“Herkes Haddini Bilecek!”

Cadı avı devam ediyor. Gezi Parkı eylemlerini destekleyenler üzerinde baskı, tehdit ve hedef gösterme bağlamında her geçen gün yeni bir vaka yaşanıyor.

Temmuz başında Ötekilerin Postası adlı alternatif haber sitesinin Facebook hesabı pornografik içerik gerekçesi nedeniyle Facebook yönetimi tarafından kapatılmıştı. Geçtiğimiz gün Facebook üzerindeki hesaplarının ikinci kez kapatıldığı haberlere yansıdı. Üstelik site sorumlularına göre Ötekilerin postası adına sahte hesaplar açılıyor ve kullanıcılar tek tıkla fişleniyordu. Olay, sosyal medya ağlarının dünyanın en büyük casusluk kurumları olarak görülmesi gerektiği yönündeki fikirlerin ispatı niteliğinde…

Öte yandan geçtiğimiz günlerde tiyatro ve sinema sanatçısı Mehmet Ali Alabora’ya hükümete karşı silahlı isyan iddiasıyla soruşturma açıldığını öğrendik. M. Ali Alabora 20 yıl hapis talebiyle yargılanabilecek. Açık bir şekilde linç ve diğer sanatçılara sopa gösterme olarak değerlendirilebilecek vaka ile ilgili M.A. Alabora’dan henüz bir açıklama gelmemiş durumda. Ancak “Heberler” adlı komedi programında birlikte çalıştığı rol arkadaşı Levent Kazak bir imza kampanyası başlattı. İmza kampanyasına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

“İlginçlikler” silsilesine bir yenisi ise bir kaç gün önce eklendi. Dünya çapında büyük üne sahip pek çok sanatçının da imzası olan ve Başbakanı diktatöryal tavırları nedeniyle kınayan bir mektup “The Times” gazetesinde yayınlandı. Mektupta kullanılan bazı ifadeler dikkat çekiciydi. Gezi direnişinin çok sesliliği, “sadece Türkiye’nin kurucusu Kemal Atatürk’ün öngördüğü şekilde laik cumhuriyet olarak kalmasını isteyen gençler” olarak indirgeniyor; Kazlıçeşme mitingi ise Nuremberg olarak tarif ediliyordu… Kazlıçeşme mitinginin bir “Nuremberg” olduğunu söylemek tartışmalı bir konu tabi… Ama o gün İstanbul’un pek çok bölgesinde adeta sokağa çıkma yasağı uygulandığını da AKP hükümeti tarihindeki kara bir leke olarak bir kenara not etmek gerekiyor.

Hükümet kanadından üretilen agresif yanıtlarda ise mektuptaki olgusal doğrulara cevap üretilmediğini görüyoruz. Örneğin mektubun içeriğine de yansıyan olaylarda beş kişinin hayatını kaybetmesi, gözlerini kaybedenler ve tutuklu gazetecilere dair hükümet tarafından hiç bir yanıt verilmedi. Başbakan Erdoğan “The Times”‘a dava açacaklarını belirtirken hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik “Oscar’ları olması ahkâm kesmeleri anlamına gelmez” minvalinde konuştu. Başbakanın şahin başdanışmanı Akdoğan ise diktatörlük ve Nuremberg yakıştırmaları dışında hiç bir konuya değinmeyi gerekli görmedi.

Şimdi cadı avı politikasının mektupta imzası olan Amerikalı aktörleri de kapsayıp kapsamayacağını merak ediyoruz. Bakalım TRT’de Sean Penn filmlerine yönelik bir sansür haberi Zaytung sitesinin mi yahut Ötekilerin Postası sitesinin mi konusu olacak?

 

Yorum


işlemi tamamlayınız: