Taşkışla Sahnesi Oyuncuları: İTÜ Sahne Talebimizi Karşılamalı

36836İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanlığı tarafından çalışma alanları değiştirilmeye zorlanan Taşkışla Sahnesi, fakültedeki herhangi boş buldukları bir alanda diğer üniversite bileşenleriyle karşılıklı sorumluluk ekseninde istediği çalışmayı yapabileceğini göstermek için 1 Aralık Salı günü saat 12.00’da Taşkışla’da herkesin katılımına açık bir prova gerçekleştirdi. Açık prova bittikten sonra “Bundan sonra neler yapılabilir?”i tartışmak için bir forum çağrısı yapıldı. Forumda bu eylemliliklere devam etme, diğer kulüplerle bir araya gelip daha kapsamlı etkinlikler düzenleme gibi öneriler tartışıldı. Forum sonrasında Taşkışla Sahnesi’nden Yağmur Atalan ve İstanbul Üniversitesi’nden Erkin Aydemir’le bu süreç üzerinde konuştuk.

Taşkışla Sahnesinden kısaca bahseder misin?

Yağmur Atalan: Taşkışla Sahnesi, mimarlık Fakültesindeki öğrencilerin kendi fakültelerinde tiyatro yapmak istemesi fikriyle 2006’da kuruldu Her sene kulübe yeni insanlar geliyor ve kulübün üyeleri yalnızca Taşkışla’dan ya da İTÜ’den değil, dışarıdan katılıma açık bir kulüp. Kurulduğundan beri kolektif bir şekilde çalışıyor.

‘PARA KAZANILAN ETKİNLİKLERLE PROVALARIMIZ KALDIRILIYORDU’

Taşkışla Sahnesi kurulduğundan beri bir çalışma alanı problemi var. Biraz çalışmalarınızı nerede hangi koşullarda yaptığınızdan bahseder misin?

Y.A.: Ben kulübe geldiğim sene habitatta – Taşkışla’da yemekhanenin bulunduğu kattaki koridorda- çalışıyorduk. Bu süreçte Habitat holünde çalışma dilekçesi var Taşkışla Sahnesi’ nin. Dilekçe verildiği zaman okul Taşkışla Sahnesi’ne çalışma mekanı sağlıyor; fakat sahnenin çalışma saatine denk gelen bir zamanda Habitat holünde okula para kazandıracak başka bir etkinlik düzenlenebiliyordu. Mesela, dizi çekimi için , gelin- damatların fotoğraf çekimi için ya da okulun piarı için düzenlenen bir konferas için çalışmamız engelliyordu. 2 sene önce 1 gün Habitatta prefabrik cam sınıflar inşa edildi. Prefabrik sınıflar yapıldıktan sonra biz de yukarı katlarda çalışmaya başladık. Üst katta çalışırken de dekanlığa dilekçe vermeye devam ettik.

Herkesin katılımına açık bir prova eylemi düzenleme fikri nasıl gelişti?
Y.A.: Bu sene de yukarı katta çalışmak için dilekçe verdik, dilekçenin yönetim kuruluna sunulmadığını öğrendik. Daha sonra ikinci bir dilekçe verdik, o da onaylanmadı. 30 kişilik ekibin tiyatro çalışması yapması için tiyatroyla alakası olmayan yönetimin uygun gördüğü yer 30 kişinin ayakta dursa sıkışacağı bir mekan, Habitat ara holü. Dekanla son bir kez görüşmek istedik. Zar zor bir randevu ayarladık. Buna rağmen dekan bizle görüşmekten kaçtı. Biz sürekli dekanlıkla iletişim kurmaya çalıştık, iletişimi kesen tarafın bizden kaçmasıyla dekanlık olduğu kanıtlanmış oldu. Bu olay Pazartesi günü oldu ve biz de 1 gün içinde böyle bir eylemlilik planlamaya çalıştık. Amacımız yaptığımız üretimin ne olduğunu, habitat holüne sığmamızın imkansız olduğunu göstermekti.

‘TÜM ÜNİVERSİTE BİZE DESTEK VERMELİ’

Açık provadan sonraki forumda bazı kararlar alındı; tüm kulüplerin sorunlarına değinecek ortak bir etkinlik yapmak gibi. Sizce bundan sonraki süreç nasıl işleyecek?

Y.A.:Taşkışla Sahnesi olarak bir şey başlatmak istedik; zaten herkesin bir derdi olduğu için insanlarını buna eklemleneceğini düşündük. Forumda da gördük, insanlar bu enerjinin sönümlenmesini istemiyor ve bir an önce daha da genişleterek daha ses getirecek yeni şeyler yapmak istiyorlar. Ben önümüzdeki süreçte sadece öğrencileri ilgilendirmekten çıkıp üniversitedeki diğer bileşenleri de içine katan bir şeye evrileceğini düşünüyorum. Tanımlanamayacak bir şey oluşacak gibi geliyor bana, sadece tiyatro kulüpleri ya da kültür sanat kulüpleri değil tüm okulun sahiplendiği bir şey olacak ve yönetimi herkesin kamusal alanları istediği şekilde kullanmasını kabul ettirecek bir şeye dönüşeceğini düşünüyorum.

Geçen yıl dekan- öğrenci buluşmaları düzenlendi bir çok fakültede. Bu taşkışlada’da gerçekleşti ve orada da Taşkışla’da projesi çizilen ama uygulamaya geçirilmeyen bir sahneden bahsedilmişti…

Y.A.: Okul bu sahneyi yapmayacağını açık açık söyleyip tepki toplamak yerine, “siz sponsor bulun, biz yapalım” diyor. Bir yandan da o sahnenin dekanlık tarafından projelendirilmeye başlanmasının amacından bahsetmek lazım; Taksimin göbeğinde ilk belli özelliklere sahip bir sahne olup okulun piarına ve maddi durumuna çok katlı sağlayacak olmasıydı. Hatta bizim bu süreçteki endişemiz sahne yapıldıktan sonra bir de sahneyi kullanabilmek için mücadele vermemiz gerekecek olmasıydı. Daha sonra dekanlığın sponsoru bizim bulmamızı isteyerek bu projeden bir nevi geri adım atmış olmasının sebebi planlanan özelliklerde bir sahnenin Taksim’e yapılmış olmasıydı ve dekan bunu kendi dile getirdi.

Yönetim üniversitenin önemli bir bileşeni olan toplulukların, çalışma alanlarının yerlerini değiştirmeye çalışıyor ve Taşkışla Sahnesi’ne yaptığı gibi İTÜ’lü olmayan üyelerini fakülte içine almamak gibi karkarlar tartışılıyor. Bu konuda düşünceleriniz neler?

Y.A.: Okul yönetimi kulüplere öğrencilerin boş vakitlerini değerlendirebileceği aktiviteler olarak bakıyorlar; oysaki biz üretim yaptığımız bir eğitim faliyeti olarak değerlendiriyoruz kulüp çalışmalarını. Nerdeyse tüm kulüplere dayatılan bir mekansızlaştırma var, bu diğer üniversitelerde de bu şekilde. Hatta sadece üniversitelerde de değil tüm ülkede kültür sanat faaliyetlerine uygulanan genel bir politika var. Belki bu üniversitelerde daha çok hissediliyor; çünkü üniversitelerde öğrencileri bir araya getiren yerler öğrenci topluluklarıdır ve bunu engellemeye çalışıyorlar.

Erkin Aydemir: İstanbul üniversitesinden örnek verelim. ÖKM, her kulübün ihtiyacına göre çalışmalarını yürütebilmeleri için mekan tahsis edilen bir yerdi. ÖKM’ye uzaktan eğitim büroları açarak yavaş yavaş kulüpleri oradan çıkarttılar. Bir kongre merkezi açıldı, orada çalışabileceğimizi söylediler; ama yılda 7 gün bile kullanmamıza izin vermediler. Tabi ki tiyatro üretimi sahne olmadan da yapılır; fakat topluluğun toplanabileceği bir mekana sahip olması gereklidir. Bu tüm kulüpler ve toplulular için geçerlidir.

‘TİYATRO YAPMAK İÇİN SPONSRA İHTİYACIMIZ OLMAMALI’

Forumda bir şirketten sponsorluk istenmesi gibi bir öneri sunuldu. Son olarak sponsorluk konusunda ne düşünüyorsunuz?

Y.A.: Bu çok derinleşebilecek bir tartışma. Kısaca sanat üretimini bir üretim olarak değil piyasaya mal olması gereken bir değer olarak görülüyor. Rektörlüğün seni tanıması ve bazı haklar vermesi için sponsorun olması gerekiyor İTÜ’de ama ben yaptığım üretimin yeterli, haklı ve meşru olduğunu düşünüyorum ve eğer ben bir tiyatro faaliyeti yapıyorsam ve çalışmak için bir alan talep ediyorsam okul bu talebimi karşılamalı. Bunun için bir sponsora ihtiyaç duymamalıyım.

EVRENSEL