Yerli ve Milli Tiyatroya Doğru

eskaderexEdebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (ESKADER) düzenlediği, Babıali Sohbetleri kapsamında, “Yerli ve Milli Tiyatroya Doğru” konulu toplantı yapıldı.

Timaş Kitap Kahve’de gerçekleşen ve tiyatronun belli başlı meselelerinin ele alındığı etkinlikte konuşan tiyatrocu Hüseyin Goncagül, yeteneğini İsmail Dümbüllü ile arkadaş olan babasından aldığını söyledi.

Goncagül, okuldayken sınıfın maskotu olduğunu ve matraklıklara devam ettiğini kaydederek, öğretmenlerinin “Sen tiyatrocu ol” yönündeki tavsiyesini anlattı.

Milli Türk Talebe Birliği tiyatrosuna dahil olduğunu kaydeden Goncagül, Necip Fazıl Kısakürek’in “Bir Adam Yaratmak” oyununu hazırladıklarını dile getirerek, “Yerli ve milli hassasiyetiyle bütünleşmiş eserlerini sahneye koyma adına, o zaman hem dolu dolu, hem yüreğimizi vererek çalışıyorduk” ifadelerini kullandı.

Hüseyin Goncagül, yerli ve milli hassasiyete ihtiyaç olduğunu belirterek, tiyatro, sanat ve sinemada bundan sonra bu hassasiyetlerin olması temennisinde bulundu.

Yeşilbağ: “Türkiye’de, yerli Türk tiyatrosu diye bir şey yok”

Toplantıda konuşan tiyatrocu İsmail Yeşilbağ, milli ve yerli tiyatroyu anlatarak, “Bu toprağın rengini, kokusunu, tadını, milli değerlerini baz alan, onlara saygısızlık yapmayan, iftira atmayan, bizim inançlarımıza, dilimize, dinimize, kültürümüze, eski ve yeni kitaplarımıza saldırmayan, haksızlık yapmayan tiyatro, milli ve yerli tiyatrodur” diye konuştu.

Tiyatrocuların kendilerini çok yücelttiğini savunan Yeşilbağ, “Şu anda Türkiye’de, yerli Türk tiyatrosu diye bir şey yok. Shakespeare taklidi, Yunan tiyatrosunun taklidi var. Özgün tiyatroyu, Hasan Nail Canat yaptı. Hüseyin Goncagül yapıyor. Bizler yapmaya çalışıyoruz” dedi.

Tiyatrocu Yaşar Elmas da Sivas’tan sonra İstanbul’da tiyatro çalışmalarına devam ettiğini söyledi. Taşrada tiyatro yapmanın zor olduğuna değinerek, “Londra, Paris gibi yerlerde, Fuzuli ya da Dede Efendi’nin hayatını izlersek, biz de Shakespeare oynarız. Türk tiyatrosu diye bir kavram yok. İngiliz ekolü ya da Rus ekolü, üstten bakan tavırlar, jestler, mimikler var. Biz kendi tiyatromuzu oluşturamamışız” ifadelerine yer verdi.

Yerli tiyatronun nasıl yapılacağına dair kafa yorduklarını aktaran Elmas, “Biz yerli duruşu olan edebiyatçıların eserlerini, sahneye taşıdık. Onların eserlerini senaryolaştırdık. Yerli dil veya üslup kadar, edebi dil de çok önemli” diye konuştu.

Tiyatro oyuncusu ve yönetmeni Birol Cürgül ise 1914’te kurulan Darülbedayi’de, getirilen yabancı hocanın kendi kültürünü tiyatroda sergilemeye başladığını savunarak, şunları kaydetti:

“Her ülkenin kendi kültürü var. Anadolu’nun da bir kültürü var. Her kültür, kendi sanatçısını yetiştirir. Kendi sanatını ortaya koyar. Osmanlı’nın yıkılışıyla, bizden öç almak isteyen Batının, bunu en iyi, sanatla başardığını düşünüyorum. Ülkemizi işgal eden Avrupalı devletler gitti ama bizi bozmak için ortaya koydukları kültürü, hala çok güçlü bir şekilde devam ettiriyor.”

Fatma Ersem Yargıcı’nın yönettiği toplantıya, yazarlar, tiyatrocular ve tiyatroseverler katıldı.

Haberler