Giden Yıldan İlk 5 Oyun

38453Ayşen Güven’in Evrensel’de yayınlanan yazısını yayınlıyoruz.

2015’i kapatırken  hem özel hem alternatif hem kurum tiyatrolarından doygunluk veren işler seyredebildik. 2016’ya devreden sezonda da pek çoğu devam edecek. Ondan mütevellit seyirci olarak pek çoğumuzun referans aldığı tiyatro yazarlarına, giden yıldan ilk 5’lerini sorduk. Neden sorusunun cevabı da mevcuttur efendim. İyi okumalar iyi seyirler…

Robert SCHILD (“Tiyatro… Tiyatro…” Dergisi)

1) Hayal-i Temsil – İBBŞT
Çok iyi araştırılmış ve ustalıkla kaleme alınmış, oyunculukları da oldukça başarılı, Bedia Muvahhit ile Afife Jale’nin hayali karşılaşmalarını konu alan bir tür “canlı tiyatro tarihi”… Üstelik, ödenekli bir tiyatrodan gelmekle birlikte sanat ile iktidar arasındaki ezeli rekabetin hiç bir zaman ortadan kalkamayacağını göstermesiyle, benim için “yılın oyunu”dur.

2) İmparatorluk Kuranlar yahut “Şümürz” – Hayal Perdesi
Gerek rejisiyle başarılı mekân kullanımı, gerekse olağanüstü oyunculukları ve her şeyden önce, sunduğu çarpıcı iletileriyle, günümüz Türk tiyatrosu yorumculuğunu yurt dışında da başarılı biçimde temsil ettiği için, bence “küçük tiyatrolar” kategorisinde kesinlikle birinci, ancak toplamda ikinci sırada yer alıyor…

3) Bir Yaz Gecesi Rüyası – İBBŞT
En başta o tek renkli ama çok yönlü, gene de minimalist sahne tasarımı ve onunla birlikte neredeyse tüm oyuncuların parmak ısırtan performanslarıyla capcanlı çağdaş bir Shakespeare yorumu!

4) İki Kişilik Yaz – Dot
Konusu ve iletileri açısından nice önemli toplumsal sorunları son derece keyifli bir anlatımla irdelemesi, oyuncularının baş döndürücü bir devingenlikle olayları aktarmaları ve gitarda tıklatılıp söylenen şarkıların oyuna renk ve ritm katması – bunların tümü, bu “21. yüzyıl aşk öyküsü”nü dört dörtlük bir seyirliğe çeviriyor…

5) Personel – Craft
Gittikçe önem kazanan “iş yerinde gizlilik/ruhsal güvenlik” sorunsalını absürd tiyatro biçeminde irdelerken, sahne tasarımı, diyalog düzeni ve çok başarılı oyunculuklarıyla başa çıkan “bir kara mizah” örneği!

Not: Her ne kadar 2015’in son haftalarında vizyona girmişse de, Boğazici Gösteri Sanatları Topluluğu’nun, çok zekice yazılmış ve Türk Tiyatro Tarihi’nin Ermeni öncülerine şapka çıkartan “Kim Var Orada? – Muhsin Bey’in Son Hamleti” oyununu “2015’in en son sürprizi” ve “2016’nın kesin favorilerinden” olarak ayrıca öne çıkarmak isterim…


Bahar ÇUHADAR (Radikal, Hürriyet)

1) Blink – Tatbikat Sahnesi
Uzun zamandır kalbimi heyecanla çarptıran böyle bir iş olmamıştı. Tuhaf bir aşk öyküsü, sarkastik metin (Phil Porter), kıvrak zekalı bir reji (Erdal Beşikçioğlu) ve çok iyi oyunculuklar (Sezin Akbaşoğulları, Ahmet Rıfat Şungar). Muhakkak izlensin!

2) Bira Fabrikası – Moda Sahnesi
İçinden geçtiğimiz bu berbat çağa dair çok güçlü ve eğlenceli bir anlatı. Bir vahşet komedisi. Fildişi Sahilli yazar Koffi Kwahule ile tanıştırdığı için ayrıca kıymetli. Onur Ünsal ve Necip Memili göz yoracak derecede iyi. Gürsu Gür ve sahneye ilk kez bu oyunla çıkan Melis Birkan ile de kıymetli bir tanışma vesilesi.

3) Kim Var Orada? Muhsin Bey’in Son Hamlet’i – BGST
Merkezine Muhsin Ertuğrul’u ve onun Ermeni tiyatrocu arkadaşlarını alan, Muhsin Ertuğrul’un Hamlet ile ilişkisi üzerinden akan çok iyi bir yüzleşme oyunu. Sahi, 1900’lerin başında, Ermeni tiyatrocuların inşa ettiği koca bir tarihi nereye gömdük biz? BGST’den bir ekip çalışması. Başta tiyatro öğrencileri ve tiyatrocular, herkes izlemeli…

4) Tesir – Siyah Beyaz ve Renkli
Çok ama çok heyecan verici bir aşk öyküsü. İngiliz yazar Lucy Prebble’ın metni zekice, Çağrı Şensoy’un rejisi seyirciyi avucunun içine alıyor. Ama en güzeli, yaşadıkları aşka sizi de inandırmakla kalmayıp, kendinizi aşka düşmüş gibi hissetmenizi sağlayan, bir antidepresan deneyinde tanışan iki genç rolündeki Salih Bademci ve Güneş Sayın’ın performansları.

5) Avrupa – Ekip Tiyatrosu
Ne yazık ki ben hayli talihsiz bir ilk gösterime denk geldim ama anmasam olmaz. David Greig’in sınırlar, mülteciler, Avrupa’nın geldiği berbat noktaya dair yazdığı çok güzel metne Cem Uslu ince düşünülmüş bir reji yapmış. Avuç içi kadar bir sınır kasabasında faşizmin nasıl yükselişe geçtiğinin anlatısı…


Betül MEMİŞ (Habertürk)

1) “Hayvan Çiftliği” / Bakırköy Şehir Tiyatroları
“Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşit” bu mottoyla şahlayan kült bir metni ‘yorumlayarak’ sahneye taşımış Şehir Tiyatroları. Sahnelemede, yazarı George Orweli’in karakter olarak karşımıza çıkmasından tutun da oyunculuklara, dekora ve kostüme her bir detay seyir dikizini coşturan bir algıya sahip.

2) “Dil Kuşu” / Destar Tiyatro
Yaşadığımız coğrafya sebebiyle başka güzergaha kayabilecek bir mevzuyu; hem görsel hem de işitsel boyutta, oldukça sade anlaşılır sahnelemeleri büyük başarı. Galisyalı bir yazarın derdini, kendi dil mevzusu üzerine paslayarak hem de bunu ters köşe oyunculuk, yönetmen ve yazarla başaran ekibi tebrik etmek gerekiyor. Kısaca masalsı ve su gibi akan bir oyun olmuş; oyun sonrasında ‘öteki’ ve ‘istenmeyen’ olmak nereye düşer ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi diyorsunuz.

3) “İki Kapılı Ev” / Ekip Tiyatrosu
İnce ve derin bir mevzuya mizah katılırsa neye dönüştüğünün şahidi gibi İki Kapılı Ev… Ekip Tiyatrosu’nun aslında tüm işlerinde bu inceliği ve algısal kıpraşmaları görmemiz mümkün. Ki çoğu zaman ne yazık ki komedi metinler sahnede bayağı hale getirebilirken, Ekip bu işi her zaman edebi ve felsefi boyutta yaparak beyin loblarında patlangaçlar açmayı başarıyor.

4) “Kim Var Orada? Muhsin Bey’in Son Hamlet’i” / BGST
Üstat Muhsin Ertuğrul kadrajında ve BGST yorumunda tiyatro tarihimize geniş kapsamlı bir eleştiri gerçekleştiren oyun, bence bugüne kadar altı çizilmemiş pek çok ayrıntının da büyüteci oluyor. Böylesi bir hikayeyi anlatmaya çalışmak bile seyirciyi yorabilecekken BGST tam tersi her zaman olduğu gibi mevzuyu abartısız oyuncu, dekor, kostüm ve anlatımla gözler önüne sermeyi başarıyor.

5) “Bira Fabrikası” / Moda Sahnesi
Dinamik bir metni, günümüz jargonu kalıplarına sıkıştırmadan ama göndermelerinin alt metnini de oyunculukların tadında oyun halleriyle veren bir anlatımla sahnede endam eden Bira Fabrikası, müziklerinin kulaklara zuhur eden haliyle bile kıvamında bir iş.


Fatma ONAT (Evrensel Pazar – Halkbank Kültür Sanat)

1) İstenmeyen – Ceren Ercan & Gülce Uğurlu
Üç ayrı karakterin düşünsel farklılıklarını incelikli bir dille aktarırken, coğrafik ayrışmaların bu düşünselliği nasıl sınırlandırdığını -genişlettiğini- bir temsil içinde sunduğu ve dekorunu da bu temsile karşılık gelen “yurtsuzluk” teması üzerinden temellendirdiği için.

2) Kabuk – Galata Perform
Sahnedeki maddi malzemelerden arınarak, hayatın rutini içinde fiziksel mesafenin neredeyse olmadığı durumlarda dahi büyük bir yabancılık içinde yaşayan kentli insan hallerinin altını çizebildiği, yaşamsal ayrışmaları başarılı sahne buluşlarıyla aktarabildiği, peşine düştüğü şeyi ses ve bedenin imkânlarıyla anlatabilme marifetini ortaya koyabildiği için.

3) Bernarda Alba’nın Evi – Mek’an Sahne
Lorca’nın klasik metninin içinden Maria Josefa’yı anlatıcı olarak çekip alırken yeni bir yola saptığı, üzerinde atleti ve etekliğiyle evin bütün kadınlarını yeni bir oyun alanına çeken Ahmet Melih Yılmaz’ın etkileyici oyunculuğuna saha olduğu, sahnenin belki de en kadınlı oyunlarından birine başarılı bir queer yorum getirdiği ve bütün bunları yaparken teatral olanı yakalama çabasından taviz vermediği için.

4) Cambazın Cenazesi – İkincikat
Oyun kurmanın diyaloglarla mümkününü sahiplendiği, marifetle yazıldığı, karakterlerini tanıyabildiği bir alandan konuşturduğu, konuşulanların toplumsal zeminini özenle ördüğü; etnik ve dini kodların belirlediği gündelik alanı sempatiyle örerken “ötekileştirme” hallerini üslubunca eleştirmeyi bildiği için.

5) Ormanlardan Hemen Önceki Gece – Biriken
Yağmur altında durmadan yürüyen, durunca ölecekmiş duygusu yaşatan, konuştukça kendini birine, bir şeye, bize anlatan, anlattıkça yükselen, yükseldikçe düşme riski artan bir karakterin kanlı canlı soluğunu sahne üzerinde; yazarı Koltés’in nefesini ensemizde hissettiren bir performans kişisini üretebildiği için.

Evrensel