Mary Wigman: Garip Geçmişiyle Bir Dans Duayeni

Judith Mackrell

Mimesis Çeviri / Bu modern dans duayeni Nazilere ayak uydurmuş olmasa daha çok tanınır mıydı?

Guardian. 22 Mayıs 2013, Çeviri: İlke Albar

hqdefault

Güncel tartışmalar günümüzün kadın ve erkek koreografları arasındaki eşitsizliğe odaklandıkça,  kadın gücünün ve yaratıcılığının altın çağını hatırlatmak için Isadora Duncan, Martha Graham ve Bronislava Nijinska gibi öncü kadınların ismi sık sık anılıyor. Tümü yirminci yüzyılın başlarında çalışma yürütmüş olan bu kadınlar, dansın dili ve pratiğinde dönüştürücü bir etkiye sahip oldular. Ancak bu listeye eklenecek bir isim daha var: Alman koreograf Mary Wigman.

1886’da bir burjuva ailesi üyesi olarak dünyaya gelen Wigman, 24 yaşına kadar profesyonel çalışmalara başlamadı,  ancak Emile Jacques-Dalcroze’nin ritmik jimnastik sistemini öğrenerek ve Rudolf Laban’la çalışarak geçirdiği üç yıldan sonra ilk solosu “Witch Dance”ı yarattı.  Bu kısa çalışmada, Wigman kendi tarzını belirleyen öğeleri keşfetmeye başladı:  Dansın müzik olmadan da icra edilebileceği ve yine dansın çirkin olma cesaretine sahip olabileceği fikirleri de buna dahildi. Yukarıdaki, günümüze ulaşabilmiş “Witch Dance” klibine (1926’daki temsilin biraz gözden geçirilmiş bir versiyonuna) göre, Wigman aynı zamanda saygı duyulacak bir icracı olduğunu da kanıtladı.

Bu kısa solo bir acaiplik başyapıtıydı. Wigman dans ederek ritüel trans haline ulaşmayı hedefliyor, karakterinin tehlikeli ruhunu biriktiriyordu, yine de hareketinin detaylandırılışı ve kontrollü oluşu dikkate değerdi. O ilk büyü hareketlerinin vahşi çatırdaması, üst bedeni ve kafasının 20. saniyedeki ağıt yakan, suya batıp çıkan (maskesiyle daha da tuhaflaştırılmış)  dairesel hareketi, 29. saniyede dizlerinin yavaş, ürkütücü açılışı… Wigman’ın cadısı, Max Schreck’in  “Nosferatu”sunun rahatsız ve korkutucu ruhunun kuzeniydi; bu cadı kendi bedeninden kara büyü çekiyormuşçasına kamburlaşıyor, sonra da avına doğru sallanan ve yalpalanan bir yörünge çiziyordu (1:25).

Wigman Almanya’daki geniş ekspresyonist akıma dahildi (hayranları arasında ressam Emil Nolde de vardı). Ama onun grup çalışması “Exodus” ve 1929 tarihli solosu “Sommerdans”  zamanın ruhunun diğer öğelerine de göz kırpıyordu: Isadora Duncan sayesinde yaygınlaşan daha akışkan ve doğal bir hareket dili gibi; ki bu dil,  Alman Romantizmi’nin daha eski pastoral ruhuna da anahtarlık etmişti.

 Her halükarda, Wigman’ın etkisi çok genişti.  Martha Graham’ın erken dönem çalışmalarıyla Wigman’ın tarzı arasında açıkça görülebilen  benzerlikler  vardı (Graham’ın 1930’daki “Lamentation” solosunda bulunan dokunaklı torso kullanımı “Sommerdans”ın açılışına oldukça benziyor).

Wigman’a çok şey borçlu olduğu belli olanlardan biri de efsanevi butoh dansçısı Kazuo Ohno: maske benzeri yüzü, hareket dili ve içe dönüklük hissiyle aşağıda görülen “The Dead Sea” parçasında “Witch Dance”tan oldukça etkilenmişe benziyor.

Wigman’ın tarzı Avrupa’ya ve Hanya Holm gibi öğrencileriyle Amerika’ya yayılmış ve bu tarzın öğelerinin izi Pina Bausch’un Tanztheater’ına kadar takip edilebilecek olsa da, Wigman’ın kendisi yavaşça unutulmaya yüz tuttu.  Bunun bir nedeninin onun Nazi rejimiyle olan ilişkisi olması muhtemel.

Wigman 1933’te Üçüncü Reich’ı terk eden koreograf arkadaşı Kurt Jooss’a göre Nazilerle çok daha fazla işbirliği içindeydi (Wigman’ın yol göstericisi Rudolf Laban da bağlarını koparmıştı, ancak bunu 1938’den önce yapmadı.) Henüz erken dönem koreografileri resmi zevklere hitap etmezken, 1936 Berlin Olimpiyatları’ndaki kitlesel Olimpik Gençlik dansının koregraflığına seçilmek için Üçüncü Reich’ın erken dönem  “halktan esinlenen” felsefesine ayak uydurdu. Ardından, Yahudi öğrencileriyle kişisel olarak arası iyi olmasına rağmen, Yahudi dansçıları kumpanyasından çıkarma emirlerine karşı gelmedi.

Her şeye rağmen Goebbels’in 1937’de dansın “neşeli olması, güzel kadın vücutları göstermesi ve felsefeyle hiçbir alakasının olmaması” gerektiğini söyleyen bildirisi, Wigman’ın kariyerine taş koydu. Güçlü bir silah üreticisiyle olan ilişkisinden dolayı kişisel olarak korunuyor gibi görünse de, Wigman’ın kumpanyası kapatıldı, ve koruyucusu 1942’de öldüğünde, okulu da aynı kaderi paylaştı. Savaştan sonra, Wigman Almanya’da modern dansın dirilişinde anahtar isimdi ve yıllarca Nazi rejimiyle olan suç ortaklığını örtbas etti. Ancak bugün onun etkisi hafızalardan silindi, sıradışı –ve biraz rahatsız- dehasının gücüyle birlikte.

Yorum


işlemi tamamlayınız: