İranlı Kadınların Gerçek Yaşamları

Tehran Bureau correspondent

Mimesis Çeviri/ Üç isimsiz kadın, Tahran’da küçük bir sahnede sevgi, kayıp ve yalnızlık hikayeleri anlatıyor.

Guardian, 18 Mart 2015,Çeviri: Zeynep Temeloğlu

hemhavaieHamhavaie Mahin Sadri’nin yazdığı  ve  Afsaneh Mahiyan’ın yönettiği oyun. Fotoğraf:Azadeh Moshashaie

Hava, patlayan baloncukların ve parçalanan küçük nesnelerin sesleri ile dolarken, karanlık odayı ele geçiyordu. Bir şey düştü fakat yankısı bir türlü bitmedi. Bir trajedi gözler önüne serilmek üzereydi, fakat ışıklar açıldığında ve aktris Elham Korda’yı yerden cevizleri toplarken gördüğümüzde bu trajedinin derinlikleri hakkında hiçbir şey bilmediğimizi anladık.

Her biri kendi hikayelerine sahip üç kadın. Hiçbirinin ismi yok, kim oldukları söyledikleri hikayelerle ortaya çıkıyor birer birer. Her biri bir monolog anlatıyor diğerlerininkini umursamadan. Fakat anıları ortak aslında –çocukluğa ve savaşa dair- ve ne zaman hikayeleri kesişse biri durur diğeri devam eder hikayeye. Onlar konuşurken yemek yaparlar aslında, her biri kendi mutfağının bir köşesinde doğrar, keser, karıştırır ve bazen de duraksar düşünmek için. Küçük Şems Tiyatrosu izleyici ve oyuncu arasında bir yakınlık kurulmasını sağlar.

Bu oyun son yıllarda Tahran sahnesinde oynanan en ünlü oyunlardan biri olan Hamhavaie (uyum sağlamak)’dir ve şu anda Avrupa’da ve belki de Birleşik Devletler’de sahnelenmeye hazırlanmaktadır. Mahin Sadri tarafından yazılan ve Afsaneh Mahiyan tarafından yönetilen Hamhavaie, ard arda iki kapalı gişe gösterimi yapmıştır. Bu oyunla Elham Korda ve Setareh Eskandari, her yıl şubat ayında düzenlenen Fajr tiyatro festivalinde en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazanmışlardır. Aktris Pantea Bahram Shargh gazetesine “Oyun o kadar kusursuz ve o kadar mükemmeldi ki hemen kalemi elime alıp bunu tüm dünyaya duyurmam gerekiyordu” demiştir.

Program dergisine yazılan yalnızca üç satırlık yazıda: “Bu oyunun karakterlerine şöyle bir göz attık, burada bulunan ve bulunmayan. Eleştirecek, hüküm verecek ya da taraf olacak değiliz. Ne onları yücelteceğiz ne de küçümseyeceğiz. Biz yalnızca onların hayatlarına şöyle bir göz atmak istedik.” denilmiştir.

Hamhavaie, bu kadınlara canlı ve belgesel tadında bir yaklaşımla yaklaşmıştır, başarısızlıkla sonuçlanan aşklarına ve katlandıkları acılara. Bu da seyirciyi, onların yalnızlığının dört bir yanına taşımıştır. Hamhavaie üç kadının hikayesi değildir yalnızca bunun yanında içinde yaşadıkları toplumun, yüz yüze kaldıkları yok sayılmanın ve karşı koymak zorunda oldukları bakışların da hikayesidir. Bu, her yaştan ve cinsiyetten seyirci için cesur, cüretkar ve aslında elle tutulabilir bir oyundur da.

Oyun boyunca kadınların kişiliklerinden bahsedilmese de aslında onlar tanıdık bireyler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Elham Korda, İran-Irak savaş pilotu Abbas Dowran’ın karısı Mahnaz Daliri Fard’ı canlandırmaktadır. 1981 yılının temmuz ayında F4E hayalet tipi jeti Bağdat’ta bir rafineriye saldırma görevi sırasında vurulduğunda, Dowran uçağını Saddam Hüseyin’in Bağlantısızlar Hareketi’nin konferansına ev sahipliği yapacağı Al-Rashid Oteli’ne sürmüştür. Bu hikayeyi daha önce birçok kez duymuş olsak da buna bir de karısının gözünden baktığımızda Mahnaz Daliri Fard “20 yıl sonra yalnızca bir bacak kemiği aldım,” diyerek ifade ediyor kendini. “20 yıl boyunca boş bir mezara ağladım.”

İkinci kadın eski futbol oyuncusu Nasser Mohammadkhani’nin metresi Shahla Jahed’dir. Bu rolü Setareh Eskandari canlandırmıştır. Mohammadkhani’nin karısının cinayetiyle suçlanan Jahed, 2010’da yargının üst makamlarına duruşma tarihinin daha yakın bir zamana alınmasını talep etmesinden önce 8 yıl boyunca mahkeme salonlarının o belirsizliğinde yaşamıştır. Kısa bir zaman sonra da hüküm giymiş ve asılmıştır. Nasser Mohammadkhani onun idamını hiçbir müdahalede bulunmadan izlemiştir.

Baran Kowsari, 2011 yılında Çin-Pakistan sınırında bulunan ve dünyanın en yüksek 13. dağı olan Gasherbrum II inişindd ölen başarılı İranlı dağcı Leyla Esfandiari rolünü üstlenmiştir. Eğer ona bir şey olursa dağda bırakılma isteğini arkadaşlarına daha önceden söyleyen Esfandiari’nin bedeni çıkarılmamıştır. Kariyerine bir hastanede mikrobiyolog olarak başladıktan sonra dağcılık için işini bırakan Esfandiari, keşiflerinin masraflarını kendi karşılaşmıştır ve hatta bu yüzden evini bile satmıştır.

Hamhavaie (uyum sağlamak) türlerin çevrelerindeki değişime uyum sağladıkları süreçtir. Dağcılıkta bu kavram vücudun daha az oksijene kendini alıştırması anlamına gelir. Oyun, seyirciyi bu kadınların hikayelerine kendilerini adapte etmeye ve kimseyi suçlamadan ve parmakla göstermeden bu kadınların yaşamlarının gidişatıyla boğuşmaya itmektedir.

“8 Kasım 1979’da evlendik ve hayatımda hiç savaş görmemiştim,” demiştir Mahnaz Daliri Fard.

“Seni sevmek suç muydu?”, “Seni kapıda taze sıkılmış meyve suyuyla karşılamak suç muydu?” diye sormaktaydı Shahla Jahed.

Çoğu zaman gerçek saçma görünür. Bu kadınlar, Beckett’ın Son Oyunu’nu hatırlatan bir üslupla birer birer kapıldıkları kirli çevreleri portrelemektedirler. Bir insan özgür olmak için mi yoksa kaçmak için mi tırmanır? Aşk nereye gider yoksa sonsuza kadar bekler mi? Biri diğerinin batışını seyrederken iki kişinin paylaştığı o şeylere ne olur?

Hamhavaie’nin 41 yaşındaki yönetmeni Afsaneh Mahiyan bir röportajında bana “Zaman ve mekana bağlı olmayan, ortak bir şeyleri anlatan, kayıp kimliklerden anlamlar çıkarma çabalarımızı anlatan hikayelerdir beni kendilerine çeken,” demiştir. Azad Üniveristesinin sanat ve mimarlık fakültesi mezunu olan Mahiyan, sonraları oldukça meşhur olan sanat yönetmeni ve eğitmen Hamid Samandarian’ın öğrencisidir. Mahiyan oyuncu olarak işe başladıktan sonra, yönettiği yaklaşık bir düzine oyunla kendini bir tiyatro yönetmeni olarak ispatlamıştır.

Hamhavaie’de sahne bize bir yemek yapma sürecini anımsatmaktadır. Kadınlar hikaye boyunca, konuştukça bireysel olarak bir şeyler pişirmektedirler: kek,kebap… Ve cenazelerde ikram edilen un, şeker, gül suyu ve safran karışımı bir tatlı olan helva. Fakat final sahnelerinde, o kadar emek vererek hazırladıkları yiyecekler çöp kutusuna fırlatılıverirler. Mezar görünümlü yerde hazırlanan Elham Korda’nın helvası dışında.

Uzun, narin parmaklarını konuşmasıyla uyumlu bir şekilde hareket ettiren, siyah saçı ve kırmızı röfleleri gri-yeşil şalının altından hafifçe dökülen saçlarıyla “Biz yemek yapmayı ve mutfağı yaşamın ve kadınlığın sembolü olarak benimsedik” diyen Mahiyan “Birine aşık olduğunuzda, onunla yemeğinizi paylaşmak istersiniz, ona ne hazırlayacağınızı düşünürsünüz. Fakat onların yemekleri fırlatılıp atılır, onların aşkı bir sonuca bağlanmaz.” demiştir.

Hamhavaie iyi yazılmış olmasının yanı sıra zekice bir üsluba da sahiptir. Sansürün alıp yürüdüğü ve tabuların kol gezdiği bir yerde, söylenmesi gereken her şeyi söylemektedir. Mahiyan “Parmağınızı herhangi bir toplumun zayıf bir noktasına bastırdığınızda, onun mücadeleleriyle de yüzleşirsiniz,”demiştir. “Karşılaşabileceğimiz engeller karşısında ben de endişeliydim fakat söyleyeceğimiz şeyleri nasıl söylememiz gerektiği konusunda çok dikkatliydik ve şaşırtıcı bir şekilde o tür hiçbir engelle karşılaşmadık.”

Seyircinin soğuk bir gecede Şems Tiyatrosu lobisine toplanması ve oyun öncesi kalabalık heyecanı tiyatronun 1990’lardaki o canlı ve hayat dolu havasını anımsatır. “1990’lar sinema ve tiyatronun altın çağlarıydı,” der Mahiyan “çünkü yönetici pozisyonundaki insanlar kişisel fikirlerini sanatçıların çalışmalarına aşılama hakkını henüz kendilerinde bulmuyorlardı. O zamandan beri işler hız trenine dönüştü ve bir oraya bir buraya doğru savrulmaya başladı.”

Hamhavaie savaştan ve kadınların savaş deneyimlerinden bahsederken, toplumda yaygın olan klişelerden uzak durmaya çalışmıştır. Savaş, ne yüceltilir ne haklılaştırılır ne de kınanır, program dergisinde de denildiği gibi yalnızca ona şöyle bir “göz atılır”. “Şehidin eşinden bahsetmek tabi ki hassas bir konu” der Mahiyan. “Fakat öyle sanıyorum ki bir şehidin ailesi olmak bu ülkedeki asıl gerçekliktir ve yakından bakılması gereken asıl şeydir.”

Şehit ailelerinin oyunu izlediğinden ve Mahiyan’a izlemenin güzel olduğu kadar acı verici olduğundan da bahsetmişlerdir. Mahnaz Daliri Fard ile kendisi ile ilgili bölüm hakkında röportaj yapılmıştır. Mahiyan ayrıca onun oyunu izlerken çok büyük keyif aldığından da söz etmiştir.

Mahnaz Daliri Fard üç kadın içerisinde hala hayatta olan tek kadındır. Yazar Mahin Sadri’nin geniş kapsamlı araştırmaları; film arşivlerini, Shahla Jahed’in avukatı olan Abdolsamad Khorramshahi ile, koçla, dağcılık ekibiyle ve Leyla Asfandiari’nin akranlarıyla yaptığı röpörtajları içermektedir.

Belki de Hamhavaie’yi bu kadar güçlü kılan şey, bu kadınların yaşamlarını ve kayıp aşklarını keşfederken kurgu ve gerçekliği karşı karşıya getirmesidir. Son sahnede üzerimizden geçen jetlerin seslerini duyuyoruz ve Elham Korda’yı karanlıkta kocasının mezarı üzerinde yatarken görüyoruz. Onun yaşamı ve aşkı bir helva tabağının içine hapsolmuştur. Bizler yemeği hazırlarken ne kadar özenirsek özenelim, onun paylaşılıp paylaşılmadığını asla bilemeyeceğiz.

Yorum


işlemi tamamlayınız: