Lefkoşa Belediye Tiyatrosu “Ada” İle İstanbul’a Geliyor

lefkosa_belediye_tiyatrosu_ada_isimli_oyunuyla_perdelerini_aciyorMimesis Haber / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın daveti üzerine Lefkoşa Belediye Tiyatrosu ADA oyunuyla Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde 11-15 Aralık tarihlerinde seyirciyle buluşacak.

 

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu çağımıza tanıklık etmek ve bir insanlık suçunu lanetlemek için ADA oyununu sahneler. ADA oyununu Athol Fugard yazdı, çevirisini de Yücel Erten yaptı.

Yaşar Ersoy’un uyarlayıp yönettiği ADA oyununda Döndü Özata ve Özgür Oktay rol alıyor. Oyunun dramaturgisini Aliye Umanel, yönetmen yardımcılığını Umut Ersoy, dekor kostüm tasarımını Özlem Yetkili, ışık tasarımını Fırat Eseri, heykelleri Sevcan Çerkez, makyajını Bilay Özgök, dekor realizatörlüğünü ve sahne amirliğini Rıza Şen, ışık uygulamasını Mehmet Eseri, efekt uygulamasını, afiş ve bröşürünü Umut Ersoy, dekor işçiliğini Mehmet Demir yaptı.

Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun ADA yorumunda iki siyasi mahkum orijinal metinde olduğu üzere erkek değil kadındır. Yapılan uyarlama ve yorumda iki kadının direnci, yaşama sevinci, umudu ve zorba erkek devlete karşı “Ben dünyaya kin değil sevgi paylaşmaya geldim” diyen onurlu başkaldırışları, isyanları paylaşılır. Totaliter devlet, kendinden yana olmayan herkesi ezer ama kadını iki kat ezer, sömürür. Ancak ADA’daki iki kadının söyleyecek sözleri, yapacak eylemleri, direnecek yürekleri vardır… “Ben dünyaya kin değil, sevgi paylaşmaya geldim” diyerek başkaldıracak oyunları..ADA oyunundaki iki siyasi mahkum cezaevinde yapılacak bir etkinlik için Sophokles’in yazdığı Antigone oyununu çalışırlar. Antigone iktidara karşı gelmenin bedelini canıyla öder. ADA’da, Sophokles’in eseriyle bağdaşlık kurularak 2500 yıl öncesinden bugüne, iktidarların, hak mücadelesi (özgürlük, eşitlik) verenlere karşı uyguladıkları baskı, şiddet, işkence ve cinayetler sorgulanır. ADA’da, iki siyasi mahkum her şeye rağmen var olma mücadelesi verirler. Daha önce kendileri için değerli olan her şeyleri ellerinden alınıp, bir ada hapishanesine atılan, çok ayrı kişilikli iki mahkumun tek ortak noktaları, yitirdikleri özgürlüğe özlemleri, tükenmeyen onurlu dirençleri ve umutlarıdır. Bu yüzden bulundukları tüm kötü koşullara rağmen hücrede bir tiyatro oyunu hazırlayarak içlerindeki umudu, yaşama sevincini, direnci canlı tutmaya ve zorba devlete karşı isyanlarını dile getirmeye çalışırlar.