Temizlenme Bayramı

47310Yiğit SERTDEMİR

Amatör tiyatroyla ilgilendiğimiz, zihnimizin belki yüreğimizin de daha aydınlık olduğu yıllardayız. Cebimizde birbirimizi doyuracak kadar para, içimizde birlikte büyüyecek kadar sevgi ve düş var. Dekor denen tuhaf dünyayı yaratmak için başkaca kapıları kişileri aşındırmak gibi bir gayret ya da mecalimiz yok. Birincil durağımız oldum olası Eminönü. Yeni bir oyun heyecanı ile dünya kurmaya yönelmişiz. Birlikte yol almışız kadim dostum Ömer ile Beşiktaş’tan Eminönü’ye doğru. Niyetimiz toplamak malzemeleri gezerek ve tamamlamak evreni. Sokaklarında dolaşıp envai çeşit garip nesneyi almışız. Yeni oyunumuzun dekoru bunlar. Peh. Ama dedim ya yok para. Bir hayli ağır sayılabilecek bu tuhaf dünyayı sırtlayıp, Eminönü’den Beşiktaş’a yürüdük. Ama ne inanç. Ter içindeyiz, yorgun. Nihayet Maçka’ya tırmanmak gerek. Soluklanıyoruz Akaretler’in başında. Yanımıza yanaştı yaşı bir hayli olan gülümsemeli aydınlık bir teyze biz beklemedeyken. ‘Merhaba çocuklar, nedir bunlar’ dedi. Öyle ya, ikimiz zaten saçma görünmedeyiz, ellerimizdekiler daha saçma. ‘Dekor’ dedik ‘teyze’. ‘Ah tiyatrocusunuz siz.’ Nefes nefeseyiz, mesleklerimiz de başka lakin sevdik bu yakıştırmayı. ‘Evet, teyze.’ Hayat değiştiren, yahut anlamını var eden kimi zamanlar vardır insan yolculuğunda. Meğerse ona denk gelmişiz. Gülümsedi teyze ve neyi neden yaptığımızı en yalın hali ile tarifledi: ‘Ne güzel şey yaptığınız. Bütün pislikleri topluyorsunuz insanlardan, temizleyip geri veriyorsunuz.’ Gitti sonra. Hayal miydi, gerçek mi bilmem. Ama tutuldu bizim nutkumuz. Kendimizde bir güven, yüzümüzde o yokuşu tırmanacak güç vardı artık. Toplayıp, temizleyip geri verecek yolculuğa yeni bir inançla çıktık tekrar.

NEDEN TİYATRO?

Yirmi yaşında değildim bu anı yaşadığımda. Handiyse 20 yıl geçti. ‘Neden tiyatro’ sorusuna, bu duyduğumdan daha sarih bir yanıt bulmak nasip olmadı. Ne şans! Sokak malum. Yaşadığımız çağ hiç değilse bizim için en acayibi. Bugünler kolay mı geçecek bilmiyorum. Yarınları kurmak kolay mı olacak bilmiyorum. Bilmiyorum demek de güzel kaçış. Sanmıyorum diyeyim dürüst bir avazla. Nerede nasıl yaptığımızın değiştiği bir hayal içindeyiz. Hayaller üretme peşinde. Küçük odalar, koca yükseltiler, 20 kişiye, belki 500. Hayaller. Umutlar. Toplanıp temizlenmek için atılan tiratlar, yapılan dekorlar, üretilen müzikler. Hepsi. Her şey. Kibirle ego ile yoğrulmuş insancıklar da olabiliriz bilinmez. Lakin nihayetinde aynı kapıya çıkıyor eylediklerimiz. Toplanmanın, bir olmanın en yalın hali şu tiyatro denen eyleme biçimimiz. Seyir hep daim ve birlikte alınmakta yol. Yeni yalanlar üretiyoruz yeni gerçekler oluşsun diye. Fazla mı romantik sözlerim? Aman ne gam! İnanıyorum ben bu dediğime. Belki de inanmak durumunda bırakıyorum kendimi kim bilir. Ve yine inancım odur ki her eyleyen de aynı dert ile sıvıyor kolları. Kariyer, yeni bir ev, arabalar değil kimsenin ikbali. Temizlemek, temizlenmek. Tiyatro lazım mı? Ben size sorayım: Size su lazım mı? İçmek için bir yana, temizlenmek için asıl. Lazım diyorsan, sorma neden bu tiyatro denen gayret. Yeni sözler üreteceğiz. Yeni hayaller yaratacağız. Bizden çalınanların yerine yenilerini koyacağız. Birbirimize tanışmadan sözler vereceğiz geleceğe dair. ‘Biriz’ diyeceğiz. Yarın daha güzel olacak diyeceğiz.

Çok mu lazım şu tiyatro denen şey. E lazım ki korkuyor birileri, baş edilemeyecek güçte olduğu malum olduğu için üstelik. Evin suyunu kesseler bir an. Belki bir zaman. Su yine bulur yolunu, gelir odana, yamacına. Ferhad misali çıkar biri de deler Demirdağ’ı ve getirir Arzen’e suyu. Belki aşkından vazgeçerek, belki yeni bir aşk ile tanışarak. Ah diyorum işte tiyatronun ta kendisi. O su akacak bir şekilde bir yol bulup kendine. Ne Ferhadlar eksilecek, ne onu bize anlatan Nâzımlar, ne hayaller. Şimdi susma vakti. Temizlenecek çok şey var. Yazarak başlamalı. Gün bu gün. Yarın daha güzel olacak.

Dünya tiyatro günümüz, temizlik bayramımız kutlu ola!

Evrensel

Yorum


işlemi tamamlayınız: