‘Bebeğin Poposuna Vurulan İlk Şaplaktır Dans’

tans275[Eylem Aydoğdu’nun , Evrensel’de yayınlanan 29 Nisan Dünya Dans Günü vesilesiyle Tan Sağtürk’le yaptığı röportajın bir kısmını paylaşıyoruz.]

Bugün Dünya Dans Günü. Dansın hayallerle yaşamayı insan hayatına fısıldamayı bırakıp, adeta dikte ettirdiğini düşünen, bulunduğu konuma göre devlet opera ve balesinden dahi istifa eden, sadece içinde kendini özgür hissettiği işlere “evet” diyen, kendi çabasıyla dansın üniversitesini kurmayı planlayan, akademilerinde on dört bin öğrenciyi sanatla buluşturan ve tüm akademileri kendisine ait olan, buna rağmen sadece işin sanat kısmıyla uğraşan ve dansın adı haline gelen Sanatçı Tan Sağtürk’le konuştuk.

29 Nisan Dünya Dans Günü’nün  ülkemizde nasıl kutlanmasını isterdiniz?
İsrail’de Karmiel Dans festivali beni çok heyecanlandırıyor. O gün festival değil festivaller organize edilebilir. Çünkü dans sadece sahnede değil sokaklarda da yapılabilir. Bunu biraz da Fransa’daki ‘La Fete De La Musique’ gibi değerlendirebilirsiniz.

Türkiye’de dans deyince ilk akla siz geliyorsunuz, bu size ne hissettiriyor?
Bu benim için elbette bir lütuf. Bir konservatuvar öğrencisi iken bunu hayal edebilmem bile imkansızdı. Bu durumdan fazlasıyla mutlu olduğumu da söyleyebilirim. Ancak bu durum büyük bir sorumluluk veriyor ve gerçekten büyük bir baskı da yaratıyor.

‘HALK DANSIMIZ DA TANGO YA DA FLAMENKO GİBİ TANINABİLİR’

Ülkemizde dansın yerini değerlendirmenizi istesem…
Dans dediğimiz zaman çok geniş bir yelpazeden bahsediyor oluyoruz. Ülkemizde dans dediğimiz zaman ilk aklıma gelen ‘halk danslarımız’ yani folklorumuz içindeki dans olgusu aklıma geliyor. Elimizdeki bu kuvveti görünce bir tango ya da flamenko gibi nasıl dünya da ‘pazarlanamadığını’ anlamakta zorluk çekiyorum. Kalabalık yapılan dansların başka ülkelerde yaygınlaşamayacağını ben de biliyorum. O zaman bireysel yeteneklere bağlı bir çok bölge danslarımızı geliştirmeliydik. Anadolu’dan çıkan sadece danslara değil her değere böyle sahip çıkmalıydık.
Bunun dışındaki ‘bale’ dahil tüm danslar aslında tanıtıldıkça değerini bulmaya başlıyor. Hangi dans kişiye uzak geliyorsa bilinmeli ki o dans yeterince tanıtılmamıştır.

Dansın insan hayatına ne gibi katkıları vardır?
Tarih öncesinden bu yana giderek sırtı dikleşen bir canlı olan insanın ihtiyacı artık sadece karnını doyurmak ve üreme isteğinden ibaret değil. Zevkle yaşamak, rafine bir hayat sürmek ve daha da önemlisi bunu yeni nesile aktarmak… Kısaca mutluluk, entelektüel ve zarafet içinde bir yaşamdan geçiyor. Bunu yaparken bir disiplin kurmak, dağıldığımız noktalarda onun kitabına başvurmak zorunda kalıyoruz. İşte dans tam da tüm bunları bizlere veriyor. Müziğin, sağlıklı hareket etmenin, disiplinin, yaratıcılığın ve hayallerimizle yaşamaya devam etmenin bir birleşimini bizlere sunmayı bırakın adeta dikte ettiriyor. Bu yüzden bir başlayan asla bırakamıyor, bıraksa da hep aklında kalıyor.

‘ULUSAL DANSIMIZLA BALENİN DOKUSU FARKLI’

Balenin bir batı kültürü olduğunu düşünürsek, ulusal danslarımızla baleyi birleştirerek daha fazla talep sahibi olunabilir mi?
Bana göre dokusu örtüşmüyor. Zorlama oluyor. En azından bugüne kadar yapılmış işlerde bence hep böyle olmuş. Bu birleşmeler bir flamenko-klasik bale birleşmesi gibi durmuyor. Ancak bu konuyla ilgili çalışmaların hiç ara verilmeden yapılması. Belki yeni bir yol ya da yollar bulunur diye düşünüyorum.

Akademiler devam ediyor, eğitim anlamında başka projeleriniz var mı?
Üniversite kurmak. Akademilerimizin devamını üniversite ile sağlamak. Şimdi bu çalışma Bilgi Üniversitesinde gerçekleşecek. Sanat ve Tasarım Fakültesi için YÖK’e başvurduk.

Devlet desteği alıyor musunuz?
Devlet desteği almıyoruz. Kurduğumuz okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olmasına rağmen şirket olarak görünüyorlar. Bir tek KDV oranı  yüzde 8’e düştü.

Tan Sağtürk Akademilerin hepsi size mi ait?
Franchise mantığının eğitim kurumlarında işlemediği kanaatindeyim. Kontrolün sağlanmasında zorluk çekilebilir diye düşünüyorum. Bu yüzden tüm okullarımızı kendimiz açtık ve denetliyoruz. On dört bin öğrencinin eğitim operasyonunu yürütebilmesi için bir yönetim odamız var. Bu kurulda bizzat ben bulunmuyorum. Teknik konularda kararları onlar sanatsal konularda ise ben alıyorum. Böylece işletme konusunda kendimi bir hayli rahatlatmış oldum.

Tan Sağtürk Akademilerinizde dansın yanı sıra başka hangi eğitimlere yer veriyorsunuz?
Müzik ciddi bir ölçeğe geldi. Bir senfonik orkestra kurulabilmesi için düğmeye basıldı. Umarım  yakın zamanlarda bunları da görürüz. Bunun dışında drama ve juggling dersleri de rağbet görüyor.

‘SİPARİŞLE İŞ YAPMADIM’

Ülkemizdeki birçok konuya gösterilen sansürden en çok da sanat yara alıyor ve sanat akımları mecburen bir otosansür uyguluyor. Sizin “yapmasak iyi olur” veya “Bunu yapamayız” dediğiniz bir durum oldu mu?
Ben devlet opera ve balesinden istifa ettim. Kendi yolumu çizmek üzere uzun bir yola çıktım. Şu ana kadar kendimi sansürlemek lüzumunda olmadım çünkü hiç bir işimi siparişle yapmadım. Her ne istiyorsam onu yaptım. Ya da bana getirilen bir öneriye ne kadar özgürsem o kadar içinde oldum. Belki de bu yüzden bir çok yerden bulunduğum konuma rağmen istifa ettim.

Devamı için tıklayınız

Evrensel