Dansın Çekiciliği

nedim bubik[Nedim Bubik’in Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan köşe yazısını paylaşıyoruz.]

Bugün bir konuğum var, Oğuz Özlem. Ankara Devlet Balesi sanatçısı. Ve sözü ona bırakıyorum:

“Okuyan, yazan ve düşünen bir insanın aklının almayacağı, ‘Bu da artık olmaz ki’ dediğimiz olaylar birbirini takip ediyor. Günümüzde en ucuz ve kolay yol, hiç olmazsa sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanları, onların şaşkın bakışları altında dansa kaldırmak ve bu sevgiyi alışkanlık haline getirmek olmalı.

Dans etmeyen bir toplum muyuz? Katiyetle hayır. Öyle olsaydı dünya medeniyetlerinin beşiği Anadolumuzun bağrından çıkan yüzyıllardır, neşeli, kederli duyguları dansla anlatan, binin üzerinde Türk köylü danslarını, otantik güzelliklerini yozlaştırmadan zamanımıza kadar getiren insanlara haksızlık yapmış olurduk.

Genler içimizde

Bu dans geleneğini zamanımızdaki zor koşullar yavaşlatmış olabilir, ama bu genler içimizde yaşıyor. Dünya folklor yarışmalarında ritim zenginliği ile en önde değil miyiz? Uluslararası bale yarışmalarında ferdi olarak 1’inci, 2’nci, 3’üncü sıralar bizim değil mi? Devlet Balesi’nin yurt dışından davet edildiği zaman masallar ülkesinden gelen sanatçılar olarak oynadıkları eserlerle onlara parmak ısırtmıyor mu?

Dikkat edin, dans sırasında daha çok erkek dansa kalkmadan evvel kendine çeki düzen verir, gözlerin üzerinde olduğunu zanneder. Bastığı yere dikkat etmek, dans süresince tebessüm etmek, sevecen ve uyumlu olmak ne kadar geçerliyse hayatında, bu alışkanlıklar da o kadar geçerli olacak ve başarıyı da getirecektir.

Her zaman gurur

Gelelim sahnenin gülen acısıyla dünyanın en zor meslekler sıralamasında ilk 3’e giren, dans dünyasının en başa güreşen, disipliniyle çağdaş dünyanın vazgeçilmezi, her zaman gurur duyduğum bale sanatına. Sanatın şekillenmesi, kültürlenmesi ve daha sonra eğitsel bir kimlik oluşturması insanüstü insanlarla olmuştur. Bach, Mozart ve Beethoven bestelerinin partisyonu, zamanımızdaki orkestra anlayışımızın gerçek başlangıcı kabul edilmiştir. Bu zaman süresince müziğin temel kuralları mucizevi kulak ve ruh güzelliğiyle birleşerek ilahi hale geldi. Birbirinden ayrılmaz derecede bağlılığı olan ve bu yüzyıllarda yaşanan bu evrimin sonrasında balede de radikal değişiklik kaçınılmazdı. Belli bir seyircinin egemenliğinden çıkıp halkın beğenisine ve göz zevkine çıkaran Fransız dansçı J.G Noverre’dir.

Üstüne güzellik yok

Vücudun tüm işlemli kaslarını kontrol altına alarak uzun ve eğitimsel devreden sonra bilimsel verilerle balenin termolojik kalıplarına yerleştiren ve daha sonra seyirlik hale getirip armağan eden Noverre’nin doğum tarihi 29 Nisan, Dünya Dans Günü olarak kutlanır. İnsanların ruhuna şekil veren güzelliktir. Bunun üstünde güzellik yoktur. Bu sanatın evrensel özelliği bizlere tinsel değer veren gerçek güzelliği dansçılarla sahneye yansıtmaktadır.

BODRUM ULUSLARARASI BALE FESTİVALİ’NE DAVET

İşte bu güzellikleri sunacak olan sanatçılar 7-21 Ağustos arasında Bodrum Uluslararası Bale Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşacak. Böyle bir festivalin olmasını isteyen ve fikrini ortaya atan bir bale sanatçısı olarak büyük sevinç içindeyim. İnsanın serüveninde yapmak isteyip yapamadığı bu tip sanat faaliyetleri olabilir. Ama içimizdeki genlerimizin ruhu ve güzelliği sizleri bu festivale davet edecektir.

İşte program: 7 Ağustos – Hürrem Sultan (İstanbul Devlet Balesi), 10-11 Ağustos – Bach alla Turca (Samsun Devlet Balesi), 14 Ağustos – Amazonlar (Ankara Devlet Balesi), 17- Ağustos – Black Cake (Floresta Tango Kore Balesi), 20-21 Ağustos- Spartaküs (Sibirya Devlet Balesi.)

Hürriyet