Sirkin Köklerine Dönüş: Kooza

1443_03_Charivari_091_ORIGINALMimesis Haber/ Cirque de Soleil’nin prömiyerini 2007’de yapan ve David Shiner tarafından yönetilen gösterisi Kooza 2015 turuna Londra’da bulunan Royal Albert Hall salonunda başladı. Grubun gösterinin tanıtımında da belirttiği gibi Kooza, naif ve melankolik bir karakter olan “Masum” un bu dünyadaki yerini arayış hikayesini anlatıyor. Bu yolculukta korku, kimlik, tanınma ve güç gibi temalar işleniyor. Bu yazıda gösteriyle ilgili yayınlanan yorum yazıları derlendi.

Independent yazarı Arifa Akbar’a göre Kooza, sirk sanatını bilinçli bir şekilde köklerine yöneltmeyi amaçlıyor. Gittikçe büyüyen, cafcaflı ve akrobatik açıdan etkileyiciliği azalan gösterilerinden sonra Cirque de Soleil Kooza ile bize daha küçük, daha gösterişli ve daha canlı bir şov vaat ediyor. Eski sirklere ait anıları ve duyguları tetikleyen bu şov, iki yüz yıllık sirk geleneğini bizlerle buluşturuyor. Gösteri eski bir Fransız düğün geleneği olan serenat sahnesi “charivari” ile açılıyor. Akrobatların üzerlerinde eski moda geleneksel iş önlükleri ile yaptıkları denge ve zıplama hareketlerinin sadeliği, muhteşemliğine gölge düşürmüyor. Gösterişsiz ve sade bir komediyle başlayan gösterinin tansiyonu yavaş yavaş yükseliyor. Perde arasından sonra heyecan dolu sahneler geliyor. Güvenlik halatı olmadan ip üzerinde yapılan yürüme, zıplama, atlama ve kılıç dövüşü yapılan kısımlar ise tam tehlikeli sahneleri seven izleyicilere göre. Akbar’a göre iki performansçının hızla hareket eden devasa bir tekerleğin üstünde koştukları, zıpladıkları ve parende attıkları “Wheel of death” bölümü şovun en baş döndürücü sahnelerinden. Sıcakkanlı ve neşeli palyaçolarıyla Kooza bize büyük ya da cafcaflı bir gösteriyi değil, en muhteşem haliyle bir sirki yaşatıyor.

The Telegraph’tan Dominic Cavendish ise daha çok kendisini de içine koyduğu günümüz seyirci profilinin bu gösteri ile olan ilişkisini sorguluyor. Cavendish’e göre sirkte olanlar her ne kadar bilgisayar efekti olmadan yapılan gerçek bir şov olsa da, bugünlerde o kadar olağandışı imgelere boğulmuşuz ki, gösteriyi izlerken arada bir kendimizi çimdikleme ihtiyacı hissediyoruz. Bu durum, grubun her şovu son derece becerikli bir biçimde sunuluyor olsa da değişmiyor. Akrobasi ve palyaçoluğu ön planda olmasıyla Kooza sirkin en temeline dönüş hissiyatı veriyor. Cavendish de gösterinin ikinci yarısı itibariyle yükselişe geçtiğini belirtiyor. Akrobatların yerçekimine meydan okuduğu “wheel of death” ve havada yükseldikleri “teeterboard” bölümleri yazarın en etkileyici bulduğu kısımlardan.

Time Out’tan Daisy Bowie-Sell’in fikri Kooza’nın Quebec’li uluslar arası kumpanyadan bekleyebileceğimiz her şeyi bize verdiği yönünde. Bowie-Sell’e göre Cirque de Soleil’i tanımlayan 2 özellik var: gösterişli prodüksiyonlar ve akrobatik beceriklilik. Ancak, Kooza’nın ilk yarısı ikinci özellik bakımından geride kalıyor. Palyaçolar, trapezciler ve akrobatlar oldukça iyi olsa da şok edici bir yanları yok. Geleneksel sirklerin haşmeti ise inanılmaz bir yükseklikte bisiklet sürerek birbirlerini dengeleyen cambazlarla birlikte ancak geliyor. Seyirciyi de şova dahil eden palyaçolu kısımlar ise eski sirk eğlencelerini hatırlatan kısımlar. Yazara göre, bugün daha heyecan verici işler yapan sirkler olsa da, Cirque de Soleil kostümleri, dekoru, ışıkları ve makyajıyla diğerlerinden baskın çıkan can alıcı özelliklere sahip.

Fotoğraf:Independent,  Cirque du Soleil: Kooza at the Royal Albert Hall, London

Mesadet Sözmen/ Mimesis

Yorum


işlemi tamamlayınız: