Kendimi Tiyatroya Adadım

 8[Ebru Esen Turgud’un  Kerem Alışık ile yaptığı ve Hürriyet gazetesinde yayınlanan röportajını paylaşıyoruz].

Kerem Alışık, tebdil-i mekanda ferahlık vardır dedi, Zorlu Center’daki kültür merkezinin tiyatro salonlarından birini kiraladı.

Bu sezon oyunlarını 750 kişilik bu gösterişli salonda sahneleyecek olan Alışık, dizi-tiyatro-eğitmenlik üçgeninde koşturmaya devam edecek. Bu zorlu maratonda en büyük yardımcısı ise belli ki oğlu Sadri olacak.

Yeni sahneniz hayırlı olsun… Bu sahneyi almanızın hikayesini biraz anlatır mısınız bize…

– Daha önce Atlas Pasajı’nda oynuyorduk. Zorlu Sahnesi de proje ilk açıklandığından beri acaba nasıl olacak diye takip ettiğimiz bir yerdi. Yalnız değildik tabii, birçok tiyatro grubu bu merkezle yakından ilgiliydi. Neyse ki sonunda seçimleri bizden yana oldu. Sezon boyunca oyunlarımızı bu sahnede sergileme fırsatı bulacağız.

Kaç sahne var burada?

– Üç… Biri prova sahnesi gibi bir yer, küçük… Diğerinde yabancı müzikaller perde açacak. Üçüncüsü de bizim oynayacağımız 750 kişilik sahne… Yabancı müzikallere ayrılan sahnede bizim müzikallerimizin de oynanması taraftarıyım açıkçası. Hem kültür merkezi hem de bizim isteğimiz aynı doğrultuda, o nedenle sanıyorum büyük sahnede de bir müzikal sahneye koyacağız.

Hangi oyunları sahneleyeceksiniz peki bu sezon?

– “Yatak Odası Diyalogları”, Ezgi Eyüboğlu ve İbrahim Kendirci’nin rol aldığı “Ayrılık”, benim oynadığım “Eski Fotoğraflar”… Ayrıca Levent Ülgen ile Songül Öden’in rol aldığı “Kafkas Tebeşir Dairesi” müzikali… Sadri Alışık Kültür Merkezi’nden mezun olan öğrencilerimizin sahne alacağı bir oyun projesi üzerinde de çalışıyoruz. Hepsinin yanı sıra çocuk oyunlarımız var tabii. Bunları dönüşümlü olarak sergileyeceğiz sezon boyunca…

DİZİLERİ ELEŞTİRİRKEN HARCANAN EMEĞİ UNUTMAYIN

Bu arada bir de “Ben Onu Çok Sevdim” dizisinde Fatin Rüştü Zorlu karakterini canlandırıyorsunuz. Zorlu Center’dan söze girmişken ondan da bahsedelim.

– Fatin Rüştü Zorlu, hayata bakışı, ciddiyeti, nezaketi, çalışkanlığı, tezcanlılığı, düşündüğünü hemen söylemesi gibi özelliklerinden dolayı hakikaten Türk siyaset tarihinin önemli şahsiyetlerinden… Ve ekipçe o döneme ışık tutmaya çalışıyoruz biz de…

Bu karakterle benzeşen yönleriniz var mı?

– Kendimden bazı özellikler gördüğüm oluyor onda tabii…

Mesela?

– Mesela soğukkanlı olması, tevekkül etmesi, risk almayı sevmesi, doğruluğu, dürüstlüğü…

Set ortamınız nasıl? Gerçi “kötü, gerilimli” falan diyene hiç rastlamadım ama…

– Yok, gerçekten bizim çok huzurlu ve sakin bir set ortamımız var. Aynı zamanda ciddi… İşin en iyi şekilde tamamlanması için herkes elinden geleni yapıyor, birbirine son derece saygılı davranıyor. Bazıları dizileri çok ağır üsluplarla eleştiriyor ama unutmamaları lazım ki bütün bu işlerde pek çok insanın ciddi emeği var. Dönem işlerinde o emek daha da artıyor. Evet, yorucu ama olması gerektiği gibi bir ortamda işimizi yapmaya çalışıyoruz özetle…

SADRİ DE ARTIK KADROMUZUN BİR PARÇASI

Dizi çekiyorsunuz, tiyatro sahnesindesiniz, oyunculuk eğitimi veriyorsunuz, zaman zaman sinemada kendinizi gösteriyorsunuz… Bütün bunlara yetecek kadar enerjiyi nereden buluyorsunuz?

– Allah utandırmasın diyelim. Biz bütün bunlara kendimizi adamış durumdayız. Yorulmak ve çalışmak yaşamın ta kendisi gibi geliyor bana… Oyunlarımızın çıkış zamanlarında biraz zorlanıyoruz tabii ama ekip ruhu, herkesin sorumluluğunu bilmesi sayesinde hepsine yetişmek mümkün oluyor. Benim bütün isteğim bütün döngünün aynı şekilde devam etmesi….

Oğlunuz Sadri de size epey yardımcı oluyor sanırım. Burada gördüğüm kadarıyla işleri birlikte yürütmeye başlamışsınız artık…

– Sadri Bahçeşehir Üniversitesi’nde sinema ve tiyatro üzerine yüksek lisansa başladı. İster istemez bu işlerin içinde. Kadromuzun bir parçası artık. Çok ciddi sorumluluklar alıyor. Ben de bu durumdan son derece memnunum.

Oyunculuk eğitimi de alıyor galiba…

– Evet, oyunculuk eğitimi de alıyor. Bir yandan da işin mutfağını öğreniyor.

Dededen toruna mı diyelim…

– (Gülüyor) Öyle bir yolculuk var, evet…

Hürriyet

Yorum


işlemi tamamlayınız: