Bulunmaz Bir Nimet Atölyeler

 

atolyeler[Umut Arslan’ın Evrensel Gazetesi’nde Tiyatro Atölyesi’ni konu alan ve tiyatro eğitmeni Orkun Kocabıyıkoğlu ile yaptığı röportajı içeren yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Gençlik Yaz Kampı, insanlara kollektif yaşamın ve insanların farklı kültürlerden, farklı dinlerden, farklı yaşam tarzlarından dahi olsa bir arada en güzel 9 günü yaşayabileceğinin bir ispatıdır benim için.

Zaman bu kadar değerli ve kısayken, insanların yeteneklerini veya az da olsa hayatta merak ettiklerini insanlara aktarabilme açısından sunulan bulunmaz bir nimet diyebiliriz atölyeler için.

Tiyatro atölyesine gelecek olursak; kamp boyunca beni en çok mutlu ve meşkul eden, her saniye “Acaba daha iyi ne çıkarabiliriz.” diye kafamı kurcalayan, o esnada sürekli beynimin açık kalmasını sağlayan bir oluşum oldu benim için.

Sekiz Günde Dört Farklı Oyun

İlk katıldığım zaman beklentilerim çok düşüktü. 9 gün içerisinde oyun sahneleyebilecek kadar yol kat edeceğimizi hiç düşünmemiştim. Fakat hocalarımızın ve arkadaşlarımızın azmi, bize 8. gün hem güldüren hem de düşündüren 4 farklı oyunu sahneye çıkarabilme fırsatı verdi.

Öncelikle bu çalışmaları hayata geçirmemizde en büyük katkısı olan tiyatro hocamız Orkun Kocabıyıkoğlu’dan bahsedelim.

Onunla yaptığım küçük sohbeti buraya taşıyorum.

Buraya gelirken beklentileriniz nelerdi, hedefiniz neydi? Biraz bahseder misin?

Aslında buraya gelirken arkadaşlarımla da çok fazla konuşamadık bu konuyu. “Tiyatro atölyesi bizim için sadece bir eğitim atölyesi olarak kalır” düşüncesi vardı kafamızda. Ama arkadaşların ve bizim istekli oluşumuş sonucunda sokakta oynanabilecek oyun çıkarma fikri yerleşti ve bunu yapmaya karar verdik.

Amaç Farkındalık Yaratmak

Peki amacınız nedir, toplumda sağlamak istediğiniz algı nedir?

Seçtiğimiz oyunlar genelde toplumda farkındalık yaratabilecek türde oyunlardır. Şimdiye kadar bu şekilde çok fazla sayıda oyun oynadım. Hatta bazılarını hatırlamıyorum, o kadar çok oyunda yer aldım. Nazım Hikmet’in ‘Kadınların İsyanı’ oyununu oynadık, ‘İçerdekiler’ oyununu oynadık, ‘Oyun Nasıl Oynanmalı’ oyununu sahneledik, ‘Gözlerimi Kapıyorum Vazifemi Yapıyorum’ oyununu oynadık. Bu oyunlara bakıldığı zaman politik tarzda ya da sürekli söylediğim gibi farkındalık yaratacak oyunlardı.
Kamptan beklentileriniz nelerdi?

Biz buraya gelirken; aslında buranın nasıl bir yer olduğunu bilerek geldik. İnsanların bir arada yaşama kültürünü aşılayan kolektif bir kamp. Biz burada, sabah atölyede yürütücülük yapıyoruz, öğlen sandalye taşıyoruz, gece yarısı patates soyup nişasta komasına giriyoruz. Buradaki amacımız; bilinç seviyesi ya da algısı biraz daha yüksek arkadaşlarla birlikte, bir taraftan estetik, diğer yandan da ilerici hatta devrimci denilebilecek bir tiyatro örneği sergilemek.

Orkun hocamızın da söylediği gibi burada yeni bir yaşam formu oluşturmaya çalışıyoruz.

Sokaklara Kapatmak Yerine…

Sokak tiyatroları örneklerinde de gördüğüm üzere; insanları salonlara kapatmak yerine, topluma aktarılmak istenen mesajlar oyuncular aracılığıyla sokak tiyatrolarında sergilenebilir ve bu sayede topluma daha etkili ve etkin şekilde ulaşılabilir.

Bitirmeden, kampta geçirdiğim 9 günde, birçok alanda herşeyin enlerini yaşadım. Eğlencenin en iyisini, sosyalleşmenin en iyisini. Ben insanlara ulaşma konusunda tiyatroyu seçtim, hem güldürüp hem de düşündürebileceğimiz şekilde.

Umarım kampa henüz katılmamış arkadaşlar bu yazımı okuduktan sonra, kampta nasıl bir yaşam olduğunu, ne denli zamanın dolu ve faydalı geçtiğini farkeder. Böylece bir sonraki 2014 uluslararası yaz kampında yerlerini alırlar.

Hem Rejide Hem Sahnede

PEKİ tiyatro nedir? Siz ne zamandır ve hangi koşullarda tiyatro ile ilgilisiniz?

Ben yaklaşık 7 yıldır İzmir’de tiyatro içerisindeyim. Gerek reji kısmı olsun gerekse oyunculuk olsun, birkaç özel tiyatroda oynadım. Yaklaşık 5 senedir üniversite toplulukarı içerisindeyim. Onlarla beraber festivallere katıldım. Bu katılımlarda Melih Cevdet Anday’ın ‘İçerdekiler’ oyununu oynadık. Bizim bu oyunlardaki amacımız gişe yapıp para kazanmak değil, 1 sene emek verip hazırladığımız oyunları, seyirciyle buluşturabilmek. Mevcut, karşımıza çıkan salon kirası, bilet, afiş basım masraflarının büyük bir kısmını, topluluk olarak biz kendi cebimizden karşılıyoruz.

Evrensel