“Yanlış mı Belledim, İnsan Sorumluluktur”

vecdisayarVecdi Sayar’ın Taraf’ta yayınlanan yazısının bir kısmını okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta
Yan garipliğine yürek yan
Gitti giden….

Gülten Akın da gitti… Bireyin sorunlarıyla, toplumun sorunlarını aynı duyarlıkta buluşturan, halk şiirinin zenginliği evrensel bir düzeye taşıyan ‘şiir anamız’ı yitirdik bu hafta… Yalnızca onu mu, deneme tadındaki tiyatro eleştirileri ile genç kuşakların yol göstericisi olan, sevgili dostum Üstün Akmen’i de yitirdik aynı hafta içinde.

İki yazarın ortak bir özelliği vardı. Çıkış noktaları insan sevgisi, amaçları topluma ışık tutmaktı. Sanatçının toplumsal misyonunu hiç unutmadılar. “Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur” diyordu Gülten Akınbir şiirinde. Bu sorumluluk bilinciyle verdiler eserlerini. Yorulmadan, bıkmadan, umutsuzluğa düşmeden…

Üstün, yalnızca tiyatro değil, yaşamın her alanına ilişkin görüşlerini okurlarıyla paylaşırdı. Televizyon dizilerinden, siyaset sahnesine dek ilgi alanına girmeyen konu yoktu. “Bay Kuş” adlı kitabında –kendi deyişi ile– ‘öyküsel denemeler’ini toplamıştı. “Mümtaz medyamızın(!) televizyon kanalları silahın, aşiretin, ağanın, erkek egemenliğinin erkini esas alan dizileri birbiri ardına yayınlamakta…” diyerek, bu dizilerin nasıl birer ‘safsata’ olduğunu örnekliyordu.

Bir yazısında, toplumun tiyatroya bakışını şöyle eleştiriyordu: “Bosna’da savaş varken, tiyatro yapılıyordu. Neden? Çünkü tiyatro, demokrasi kültürünün bir simgesi de ondan. Türkiye’de toplumun geniş kesimi, renkli basın olarak tanımladığımız basınımızdaki çoğunluğu oluşturan köşe kapmacı yazarlar, tiyatroyu boş ve hoş zaman geçirme yeri olarak bellemiş, tiyatro sanatını böyle tanımlıyor, öyle yayıyor, böyle anlatıyorlar. Gel de, bu köşecilerden hayır bekle… Siyasiler de öyle. Onlar zaten…

Yeri gelmişken, köşe yazarlarımızdan siyasetçilere, iyi niyetlerinden kuşkum olmayan tüm dostlardan bir ricam olacak. Siyasetteki yalan- dolanları, sahtecilikleri, ayak oyunlarını eleştirirken, “Tiyatro yapıyorlar” ifadesini kullanmaktan vazgeçebilir misiniz lütfen…

Üstün, her şeyden önce bir eylem insanıydı. Beraber siyaset maceramız da var (Sema Pişkinsüt’le birlikte), aynı sivil toplum kuruşunda (PEN Yazarlar Örgütü) halef- selef olarak görev yapmışlığımız da, aynı jüride (Sadri Alışık Oyunculuk Ödülleri) çalışmışlığımız da… Son maceralarımızdan biri, Mimarlar Odası,Kültür- Sanat Sen, Ercan Karakaş, Mahmut Tanal ve birkaç sanatçı arkadaşla birlikte, AKM’nin çürümeye terk edilmesi nedeniyle, Kültür Bakanlığı (Ertuğrul Günay, Ömer Çelik ve diğer sorumlular) hakkında suç duyurusunda bulunmamızdı.

Sonuç ne oldu diye meraklanmayın; Cumhuriyet Başsavcılığı, (sanki suçlu onlarmış gibi) Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü’nde görevli dört memurla, AKM Müdürü hakkında ‘Görevi kötüye kullanma’ suçundan soruşturma açtı ve karar: “soruşturma izni verilmemesine ve evrakın işlemden kaldırılmasına”…

Atatürk Kültür Merkezi’nin onarılıp, hizmete açılması için verdiği mücadele, Üstün’ün bize bıraktığı en önemli miraslardan biridir. Elbette, sürdüreceğiz bu kavgayı. Mimarlar Odası, sanatçı örgütleri ve bu konuyu seçim bildirgelerine koyan CHP’li (ve 7 Haziran’da oy verdiği HDP’li vekillerle) birlikte…

Üstün, bu kez oy kullanamadı. Seçimden bir gece önce kaybettik onu… Belki de, sonuçları görmektense, erken gitmeyi yeğlediğinden…

Devamı için tıklayınız.

Taraf