Kuklanın Dili Evrenseldir

kuklaKuklalar… Çocukluğumuzun vazgeçilmezi, her daim güldüren, “arkasındaki”ni hep merak ettiğimiz kuklalar… Yaşım nedeniyle Hacivat-Karagöz dönemini bilmesem de “Susam Sokağı”nı yakalayan son nesilden olduğumu söyleyebilirim. Kukla deyince aklıma gelen ilk şey Minik Kuş ve Edi ile Büdü. 16-26 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan 17. Uluslararası Kukla Festivali’nin sanat yönetmeni, İstanbul Karagöz Kukla Vakfı’ndan Cengiz Özek’le ve Duygu-Oya Tansı çifti gibi “arkasındaki” isimlerle görüşmeye giderken o günler aklıma geliyor.

15 ülkeden 30 grup

Uluslararası Kukla Festivali’nin bu yıl 17’ncisini düzenliyorsunuz. Etkinliği bu kadar yıl devam ettirmek zor oldu mu?

Cengiz Özek: Dünyada en çok tanınan kukla festivaliyiz. Başta en büyük zorluğumuz Türk grupları bulmaktı, biz de sadece festival için oyun hazırlayıp dağılan gruplar oluşturduk. Ama şimdi pek çok modern oyun yapan kukla grubu var. Festival bunun aşılmasını sağladı. Şu an en büyük zorluk sponsor bulmak!

Festivale kaç grup katılacak ve kaç gösteri olacak?

Cengiz Ö.:15 ülkeden 30 grup ve 70’in üzerinde ücretsiz gösteri olacak. Kolombiya, Endonezya, Belarus gibi ülkeler var. Türkiye’den 11 grup katılacak, biri de İstanbul Devlet Tiyatrosu. Açıkgöz Kukla Tiyatrosu’nun geleneksel İbiş gösterisi, Cengiz Samsun’un Karagöz gösterisi, Hakan Arısoy’un ipli kukla gösterileri olacak. Tiyatro Yolcu üç boyutlu bir tiyatro denemesi yapacak.

Yabancı toplulukların kendi dillerinde oynamaları problem yaratıyor mu?

Cengiz Ö.:Biz festivale özellikle söz ağırlıklı olmayan, izlenerek algılanabilir, hareket ağırlıklı oyunları çağırıyoruz. Çok dil ağırlıklı bir gösteriyse altyazı kullanıyoruz ya da önden hikayesini veriyoruz.

Kuklaların bir dili var mıdır?

Oya Tansı:Kukla her yerde kukladır. Özellikle çocuklar dili ne olursa olsun bir yerden yakalayınca oyunun içine giriyor. Nasıl müziğin dili yoksa kuklanın da yok. Kukla evrenseldir.

Cengiz Ö.: Evrensel bir dil var kuklada. Kukla, obje tiyatrosu kaynaklı bir tiyatro formu. Kuklacılar bütün dünyada geçerli bir ortak dil yakalamaya çalışıyorlar.

“Festivale büyükler daha çok geliyor”

Gösterilerinizin hem büyükler hem de çocuklar için olanları var. Ne gibi farklılıklar var ikisi arasında?

Cengiz Ö.:Kukla oyunlarının genelde yüzde 80’i 7’den 77’ye dediğimiz yaş formatı içindedir. Ama çocuklar için psikologlarla çalışılan oyunlar da var; konusu, metni ve kukla formundan dolayı sadece büyüklere yönelik olanlar da var.

Oya T.:Çocuğa oynadığınız şey çocukça olmamalı zaten… Küçüklere oynananlar biraz daha yumuşatılmış oluyor. Karşınızda hem büyükler hem çocuklar olduğunda ise iki tarafa da hitap etmek zorundasınız.

Büyükler mi çocuklar mı daha çok ilgi gösteriyor oyunlara?

Oya T.:İki taraf da…  Hatta festivale büyükler daha fazla geliyor diyebiliriz.

Kukla sanatında okullu veya alaylı olmanın bir farkı var mı sizce?

Oya T.:Biz komple bir okulun içinde büyüdük diyebiliriz.

Duygu Tansı.:Benim dedem, dayım hepsi alaylı yetişmiş. Dedem zaten döneminin Karagöz ustası İrfan Açıkgöz, dayım Nevzat Açıkgöz de öyle… Beni de onlar yetiştirdi ama bizim kızımız okullu mesela.

Oya T.: Kızımız bazen dilimizi eleştirir. Biz hep dinleriz onu ama… Öğrenmenin yaşı yok; biz büyük de küçük de olsa herkesi dinler, söylediklerini uygulamaya çalışırız.

“Eksikliklerle bireysel olarak savaşıyoruz”

Türkiye’de kukla geleneği bugün ne durumda? Neler yapılsın istersiniz?

Duygu T.:Avrupa’da her ülkede bir kukla üniversitesi var. Azerbaycan’da ve Rusya’da da… Bizde öyle bir şey yok, biz kendi çapımızda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Beklenti çok, biraz yayılması lazım… Kültür
ve Turizm Bakanlığı yardım ediyor ama zayıf bir yardım.

Oya T.: Okullarda oynamak da sorun burada. Yine de inatla bir şeyler yapmaya, arkamızdan gelen, bu işi ilerletecek insanlara öğretmeye ve onları yetiştirmeye çalışıyoruz.

Cengiz Ö.: Günümüzde insanlar geleneksel tiyatronun önemini algılamaya başladı. Yerellik önemli oluyor. Bu noktada devletin de devreye girmesi gerekiyor. Eksikliklerle bireysel olarak savaşıyoruz.

Milliyet