Bayram Birlik Demektir

haldundormenGizem Çoşkunarda’nın Akşam Gazetesinde yayınlanan Haldun Dormen’le yaptığı söyleşiyi paylaşıyoruz.

 Türk tiyatrosunun duayeni Haldun Dormen’le bayramlaşmak için evine gittik. Hem eski bayramları yad ettik hem de yeni projelerini konuştuk. Biz çocukken en güzel bayram hediyesi tiyatroya götürülmekti diyen Dormen ile ‘şeker tadında’ bir röportaja buyurun…

Haldun Bey, öncelikle okurlarımız için bayram dileğinizi öğrenebilir miyiz?

Büyük küçük herkesin bayramın kutluyorum. Ülke olarak hepimizin huzura ihtiyacı var. Umarım bu bayram tüm ülkeye huzur getirecektir. İhtiyacımız olan budur. Biz, onlar diye bir şey yok. Biz varız. Bu ülkede herkes kardeş…

“Nerede o eski bayramlar!” denir hep; nasıldı sizin eski bayramlarınız?

Biz kalabalık bir aile değildik. O yüzden çok yoğun geçmezdi ama ailecek tiyatroya giderdik. Bayramda bizim için en güzel hediye tiyatroya gitmekti. Bu bayramda da 2 günüm var sadece; çok yoğunum. Bu yaz Bodrum’a da gidemiyorum. Tiyatro gönül işidir ve bayramda çalışıyor olmak bize zevk verir.

Peki, sahnelerde kaç yılı devirdiniz? 

Amerika’daki okulu da sayarsanız, 65 yıl oldu.

LÜKÜS HAYAT MERSİN’DE

Yıllar önce sahnelediğiniz ‘Lüküs Hayat’ı Mersin’e taşıyorsunuz…

Mersin Operası’nda sahneleyeceğim. Buradan oraya, oradan buraya gidip geleceğiz… Biraz daha opera ağırlıklı olacak bu kez… Hatta içine bir de bale sahnesi koyuyorum. ‘Lüküs Hayat’, 1930’larda yazılmış, 60 temsil oynanmış. 60 temsil, o yıllar için büyük başarı… Sonra birkaç kere daha yapıldı ama en son yapılanı, ben yaptım. Gencay Gürün teklif etmişti ve 28 yıl devam etti.

Yeni oyununuzun adı ‘İrma’, ‘Sokak Kızı İrma’dan farkı nedir?

‘Sokak Kızı İrma’yı baştan yazdım. Yeni oyunda olaylar Paris’te değil, 2013’te Türkiye’de geçiyor.

‘Anılar’ kitabınız yeniden basıldı; devamı gelecek mi?

Yapı Kredi Yayınları ilk üç kitabımı ‘Anılar’ adıyla tek kitapta topladı. Şimdi dördüncüsünü yazıyorum. ‘Nerede Kalmıştık?’ diye çıkacak, inşallah. Son 10 yılı dördüncü kitapta anlatacağım.

Hak ettiğiniz yerde olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Çalışan hak ettiği yeri buluyor. Beni el üstünde tutuyorlar. Herkes saygı gösteriyor. Bundan çok mutluyum.

Sürekli farklı projeler üretiyorsunuz; yeni bir sahne çalışmanız olacak mı?

Yıldız Kenter ile birlikte ‘Yıldız ve Haldun’ adlı yeni bir projeye başlıyoruz. İkimiz hiç karşılıklı oynamadık. Birinin aklına geldi, şimdi bizi karşılıklı oynatıyor.

haldundormen2TİYATRODAN PARA KAZANILMIYOR

İkiniz de yıllardır sahnedesiniz; daha önce hiç Yıldız Kenter’le birlikte oynamadınız mı?

Bir kere İngiltere de beraber oynamıştık. İngilizce bir piyesti. Türkiye’de ilk kez oynayacağız!

Kitaplarınızda da yazdınız anılarınızı ama kimseyle paylaşmadığınız özel bir anınızı bu bayram gününe özel anlatır mısınız bize?

Adile (Naşit) ile çok yakın dosttuk. Adile Hanım, Gazanfer Özcan Tiyatrosu’nda çalışıyordu. Bir gün sabah kahvaltısında geldi ve “Haldun Bey’ciğim, bir yerden önemli bir teklif aldım ama tiyatroyu bırak” diyorlar dedi. Bütün sene maaşını ödeyeceklerdi. “Siz bilirsiniz ama tiyatroyu bırakabilecek misiniz?” dedim. “Parası için bırakmak zorundayım” dedi ve bıraktı. Ve hiç de pişman olmadı. Sinemadan iyi kazandı. Ve yıllar sonra ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ ile geri döndü.

“Tiyatrodan çok para kazanılmaz” denir; demek eskiden de böyleymiş…

Yok canım, tiyatrodan para kazanılmıyor… Tiyatro ancak sinemanın, televizyonun, reklamın kapılarını açıyor. Tiyatroda başarılıysanız, para kazanacak yollar bulabiliyorsunuz.
Bütün bu “Para kazanılmıyor” sitemlerine rağmen, çok sayıda genç, yeni tiyatro ekipleri kuruyor; yeni oyunlar sahneliyor.

Nasıl buluyorsunuz gençleri?

Çok yararlı bütün bu çalışmalar. Yalnızca İstanbul’da değil, tüm şehirlerde alternatif tiyatrolar kuruldu. İstanbul’daki alternatif tiyatrolardan çok önemli yazarlar, yönetmenler, aktörler çıkacak, çıktı da. Türk tiyatrosunun geleceği bence bu; alternatif tiyatrolar.

Tiyatro sahnesine televizyon yıldızları da çıkmaya başladı; hatta mankenler bile var aralarında…

Oyuncuların işi kolay ama mankenlerin tiyatro sahnesinde işi zor… Ses eğitimi gerekiyor, vücut dilini de kullanabilmeli. Eğitim şart değil; bir ustanın yanında ya da tiyatroda çalışmış olması lazım.

Yeni jenerasyondan başarılı bulduğunuz oyuncular hangileri?

İsim söyleyemem ama çok başarılı gençler var. İleride büyük yıldız olacak çok insan var.

Dizilerden mi çıkacak tiyatrodan mı?

Halit Ergenç dizide star oldu ama tiyatrodan çıkma bir adam. Yıllarca birlikte çalıştık. Memati’yi oynayan Gürkan Uygun, Dormen Tiyatrosu’ndan çıkma. Erkan Petekkaya, Yetkin Dikinciler benim talebelerim olmadılar ama hepsi tiyatrodan gelme. Tiyatrodan gelince çok başarılı oluyorlar.

Hangi dizileri izliyorsunuz?

‘Muhteşem Yüzyıl’ çok başarılı. ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’yi seyrediyordum. Bir de maalesef yayından kalkan Kayıp Şehir’i çok seviyordum.

haldundormen3Kıvanç Tatlıtuğ, manken olarak başladı ama oyuncu olarak da çok beğeniliyor; siz nasıl buluyorsunuz?

Onun eğitimi yok ama müthiş çalışkan ve başarılı. “Ben nasılsa meşhur oldum” diye bırakmıyor. Mütevazı olması da çok önemli…

SEZEN ÇOK ZARİFTİR

Sezen Aksu ile de çalıştınız değil mi?

Bir kez çalıştım, ‘Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra’ adlı oyunda. Sezen’le çalışmak çok rahat, çok şeker… Ben herkesle çok rahat çalıştım. Sezen, ikili ilişkilerde zaten çok zariftir. Hastaneye yattığımda ilk gelenlerden biri Sezen (Aksu) oldu.

Çalışırken en zorlandığınız kim oldu?

Ulvi Uraz.

Niye?

Çünkü kötü bir adamdı. Zor ve kaprisli biriydi. Ölünün arkasından konuşulmaz ama kötü bir insandı ben bunu söylüyorum. Herkesi dövmeye kalktı. İnsanların üstüne yürüdü.

‘Bozuk Düzen’ ve ‘Güzel Bir Gün İçin› adlı iki sinema filminiz var. Ödüller kazandığınız halde neden sinemaya devam etmediniz?

Para kazanamadım çünkü. İkisi de benim için çok iyi tecrübe oldu.

Bütün hayallerinizi gerçekleştirdiniz mi?

Valla yaptım galiba. İçimde ukde kalan bir şey yok! ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ Broadway’de oynandı. İngiltere de Yıldız Kenter ile çok sayıda turneye çıktım. İstediğim her şeyi yaptım.

Tiyatroya başlamak isteyen gençlere önerileriniz nelerdir?

Yılmasınlar, çalışsınlar. Muhakkak yapsınlar. Başkalarının sözlerine bakmasınlar. Çünkü tiyatro güzel bir iş… Belki insana çok para kazandırmıyor ama yollar açıyor. Ben tiyatro yaptığıma tek bir gün pişman olmadım. Eğer benim kadar seviyorlarsa pişman olmazlar.

EN ÇOK PRENS MİKAİL’İ SEVDİM 

Vasiyet hazırladınız mı?

Yapacağımı yaptım. Onlara oyunlarımı, kitaplarımı, filmlerimi bıraktım. Yazdığım oyunlar, anılar kalıyor geriye…

‘Kantocu’, ‘Bir Kış Hikayesi’, ‘Hisseli Harikalar Kumpanyası’ gibi çok sayıda oyununuz var; sizin için en özeli hangisi?

‘Şahane Züğürtler’, en sevdiğim oyunum. Ayfer Feray ve Nevra Serezli ile 320 kez oynadım. Prens Mikail rolüyle çok mutlu oldum. ‘Sokak Kızı İrma›yı da beğenirim.

Nisa Serezli’yi en sevdiğiniz oyunlardan birinde saydınız ama kitabınızda onun için “Metin Serezli’nin eşi olduğu için rol aldı” diyorsunuz…

Evet, eşi olduğu için rol aldı bizim tiyatromuzda. Fakat sonra öyle bir büyük başarı kazandı ki ve bu başarıyı ‘Şahane Züğürtler’de öyle bir perçinledi ki, İstanbul’un en büyük komedi yıldızlarından biri oldu. Bende ondaki yeteneği en başta görmediğim için kendimden utandım.

BELGİN DORUK ÇOK HASSAS VE KİBARDI

Belgin Doruk, çok hanımefendi bir kadındı. İki sinema filmimde de onunla oynadım. Gördüğüm en profesyonel, en kibar aktrist oydu.

Yeşilçam yıldızlarının gazinolara çıktığı dönem, Osman Kavran’ın Çakıl Gazinosu’ndan bir teklif aldım. Açılışını bana teklif ettiler, çok da iyi para verdiler. Ben de kabul ettim. Belgin Doruk orada ilk defa sahneye çıkmayı kabul etti. Assolistimiz Emel Sayın’dı. Belgin teksti aldı; çalışıyordu. Güzel şeyler düşündüm onun için. Ancak o sıralar psikolojik sorunları başladı. Kocasıyla ilgili birtakım anlaşmazlıklar oldu ve ilk genel provada tamamen başka şeyler yapmaya başladı. Şarkıların yerine başka şeyler söylüyor; kostümünü farklı giyiyor… Provada çıkıp bir nutuk atmaya başladı. Saygısızlıktan değil, tamamen rahatsızlanmıştı… Ertesi gün onun yerine, başka birini aldılar. Daha sonra da inzivaya çekildi zaten.

Ben onunla görüşmeye devam ettim. O konuları hiç konuşmadık ama her zaman hayranıyımdır. Hatta ilginç bir anım var sette, “Yarın gelmeyin, sizin sahneniz yok” dedim, biraz sonra asistanım geldi, “Belgin Hanım sizi bekliyor…” Yanına gidip “Niye geldin?” dedim. “Belli olmaz, belki ihtiyacınız olur diye geldim” dedi. Böyle de hassas bir insandı. Onun meşhur lafıdır: “Sinema demek, beklemek ve üşümek demektir!”

GİZEM COŞKUNARDA / gizem.coskunarda@aksam.com.tr

Akşam