Orantısız Güce Karşı Sokakta ‘Orantısız Sanat’

4Gezi Parkı direnişinin ardından “duran insan”, forumlar ve “tencere tava çalma” gibi bir çok farklı ve dikkat çekici eylem tarzı gelişirken, İstiklal Caddesi’nde Gezi direnişi sırasında polis müdahalelerine karşı “Sizin orantısız gücünüz varsa bizim de orantısız sanatımız var” diyerek sokak müziği yapan 3 genç ise eylemlerini enstrümanları ile gerçekleştiriyor. Apolas Lermi’nin Karadeniz’deki sosyal sorunlara değinen “Seçim zamanı” adlı eserini Gezi Parkı direnişine uyarlayarak çalan ve söyleyen 3 genç müzisyen seslendirdikleri ve çoğunluğunu Karadeniz ezgilerinin oluşturduğu direniş şarkıları ile vatandaşlardan da büyük ilgi görüyor.

Eğitim gördükleri okulların tatil olmasının ardından bir araya gelerek İstiklal Caddesi’nde Gezi direnişine destek vermek amacıyla müzik yapmaya karar veren 3 genç Karadenizli müzisyen sokakta yaptıkları müzikle hem direnişe destek vermeye çalıştıklarını hem de kendilerini daha rahat ifade edebildiklerini söylüyor. Genç müzisyenlerden Rizeli Ümit Taşkıran sokak müziğine nasıl başladıklarını şu ifadelerle anlattı, “Tatillerde İstanbul’a geliyorduk. İlk defa bir arkadaşımızın doğum gününde sokağa çıktık müzik yaptık. O gün denedik sokak müziğini, sokak müziğinde hayat var bunu gördük. Sesimizi daha fazla insana duyurabiliyoruz. Daha sonra da kendimizi sokakta bulduk.”

‘LAZCA’NIN UNUTULMAMASI GEREKİR’

UNESCO’nun verilerine göre yok olmakta olan dillerden birisi olan Lazca’nın unutulmaması için de ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını belirten Taşkıran, “Bizim oralarda yıllardan beri yaşamakta olan bugün unutulmaya yüz tutmuş bir dil var; Lazca. En fazla yaşlılarımız konuşuyor ve genç nesle aktaramıyorlar bu dili. Çünkü şehirde büyümüş gençlik buna çok ilgi duymuyor. Lazca yok oluyor ve biz de yok olmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Yeri geldiğinde şarkılarımızda kullanıyoruz yeri geldiğinde sohbetlerde Türkçe konuşurken bunu Lazcaya çevirip söylüyoruz. Gezi Parkı’nda yaşananları en iyi sokakta müziğimizle anlatabiliyoruz. Bazı şarkıların sözlerini değiştirmek zorunda kalıyoruz, şarkıların sözlerini değiştirmek istemiyoruz ama bazen mesaj vermek gerekiyor. Bazen o sözcüklerde oynama yapıyoruz” dedi.

‘MÜZİKLE İÇ İÇE BÜYÜDÜK’

İstanbul’da üniversite öğrencisi olan Bahtiyar Posta ise bireysel olarak müziğe 5 yıl önce başladığını, 2 yıldır da arkadaşlarıyla birlikte sokakta müzik yaptığını söyledi. Posta, Karadenizli olduğunu belirterek, “O yörede doğduk büyüdük. Bu müzikle iç içe büyüdük. Bu müziğin evrenselliğini Kazım Koyuncu ile gördükten sonra bu müziği daha modern biçimde gitarla, perküsyonla yapabileceğimizi düşündük”.

Sokakta doğrudan insanlar ile iç içe olarak kendilerini daha doğru ve daha özgür ifade ettiklerini belirten Posta, şarkılarının daha çok toplumsal olaylar ve doğa tahribatına karşı olduğunu söyledi. Posta, “Şarkılarımızda doğadan, derelerden, ağaçlardan bahsediyoruz. Çünkü onlarla aramızda doğrudan bir bağ var, duygusal bir bağ. Bu nedenle Gezi Parkı olayını da çok içten hissediyoruz çünkü biz Gezi Parkı’na benzer olayları yıllar yıllar öncesinden Karadeniz’de yaşamaya başladık. Hidroelektrik santralleri geldi bizim derelerimize, tarlalarımız kurudu ve balıklarımız öldü. Bunun yanında sahil yolu yaptılar. Deniz ile şehir arasına bir set çektiler. Bu da doğal afetlere neden oldu. Bunun acılarını da yaşadık. Yıllar önce yaşanan Çernobil olayının sancılarını hâlâ çekiyoruz. Bu nedenle biz de şarkılarımız da mümkün olduğu kadar doğayı, yaşadığımız sorunları, çay sorununu, fındık sorununu, derelerin sorunlarını anlatmaya çalışıyoruz. Gezi Parkı olayını da bu nedenle çok içten bir şekilde sahipleniyoruz. Aslında öfkeliyiz de biraz. Sokakta da söylemek istediklerimizi doğrudan söyleyebiliyoruz. Şarkılarımız da özellikle toplumsal olaylarda ve doğayla ilgili yaşanan problemlere eleştiri getiriyoruz. Bir gün sokakta müzik yaparken sohbet ettiğimiz insanlarla bu konular üzerine konuştuk. Şöyle bir fikir çıktı ortaya; Biz gurubumuza bir isim koymadık. Halk da ‘Siz bu olaylara tepki gösteriyorsunuz ve onların orantısız şiddeti varsa sizin de orantısız sanatınız var’ dedi. Bu şekilde mesaj veren bir ismimiz oldu” dedi.

Evrensel