Kültür Bakanlığı’na Kültürlü Bakan Gelsin

üstün akmenCumhuriyet’ten Ceren Çıplak’ın Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen’le yaptığı söyleşinin bir kısmını okurlarımızla paylaşıyoruz.

Bir köşe yazısında Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik’e “Kültürsüz Kültür Bakanı” dediği için bakanla davalık olan Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen, “çıtkırıldım” olunmamalı diyor. Akmen, Bakan Çelik’in kültürünü ispatlaması gerektiğini vurgulayarak “Bir Kültür Bakanı tiyatro, opera ve balenin bir galasına dahi olsun gitmez mi?” diye soruyor.

Bakan Ömer Çelik’le nedir “dava”nız?

Esasında benim kişilerle “dava”m yok. Davam sistemle. Siyasal iktidar darbe yaptı ve toplumu her yanıyla gericiliğe, dine dayalı devlete, yani olmazlığa götürüyor. Ben işin sanatsal alanından tutmuşlardanım.

Diğer taraftan siyasetçilerin sert ve yoğun eleştiriye katlanma yükümlülüğü altında olduklarını düşünüyorum. Bazı meslekler “tevekkül” gerektirir, hoşgörü gerektirir. Bakın futbol maçı hakemlerine! Her hafta binlerce kişi onlara “ne (güzel) hakem” diye bağırıyor, adamların gıkı çıkmıyor. Ne yapsınlar, binlerce taraftarı kişilik haklarına saldırıda bulundukları, hakaret ettikleri gerekçesiyle dava mı etsinler yani! Adamların mesleği bu! Bir devleti idare edenler de kendilerine yöneltilen eleştiri olağanüstü dahi olsa katlanabilmeli, kabullenebilmeli.

Bu kadar “çıtkırıldım” olunmamalı. Ne demişim? “Kültürsüz Kültür Bakanı”. İyi ya, Ömer Bey o zaman evindeki kitaplığının fotoğrafını çekip benim yüzüme çarpmalıydı. Bakalım neler okumuş, neler okuyor. Kültürünü ispatlamalıydı. Hayatında kaç tiyatroya gittiğini, kaç opera, kaç bale eseri izlediğini açıklamalıydı. Yahu, insan Kültür Bakanı olur da, kendisine bağlı olduğunu böbürlenerek söylediği devlet tiyatrosunun, operanın, balenin bir galasına dahi olsun gitmez mi?

TEB Başkanı olarak sürekli kınama açıklaması yapmak zorunda kalmanızı da kınıyor musunuz?

Kınamak bir tarafa çok üzülüyorum; geleceğimden daha doğrusu geleceğimizden korkuyorum. Demokrasiden adım adım uzaklaşılırken bilinçli olarak sanata vuruyorlar. Ürküyorum. İlkeler çiğneniyor. İyiyi, estetiği, çağdaş olanı karalara sarmalıyorlar. Gözü kapalı olanların gözünü gücüm yettiğince ve de karınca kararınca açmak istiyorum. Ben bir birliğin başkanıyım ve yazarım. Dediğiniz gibi kendimi zaman zaman kınasam da görevimi gururla yapıyorum.

‘AKM için dava açacağım’

Tiyatro dünyası nasıl bir baskı altında?

Önce İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’ni (AKM) yok etmeyi amaçladılar. Yapamadılar, yıkamadılar polis karakolu olarak kullandılar. AKM’yi bu halde bırakanları ben de dava edeceğim. Bir kültür varlığı göz göre göre tahrip edildi. Sonra baskı adına, dogmatizmle, dinsel otoritenin düşünce yasakçılığıyla başlayan sansürü yaygınlaştırıyorlar. İşte, özel tiyatrolara desteği tıraşlıyorlar. Sanatın akademik eğitimini ve profesyonel sanat işçiliğini yok edecek bir yasa hazırlığına girerek kurumlardaki gözbebeğimiz sanatçıları kaç zamandır ateş üzerinde oturtuyorlar. Gene söylüyorum: Sanatçılarımıza, tarihte eşi menendi görülmemiş bir işkencedir bu uygulama!

Kültür Bakanı göreve geldiğinden bu yana kültür ve sanattan daha çok dış politikayla ilgili konuşup yorumlar yaptığı için eleştiriliyor. Buna ne dersiniz?

Eleştirenleri kınıyorum. Ömer Bey varsın dış politika konusunda konuşsun. Zaten herkes dış politika üzerine konuşuyor. Tayyip Bey bile… Bana ne! Ömer Bey Dışişleri’ne kaydırılsın, Kültür Bakanlığı’na da kültürlü bir bakan gelsin.

Tamamı için tıklayınız.