Anarşik Alman Oyuncu Eidinger Dördüncü Duvarı Yıkmayı Neden Seviyor?

J. Kelly Nestruck

Mimesis Çeviri/ Lars Eidinger Almanya’nın en başarılı, aynı zamanda da en anarşik tiyatro oyuncularından biri. 2000’den beri Berlin’deki Schaubühne topluluğunun üyesi olan 39 yaşındaki yıldız 2008’den beri beraberinde dünyayı gezdiği Hedda Gabler ve Hamlet oyunlarında lavabolara idrar yaparken, çer çöp yerken ya da seyircileri azarlarken görülebilir.

The Globe and Mail, 23 Mayıs 2015, Çeviri: Verda Habif

1_tartuffe_cr_katrinribbe_2_0

Eidinger, Festival TransAmériques’in açılışını yapan tanınmış yönetmen Michael Thalheimer’in prodüksiyonu Molière’in Tartuffe’sindeki başrolüyle hafta sonu boyunca Montreal’de. Eidinger, bir film çekimi için bulunduğu Stuttgart’tan tiyatro eleştirmeni J. Kelly Nestruck ile Skype üzerinden konuştu.

 

Birkaç yıl önce Berlin’de Schaubühne’deki performanslarınızın birçoğunu gördüm. Hamlet’inizi özellikle çok beğendim. İlk defa sadece Hamlet karakterinin değil de aynı zamanda Hamlet’i oynayan oyuncunun da delirip delirmediğini sorguladım.

Bu biraz da prodüksiyonun tamamının temelinde yatan düşünceydi, ya da o hale geldi. Shakespeare, bir anda durup, “Belki de ben sadece sahnedeki bir oyuncuyum,” diye düşünen bu karakter motifiyle o kadar çok oynuyor ki… Bence bu bir karakter için her zaman harika bir andır. Diğer yandan, bu aynı zamanda aklını yitirmenin bir sembolü.

 

Benim orada olduğum akşam iki kadın tuvalet molası için salondan sıvışmaya çalıştığında oyunu bir anda durdurdunuz, nereye gittiklerini sordunuz ve onlar geri gelene kadar ayağınızı yere vurdunuz.

Bu hep oluyor ve her seferinde farklı şekilde çünkü doğaçlama gerçekleşiyor. Almancada “eğlence” sözcüğü – Unterhaltung- “diyalog” için kullandığımız sözcükle aynıdır. İnsanları tiyatroyla ilgili en çok cezbeden şey, hemen orda olması, seyirci olarak onu etkileyebilmeniz; eğer yüksek sesle bir şey söylerseniz oyuncuların oynayış biçimlerini değiştirirsiniz. Bu çok oyuncunun görmezden geldiği birşeydir; ancak ben insanların, onların beni gördüğü, benim de onları gördüğüm gerçeğinin farkına varmalarını sağlamaya çalışıyorum. Bazı seyirciler rahattırlar görünmez olduklarını, büyük bir grubun parçası olduklarını düşünürler ve birisine işaret edip, “Sizin fikriniz nedir?” ya da “Ne yapıyorsunuz?” diye sorduğunuzda varlıklarını daha çok hissederler.

Sizi İngilizce üst yazı bulunan birkaç oyunda gördüğümde, durdunuz, yukarı baktınız ve üst yazıları yüksek sesle okudunuz.

Herkes üst yazıları görür ve bence oyuncu olarak, “Evet, ben de onları görüyorum,” demeniz çok daha sahici bir andır. Bunu performansın bir parçası haline getirmek her zaman iyidir.

Sizi içinde gördüğüm çoğu iş Schaubühne’nin sanat yönetmeni Thomas Ostermeier tarafından yönetilmiş (Onun Bir Halk Düşmanı 2013’teki Festival TransAmériques’in açılışını yapmıştı). Tartuffe’de Michael Thalheimer ile çalışmak nasıl?

Çok farklı. Bence bu prodüksiyonda doğaçlamak neredeyse imkânsız gibi. Biçimin bütünü çok daha katı, ama olumsuz anlamda değil. Çok daha stilize ve biçimsel. Bu biçimin dışına çıkılabileceği çok fazla alanı yok.

 

Bu size kendinizi sınırlanmış hissettiriyor mu?

Hoşuma gidiyor çünkü alışık olduğum şeyden çok farklı. Eğer tiyatro genel olarak böyle olsaydı, hayal kırıklığına uğrardım sanırım; benim diğer yaklaşıma daha çok ihtiyacım var.

İnsanların Ostermeier ve Thalheimer’i yönetmen olarak birbirlerinin zıttı olarak tanımladıklarını duydum.

Michael Thalheimer’in sahnede gerçekçiliğe inandığını zannetmiyorum. Thomas ise bayağı gerçekçi durumlara odaklanır; her zaman doğru tonu arar; gerçek ya da otantik gibi hissetmiyorsa ona doğru gelmez. Michael’e gelince, ritmik olarak düşünme şekliyle belki de daha çok bir müzisyen. O bir davulcu ve sanırım ritim ve tempoya dair hisleri kuvvetli.

Thalheimer Schaubühne’ye Tartuffe’yi yönetmeye geldiğinde bu büyük bir sürpriz mi oldu?

Evet, çünkü başlarda o ve Thomas sürekli birbirlerine karşı mücadele veriyor gibiydiler. Michael, Deutsches Theater Berlin’de Emilia Galotti adlı prodüksiyonla çok başarılı olmuştu (2008’de Stratford Festivali’ne gitti). Tabi ki de kıskanmıştık, herkes gitti ve “Bir boka yaramaz bir iş,” dedi. Halbuki eve vardığımda, yarattığı imajlar ve oyuncuların oynayış biçimleri aklımdan çıkmıyordu. Thalheimer hiç unutmayacağınız imajlar yaratabiliyor.

 

Festival TransAmériques’de aynı zamanda DJ’lik de yapacaksınız. Bunu Tartuffe kostümüyle mi yapacaksınız?

Kişisel günlük kıyafetlerimle DJ’lik yapacağım. Çok usta bir DJ değilim. Sadece sarhoş olup çok sevilen pop şarkıları çalmayı tercih ediyorum.

Yorum


işlemi tamamlayınız: