Tiyatro İçinde Tiyatro!

abbasguclufft6_mf143861[Abbas Güçlü’ninMilliyet’te yayınlanan köşe yazısının bir kısmını paylaşıyoruz.]

İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu önceki gece Genç Bakış’ın konuğu oldu. Sanata, tiyatroya ve güncel tartışmalara yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte programdan önemli satır başları:

Gezi ile oynanmaz!

* Tüm Türkiye gibi gezi eylemlerini, gezideki çocuklarımızı, gençlerimizi asla yadsımadım. Dün de yadsımadım, bugün de yadsımam. Bir röportajımda Gezi’yi savunan bir oyun gelse oynamayacağımı söyledim. Oynamam; bu, toplumu tahrik etmek olur. Bu kadar hassas bir konu var. Tiyatrolar kapatılma tehlikesinde. İnsanlar birbirine girmiş, ne yazık ki gençler katledilmiş, birtakım politikacılar yanlış konuşmuş. Bütün bunların üzerine ben de devletin desteğiyle halkı galeyana getirecek bir oyunu neden oynayayım? Ben her şeyin dengesini tutmaya çalışıyorum.

Sansür mü, oto kontrol mü?

* Eğer bir tiyatrocu fazla politik konulara giriyorsa bıraksın. Fazla uç noktalara giren arkadaşlarımız oldu. Ben onları otokontrole alacağım dedim. Otokontrol ayrı bir şey, sansür ayrı bir şey.

* Kimse bize karışmıyor, bunu temin ederim. Sansürle sanat olmaz, ben bunu her zaman savunurum ama denetim şarttır. Otokontrol şarttır. Parayı veren denetler. Bu para nereye harcandı? Hangi öğrenciye ne ödendi? Hangi dekora ne kadar harcandı? Devlet bunları denetlemek zorundadır. Bu dünyanın her yerinde vardır.
* Sansürün sınırını ben koyarım, benim işime fazla karışıldığında ben bir dakika derim. Bu benim bildiğim iş, senin bildiğin iş değil! Kendi içimde otokontrolü ele alırsak bizi kimse uyaramaz. Nerede kiminle dans ettiğimizi ben biliyorum ve bir amaç uğruna buradayım. Hayatımı koymuşum ortaya.

Siyasetle işim yok!

* Benim iktidarlarla, partilerle hiç işim yok. Hiçbir siyasi tarafın adamı olmadım.

* Konservatuvar mezunu değilim, yedi dil bilmiyorum, Fransa’da eğitim görmedim. Yedikule’den çıkmış, figüran olarak bu tiyatroya girmiş ve bu tiyatronun başına getirilmek zorunda kalmışım. Tiyatro gerçekten yönetilemez bir durumdaydı.

* Ben bir tiyatro adamıyım ve tiyatroda var oldum. 17 yaşında bu tiyatroya girdim. Evimdeki toplu iğneyi bile bu tiyatroya borçluyum. Hangi dönemde ya da hangi iktidarda olursa olsun, ki 6-7 senedir direniyordum gelmemek için, her şeye rağmen buraya getirildim ve bu görevi kabul etmek benim için bir borçtu, onurdu.

* Tiyatronun son 10-15 yıldır gerilemeye gittiğini görüyordum ve de bunu iktidarlara bağlamıyordum. Tiyatro yönetilemez durumdaydı. Ben bu göreve gelmeseydim belki de bu tiyatro bu kadar canlanmayacaktı.

* Kovulsam da bu tiyatronun kapısında yatacağım, gitmeyeceğim, ta ki emekli olana kadar. Ben bu cehaletimle bu tiyatronun başına geldimse, böyle bir aileye sahip oldumsa ve de bunu keşfeden de Kadir Başkan ise ona teşekkür etmek gerekiyor.

Biletler pahalı değil

* Halkı mutlaka tiyatroya getireceğiz. Bilet ücretimiz 10 ila 15 lira, çocuk tiyatromuz 3 ila 5 lira arasında. Pahalı diyemezler çünkü onlar özel tiyatro peşindedirler. Tabii ki özel tiyatrolara da gidecekler. Tabii ki özel tiyatrolar da devlet tarafından desteklenecek. Demokrasiler yerleştikçe sanata daha çok önem verilmek zorunda zaten.

* Reklamı, sinemayı, televizyonu biz oyuncular yani tiyatrocular besleriz. Son 10-15 yıldır daha da yaygın hale gelmiştir. Televizyonun ilk yıllarında sinema oyuncuları daha çok çıkıyordu reklamlara, dizilere. Şimdi konservatuvarlılar seçmelere giriyorlar.

* Yüzyıllık bir aksesuvar depomuz var. Alternatif sahne diye düşündüğümüz arkadaşlarımıza, tiyatrolarımıza, kostüm ve dekor yardımında bulunacağız.

Tiyatro iktidarın vitrinidir

* Bana göre tiyatro ya da sanatın herhangi bir dalı her iktidarın vitrinidir. Hiçbir iktidar bu vitrini karartmak istemez ve parlatılmasından yanadır.

* İstanbul’da yılda sadece 6 bin 500 oyun sergileniyor. Londra’da 33 bin, Berlin’de 7 bin, Paris’te 27 bin, Seul’de 67 bin. İstanbul’da kişi başına düşen oyun sayısı 0.2. Berlin’de 0.7; Londra’da 1.8; Paris’te 0.5; New York’ta 3.5; Amsterdam’da 0.9; Seul’de 1.4.

* Londra’da 20 milyonun üzerinde tiyatro bileti satılırken, bu rakam İstanbul’da 2.3 milyon.

İşsiz tiyatrocu çok

* Vakıf üniversitelerindeki konservatuvarlar, iş garantisi vermeden mezun ediyorlar. Sonra acısını biz çekiyoruz. Geliyorlar bize ekmek ver diyorlar. Kadron varsa biraz da yeteneği varsa iş veriyorsun. Peki, diğerlerine ne yapacağız.

* Tiyatro bir eğitim yeri, herkes pırıl pırıl değil. Uyuşturucu batağında olan birçok genç var. Biz 10 çocuğu kurtarırsak o 10 çocuk da başka bir 10 çocuğu kurtarırsa, o zaman iyi şeyler yapabiliriz.

* Ben bana bu fırsatı verene kazık atmam.

Özelleştirme!

* Bütün dünya klasikleri siyaseti içinde barındırır. Sanat, siyasetin dışında tutulamaz. Herkesin bir özür dileme şekli vardır. Ben koskoca insanlara özür nasıl dilenir öğretemem, öğretmek konumunda da değilim. Ama en azından beni buraya getirenler ondan icazet almıştır. Beni araştırmadan mı getirdiler sanıyorsunuz! Benim bu tiyatroda sevilmemin dışında, otoritemden, disiplinimden söz edilmediğini mi zannediyorsunuz. Ama en azından bizim başımıza bela olmaz, tiyatronun derdini bizden alır diye düşünülmüştür.

* Tiyatroyu yönetenler tiyatrocu olmalı.

Devamı için tıklayınız…

Milliyet