Sanatı Geleceğe Taşımak…

zeynep-oral[Zeynep Oral’ın Milliyet’te yayınlanan köşe yazısının bir kısmını paylaşıyoruz] EDİNBURGH FESTİVALİ’NDE TEKNOLOJİ EGEMENLİĞİ

 

Edinburgh. 9 Ağustos 2013. Saat 18.30. Koreli sanatçı Hyung Su Kim önündeki bilgisayarda bir düğmeye bastı. O anda Edinburgh’a uzay yerleşti. Kentin orta yerindeki Usher konser salonunun çevresine dünya kentleri ve bilmediğim gezegenlerin kentleri, dağları, ovaları, akarsuları gelip yerleşti… Açık havadaydık. Konser salonunun çevresini dev ekranlar sarmıştı. Her ekranda doğa ve kentler akıp giderken sanki geleceğe bakıyordum…

 

Gerçekle düşler arasında

 

Uluslararası Edinburgh Festivali, biz ölümlü izleyicilerin, ağzı açık seyrettiği bu “Büyülü Dürbün”le başladı. Sanatçının, uzaydan çekilmiş kent görüntülerine elektronik ve led ışıklı müdahalesiyle oluşturduğu bir büyülü dürbün… Meğer “kaleidoscope” denilen hani gözümüzü dayayıp baktığımız, çevirdikçe içindeki renkli şekillerin değiştiği “dürbün” bir İskoç astronot, matematikçi D. Brewster’ın icadıymış. Koreli sanatçı bizi ilk andan uzaya ve geleceğe taşıyıvermişti. Bu açılışla birlikte festivalin “rengi” belli oluyordu.

Bu yıl uluslararası festivalin ana temalarından biri teknik gelişmelerin, sanatlara etkisiydi. İzlediğim birçok oyun bu gelişmeden payını almıştı. Bilgisayarlar, teknik becerilerle sağlanan görkemli bir görsellik evet insanı şaşkına çeviriyordu ama kimi zaman özü yani işin “ruhunu” da gözden kaçırmamıza yol açabiliyordu.

Sanatçılar gerçekle düşler; dünle yarın arasında gidip gelirken tutuculuğa, alışkanlıklara, kanıksamaya ve olağana meydan okuyordu!

 

‘Alexander Nevsky’

 

Açılış konserini izlemek üzere salona girdiğimizde yeniden gezegenimize döndük: İskoç Ulusal Kraliyet Orkestrası ve Edinburgh Festival Korosu’nun Rus kültürüyle harmanlanmış konserini Türkiye’de de klasik müzik meraklılarının yakından tanıdığı Valery Gergiev yönetiyordu. Prokofiev’in 3 Numaralı Piyano Konçertosu’nun her anına ustaların ustası şef, derinlik katarken piyanoda 22 yaşındaki bir başka Rus Danii Trifonov, kâh melek, kâh şeytan, şimdi atlet, biraz sonra şair kimliğine bürünüyordu. İkinci bölümde Prokofiev’in, Eisenstein’ın eşsiz filmi “Alexader Nevsky” için bestelediği aynı isimli eserini dinledik. Bu kez solist mezzo soprano Yulia Matochkina aldı bizi, dev koro eşliğinde ortaçağ Rusya’sına götürdü. Kusursuz, insanı kanatlandıran bir konserdi.

 

‘Fidelio’

 

Beethoven’in tek operası “Fidelio”, baskıya direnişi dile getirir. Düşünceleri nedeniyle hapsedilmiştir adam. Karısı, onu kurtarma çabasındadır… Tam da günümüzün konusu değil mi!

Lyon Operası’nın bu prodüksiyonunu Şef Kazushi Ono yönetiyordu. Sahneye koyan ise heykeltıraş, çağdaş sanat, video ve yerleştirme sanatçısı Amerikalı Gary Hill.

Operanın ilk notasıyla birlikte sahneye, kat kat görünmez perdelere uzay yansıdı. “Star-treck” – “Uzay yolu” filmine taş çıkartan ışıklar ve yıldızlar içinde; uzay kostümleri, uzay araçları içinde bir yolculuk başladı. İnsanlar, nesneler, yıldızlar, ışıklar boşlukta yüzdü/uçtu. Yönetmen, araya İsveçli yazarın fantastik şiiri “Aniara”dan kattığı dizeleri de boşluğa yansıttı. Yıldızlar sperme, tutsaklar astronotlara, zindanlar başka gezegenlere, hücre uzay mekiğine dönüştü…

Beethoven’in müziği, sesler mi? Kusura bakmayın. Aval aval sahneyi seyretmekten, müziği, sesleri dinleyemedim!

 

‘Hamlet’

 

Amerikalı Wooster Topluluğu, dünya çapında bir topluluk. Efsanevi yönetmenleri Elizabeth LeCompte, Hamlet’i ele alırken gelmiş geçmiş tüm “Hamlet”lere bir saygı duruşunda bulunmak istemiş.

Devamı için tıklayınız
Milliyet