman ortaya çıkıyor.

Pop konserlerinden baleye, yüksek teknoloji ürünü efektler çoğunlukla ikincil bir öneme sahiptir ve tasarım üzerine yoğunlaşır. Beyonce’nin 2011 Billboards Müzik Ödülleri’nde kendi klonlarından oluşan bir orduyla etkileşimli bir şekilde sergilediği animasyonla geliştirilmiş “Run the World (Girls)” performansını hatırlarsınız. O gösteride Sidwell Friends mezunu olan ve video-art öncülerinden Nam June Paik’in yanında çalışmış sanatçı Kenzo Hakuta’yla işbirliği yapılmıştı.

Fransız kökenli Kanadalı sanatçı Liz Vandal, geçtiğimiz bahar Washington Balesi’nin “Alice (in Wonderland)” adlı gösterisi için bilgisayarda tasarlanmış, fantastik, özel baskılı, lazer kesim kostümlerini geliştirmek için en son teknolojiyi kullandı.

SPOT_dance02_GREEN_358

Neil Stevens (Washington Post)

Peki ya teknolojiyi sanat eserlerini geliştirmek yerine onları üretmek için kullansak? Koreografın yerine işlemci bir çip koymak tamamen farklı bir durum. Şimdiyse, dijital dünyayla nasıl ilişkileneceğimiz, elimizin altındaki makineler ve bizler arasındaki güç dengesi gibi daha karmaşık sorulara geliyoruz.

Aslında bilimkurguyu tetikleyen gerilimler, artık teorik olmaktan öteye geçti. Bu gerilimler gayet gerçek, en azından dans âleminin deneysel köşelerinde durum böyle.

Neredeyse 20 yıldır elektronik iletişim araçlarıyla dans ve tiyatroyu birleştiren performans grubu Troika Ranch’i ele alırsak insanlar ve makineler arasındaki son kapışma aynı anda iki mekanda gerçekleşiyor: Porland, Oregon’daki bir garaj ve Lozan, İsviçre’deki bir dans stüdyosu.

Troika Ranch kurucuları, Portland’da çalışan koreograf Dawn Stoppiello ile Lozan’da ihtisas yapan Mark Coniglio’nun amacı, tamamen onların kontrolü dışında gelişen bir performans. Kameralar, bilgisayarlar ve dijital işaretlerle anında etkileşmek üzere özel eğitilmiş dansçıların marifetiyle iki aşamalı bir süreçle, spontane olarak sahnede ortaya çıkacak.

Tiyatrodaki harekete duyarlı kameralar, önce seyircilerin pozisyonlarını tek tek tespit ediyor sonra da datayı bilgisayara giriyor. Kinect algılayıcı aygıtları da denen kameralar, Microsoft tarafından Xbox 360 elsiz oyun sistemi için piyasaya sürülenlerle aynı. Evet doğru okudunuz: Fruit Ninja manyaklarına bir el hareketiyle karpuz doğratan ekipman, postmodern dans teknisyenlerini harekete geçirdi. Deneysel sanatçılar, “Yüzüklerin Efendisi” filmlerindeki Gollum gibi Hollywood’da milyonlarca dolara mal olan motion-capture özelliklerine yaklaşık 150 dolara sahip olabilecekler.

Ama biz dansa dönelim. İkinci adım daha karmaşık: Seyircilerden alınan görüntüler, yazılımın koreografilendirilmiş bir “grafik deposu”ndan küçük parçalar almasını sağlayacak ve yazılım bunları sahne üstündeki dansçılara yollayacak. Dansçılar bunların hangi sırayla geleceğini, kaç kere veya hangi hızda tekrar edileceğini bilmiyor olacak. Onların işi, bu skoru kusursuz bir şekilde geciktirmeden sahnelemek olacak.

“Tabi ki de imkânsız” diyor Coniglio, “işte bu yüzden ilginç bir şeyler olacağına inanıyorum.”

Dansçılar bilgisayar sinyallerini nasıl alacak peki? Stoppiello ve Coniglio, kaska monte video ekranları ya da multimedya gözlüklerle denemeler yapıyor. Dansçılar, Stoppiello’nun “atomik hareket dizileri” dediği hareketleri cihazların onlara verdiği sırayla icra ederken aslında karışık çalan birer canlı iPod’a dönüşecekler.

Stoppiello ile Coniglio, önümüzdeki yıl bitirmeyi planladıkları çalışmaya geçici olarak “Swarm” (Arı Sürüsü) adını vermişler. Bütün vücudunuzu kullandığınız bir bilgisayar oyununun “sanal tiyatro”yla buluştuğunu hayal edin, tabi buna biraz da hokus pokus ekleyin. İrticalen dans ediliyor.

Yeni hareketler

Stoppiello ve Coniglio ikilisine ilham veren şeyse teknolojinin alışkanlıklarımızı, belki de düşünce şeklimizi ama en temelde de vücutlarımızı değiştirmesi.

İnsanlar sokaktan sadece yürüyüp geçmiyor artık, telefonlarıyla uğraşıp duruyorlar. Yani “kafaları eğik geziyorlar, şöyle bir kaldırıp bakmıyorlar, aç-kapa gibi bir şey bu” diyor 46 yaşındaki Stoppiello. Bu esnada kendisi de Portland’dan cep telefonuyla bağlanmakta tabii. “Dokunmatik hareketler, parmakları birleştirip açmak falan, bunlar bizim bilmediğimiz jestlerdi, bizim alışık olmadığımız: Yeni bir dil gibi.”

52 yaşındaki Coniglio’yla beraber, Kaliforniya Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde öğrenci oldukları 1989’dan  beri bedenin teknolojiyle olan ilişkisini araştırıyorlar. 1994’te New York’a taşındıklarında Troika Ranch’i kurdular. Artık evlilikleri bitmiş olsa da sanatsal beraberlikleri devam ediyor. (İkisi de gerçek bir teknoloji aşığı, yüz yüze görüşemezlerse Skype üzerinden çalışıyorlar.)

İlk çalışmalarında beden merkezdeyken dijital medyanın yardımcı bir rolü vardı. İşi kolaylaştırmak için Coniglio, ismini modern dansın öncülerinden Isadora Duncan’dan alan Isadora adında interaktif bir performans yazılımı geliştirdi. Isadora’nın görevi, video ve sesi gerçek zamanlı olarak üretip katmanlara ayırmak. 2003’te piyasaya sürüldüğünden beri Royal Shakespeare Company, Wooster Group, koreograf Bebe Miller ve son olarak Coniglio’nun interaktif bir film için danıştığı yönetmen Francis F. Coppola’nın da aralarında olduğu binlerce sanatçının bu programdan faydalandığını söylüyor.

Poster1

Troika Ranch’dan “loopdiver” – Jeffrey Bane

Ama 2007’de “loopdiver” adı verilen bir parçayla dijital medya-beden ilişkisini tamamen değiştirdiklerini söylüyor Stoppiello. “Kendi video çekimlerimi izlerken provalar sırasında defalarca döngüler oluşturduğumu fark ettim. Çünkü Isadora’nın nasıl kullanılacağını öğretmek için küçük kayıtlar kullanıyordum.” Böylece Stoppiello’nun aklına şu soru geldi: sonsuza kadar tekrarlanan bu kısımları icra etmeyi öğrenebilir mi? Hem de canlı olarak…

Coniglio ile beraber koreografi, ışık, müzik ve Isadora’yı programlayarak beş dakikalık bir performans yarattılar. Yazılım her bir öğeden döngüler oluşturarak performansın süresini neredeyse bir saate uzattı. Stoppiello ve Coniglio döngülü koreografiyi dansçılarına göstererek, onu öğrenmelerini istedi. Amaç, bilgisayarın orijinal dans akışına yaptığı üç bin kadar düzenlemeyi tekrarlamaktı.

Sonuç: animasyonlu GIF gibi tekleyip sarsılan, bir setten diğerine yavaş ve tutuk geçişleriyle bir makine içine hapsolmuş gibi gözüken dansçılar. Lozan’da bir stüdyodan Skype ile bağlanan Coniglio, “Sahnede gördüğünüz dansçıların bedenleri içindeki bilgisayar işlemiydi” diyor.

Stoppiello’ya göre “loopdiver” fikir olarak düzenlemeden ibaretti. “Bir videoyu düzenleyebilirsiniz ama bedeni hayır. A noktasından B noktasına bir geçiş olmadan ya da zaman akmadan ilerleyemeyiz. Ama video ve seste bu her zaman olabiliyor. Düzenlemeyi hayatın bir parçası olarak kabul ettik ama aslında yalandan ibaret olduğunu hiç düşünmedik. Düzenleme insanların yapamayacağı bir davranış.

Seyirciler sık sık, performans sırasında mücadele veren dansçılarla empati kurduklarını söylüyorlar ona.

“Elimizdeki bütün teknolojiler, bu makinelerin bütün ritimleri bizi değiştirdi ve ‘loopdiver’ın bize gösterdiği şey de bu. Fizikselliğimizi, yeryüzündeki hareketlerimizi ve zamanla olan ilişkimizi değiştirdiler” diyor Stoppiello.

“Benim bu işi yapma nedenim de bu: dünyada keşfedilecek daha çok şey var” diye devam ediyor. “Koreografi yaratma şeklimi bilgisayarla değiştirmek istiyorum. Böylece bilgisayar benim yaratma sürecime dâhil oluyor ve kafama ne eserse onu yapmamı engelliyor. Bilgisayarla beraber yaptığım bir şey o akışı bölüyor ve beni kendi başıma olsam asla yapmayacağım bir şey yapmaya itiyor.”

Modern dansın uzun soluklu takipçileri bu cümlelerde Merce Cunnigham’ın varlığını hissedebilir. 2009’da 90 yaşında hayatını kaybeden saygın deneysel dansçılardan Cunningham, 80’lerin sonunda dans adımlarını tekrarlayacak bir çöp adam programlamasını sağlayan yazılımın geliştirilmesinde yardımcı oldu. İlkin LifeForms adı verilen yazılım, ayrıca adımları rastgele yeniden düzenleyebiliyordu. Bilgisayardan adımlarını karışık bir sırayla düzenlemesini istemek Cunningham’ın hoşuna gitmişti çünkü böylelikle kendi ifade biçiminin ötesine geçmesi mümkün oluyordu. Bu durum, “şans operasyonları” adını verdiği ve dans parçalarını tekrar düzenlemek için yıllarca kullandığı zar veya yazı-tura atma yöntemine benziyordu. Kontrolü elden bırakmanın spritüel bir yönü olduğuna inanıyordu.

Cunningham bir keresinde şöyle yazmıştı: “Bu şekilde bir koreografi oluşturunca kendi yaratıcılığımdan kat be kat daha muazzam bir doğal kaynakla temasa geçtiğimi hissediyorum. Kendi alışkanlıklarımdan çok daha evrensel ve insani.”

Coniglio ile Stoppiello da makine kullanımları için derin bir insani iletişim hissinden bahsediyor ama yaptıkları işin Cunningham’dan ayrıldığı noktasının bilgisayara çok daha fazla güç vermeleri olduğunu söylüyorlar.

“Eğer güçlü bir bilgisayar işlemini, insan dışı bir işlemi, çalışmanıza adapte edecekseniz, o işi daha farklı bir şekilde yapmanız gerekiyor” diyor Coniglio.

Bu durum, her sanat türünde zor rastlanan bir kapıyı aralıyor: yeni bir sınır.

Garaj Seansları

Troika Ranch’in kurucuları; veritabanları, lümenler, Isadora ile NI Mate adı verilen başka bir yazılımla nasıl arayüz oluşturulduğu ve bir karışımın interaktif hayalleri nasıl gerçekleştirebileceği üzerine daha çok şeyler anlatabilir.

Ama bizim gibi sanal olmayan insanlar için bütün bunlar ne ifade ediyor?

Cevap, kısmen Stoppiello’nun garajında. Stoppiello garajında ara sıra onun esprili tabiriyle “garajhane”ler düzenliyor, Swarm ile denemeler yapıyor. Geçtiğimiz Aralık ayında George Washington Üniversite’sindeki yüksek lisans çalışmasının (ki “Hafif-ihtisas” olarak tanımlanabilecek bu yüksek lisans programında da öğretim görevlileriyle sık sık Skype üzerinden uzaktan iletişim kurdu)  bir parçası olarak şöyle bir performans sergiledi: Önce dergilerden birkaç düzine resim kesti ve bir eşle birlikte her resme karşılık gelecek bir hareket seti oluşturdu. Daha sonra ise seyircileri getirdi ve onlardan resimleri istedikleri sıraya göre yerde bantlarla oluşturulmuş kare alan üzerine gerilmiş bir çamaşır ipine dizmelerini istedi.

“Resimlerin sırasını istedikleri kadar değiştirebilir ya da hiçbir değişiklik yapmayabilirlerdi” diyor Stoppiello. Diğer dansçılarla beraber karenin içinde durdular ve önlerinde hangi resim duruyorsa onun tetiklediği hareketleri yaptılar. Oyunun bir amacı da, seyircinin kendi seçtikleri resimlerle izledikleri hareketler arasındaki ilişkiyi ne zaman fark edeceklerini görmekti. “Kimisi ne olup bittiğini hemen kavrayıverdi, kimisi de hiçbir şey anlamadı.”

İşte anahtar bu. O kadar çok teknoloji kullanmalarına rağmen Stoppiello ve Coniglio en çok teknolojinin insani yönümüzle ilgili açığa çıkardıklarıyla ilgileniyor. 2009-2010 yılları arasında Chicago’daki küçük mekanlar, ABD’de birkaç şehir ve Berlin’de sergilenen “loopdiver”, temelinde hem seyirci hem de dansçılar için samimi bir deneyim oldu. Troika Ranch bu haziran ayında da “Loopdiver” ile Moskova’da.

Stoppiello: “Bir şey ifade etmesi için çok yakından izlemeniz lazım ve seyirciye o kadar yakın olmak insanı tetikleyen bir şey.”

Bu deneyim Stoppiello’da seyirciyle daha da fazla etkileşim kurma isteği uyandırmış ve Kinect kameralar tarafından yakalanan izleyicinin davranışının “Swarm”daki dansçıların hareketlerini nasıl tetikleyebileceğini hayal etmeye itmiş.

“Her şeyden bihaber bir seyirciyle yola çıkıp onların kendi davranışları ve etraflarında olup bitenler arasında bir bağ kurmalarını beklemek mümkün mü? İşte bunu çok merak ediyoruz.”

Okyanusun diğer ucundan bağlanan Coniglio ise “Hikaye insanlarda” diyor. “Bu hep böyledir. Bilgisayarları seviyorum. Çanak çömlek üretmek için kullandığım kil gibi bakıyorum. Ama sanatın özü hala öyküde ve insanlar bu işi nasıl yapacaklarını çok iyi biliyorlar.”

Yorum


işlemi tamamlayınız: